BolununSesi, ne belediyeden, ne de devletten 1 krş. almadan, tenezzül bile etmeden yaşayan TEK gazetedir

1999 depremini hatırladığımız şu günlerde….

1999 depremini hatırladığımız şu günlerde….
    17 Ağustos 2026

    1999 depremini hatırladığımız şu günlerde…. Üniversitemiz 1992 yılında kuruldu.

    1999 depremini hatırladığımız şu günlerde….

          1999 depremini hatırladığımız şu günlerde….

           Üniversitemiz 1992 yılında kuruldu. Kuruluşun ilk yıllarında yükselen üç fakülte binası, bu ülkenin "1999 depremi" kavramıyla henüz tanışmadığı bir dönemde, eski yönetmeliklerin ve denetim anlayışının ürünü olarak inşa edildi. Bu üç binadan birinin bugün deprem riski gerekçesiyle kullanım dışı bırakılması, bir varsayımın değil, teknik bir tespitin sonucudur. Bu karar, aslında hepimizin bildiği gerçeğin resmî bir itirafıdır: Evet, bu dönemden kalma binalarımız risklidir.

           Ne var ki burada yanıt bekleyen bir soru vardır: Üç kardeş binadan biri boşaltılacak kadar riskliyse, aynı yılın, aynı yönetmeliğin, aynı yapım anlayışının ürünü olan diğer ikisinin durumu nedir? Fizik kuralları binadan binaya değişmez. Yönetimin bu soruya cevabı ise ne yazık ki sessizliktir. Öncelik yeni fakülte binalarına verilmekte, risk taşıdığı herkesçe bilinen mevcut binalar hakkında yıllardır tek bir somut işlem yapılmamaktadır. "Kalan iki bina da yenilenecek" sözünü kaç yıldır duyum olarak işitiyoruz? Oysa duyum, yol haritası değildir; beklenti, plan değildir.

            Daha da çarpıcı olanı, son zamanlarda tanık olduğumuz tuhaf çelişkidir. Bu binaların "yapısal olarak eski" olduğu her fırsatta vurgulanmakta; ancak aynı binaların içinde bugün inşaat sürmekte, eksik yangın tesisatları döşenmektedir. Açık konuşalım: Yangın güvenliği elbette önemlidir ve ihmal edilemez. Ancak yapısal güvenliği tartışmalı bir binaya yangın tesisatı yatırmak, ameliyat bekleyen bir hastaya vitamin reçete etmeye benzer. Hayati olan, vitaminden önce hastayı ameliyat masasına yatırmaktır. Depremde ayakta kalması şüpheli bir binada, yangın tesisatının hangi güvenliğinden söz edeceğiz? Öncelik sırası tersine dönmüştür: önce iskelet, sonra tesisat.

            Bu çelişki, bizi iki sonuçtan birine götürür ve ikisi de kaygı vericidir. Ya "binalar eski" vurgusu, içi gerçek bir endişeyle doldurulmamış retorik bir cümledir; ya da risk bilinmekte, ancak günün işlerine ve görünürlüğü yüksek projelere öncelik verilerek ertelenmektedir. Birinci ihtimalde ciddiyet eksiktir; ikincisinde ise can güvenliği, rutin bürokrasinin ve prestij projelerinin gölgesinde bırakılmaktadır. Her iki durum da bir üniversite yönetiminin taşıması gereken sorumluluk anlayışıyla bağdaşmaz.

            Unutmayalım: Bu binalar yalnızca beton yığınları değildir. Binlerce öğrenci, yüzlerce akademik ve idari personel gününün büyük bölümünü bu duvarların arasında geçirmektedir. 1999'un bu ülkeye öğrettiği en acı ders şudur: Deprem öldürmez, bina öldürür. Bu dersi en iyi bilmesi gereken kurumların başında üniversiteler gelir; çünkü üniversite, geleceği öngörme ve riski akılla yönetme iddiasının evidir. Bu iddia, en önce kendi kampüsündeki insanların yaşam hakkı için geçerli olmalıdır.

            Bu nedenle talebimiz ne aşırıdır ne de mantıksız:

         1. **Raporlar açıklansın.** Hâlen kullanılan iki binanın yapısal durumuna ilişkin tespitler, performans analizleri ve risk değerlendirmeleri tüm bileşenlerle şeffaf biçimde paylaşılsın.
         2. **Yol haritası duyurulsun.** Risk varsa —ki tüm emareler vardır— güçlendirme ya da yeniden inşa için somut bir plan, bütçe ve takvim ilan edilsin; yenileme söylentilerden çıkarıp resmî programa girsin.
          3. **Öncelikler sıralansın.** Bu yol haritası netleşene kadar, iskeleti tartışmalı binalara yapılacak her iç yatırım kararı yeniden gözden geçirilsin. Kamu kaynağı, makyaja değil, çareye harcansın.

           Yeni binalar, açılışlar, büyüyen kampüsler elbette değerlidir. Ancak bir yönetimin birinci görevi, yenisini dikmekten önce, emanetindeki canların güvenliğini sağlamaktır. Prestij projeleri bir gün unutulur; önlenmiş bir felaket ise bir ömür hatırlanır.

           Deprem randevu almaz, bütçe yılını beklemez, açılış konuşması dinlemez. Geç kalmadan öncelik sırasını düzeltelim: Makyaj değil, çare. (Metin bey Allah aşkına siz yorum yapmayın)

    • Yusuf Kavuk17 Ağustos 2026 . 23:37

      Şehrin tamamını kapsayacak bütüncül bir yaklaşım için atılması gereken öncelikli adımlar: ​Şeffaf Yapı Envanteri: Belediye ve Valilik koordinasyonunda, Bolu genelindeki 1999 öncesi tüm yapı stoğunun tarama verileri ve risk haritası kamuoyuyla paylaşılmalıdır. ​Kamu Binalarında Önceliklendirme: Hastane, okul ve kamu hizmet binalarının deprem performans analiz raporları erişime açık hale getirilmelidir. ​Kentsel Dönüşümde "Makyaj" Değil "Güvenlik": Rant veya estetik odaklı yenilemeler yerine, doğrudan yüksek riskli yapıların dönüştürülmesine öncelik veren bir yerel strateji izlenmelidir.
    • Nokta. 17 Ağustos 2026 . 23:36

      Bolu’nun deprem geçmişi ve coğrafi konumu düşünüldüğünde, konuyu sadece kampüs sınırları içinde tutmak resmi eksik bırakır. Üniversitedeki “üçüz binalar” örneğinde ortaya çıkan tablo, aslında kentin genel yapı stoğu ve kamu yönetimi anlayışı açısından mikro bir makettir. ​Kentin genelindeki duruma bakıldığında öne çıkan temel sorunlar ve risk alanları şunlardır: ​Yapı Stoğunun Yaşı ve Hafızası: Bolu, 1999 depremlerini doğrudan yaşamış ve ağır bedeller ödemiş bir kent. Buna rağmen, şehir merkezindeki ve eski mahallelerdeki (İzzet Baysal Caddesi çevresi, Bahçelievler, Tabaklar vb.) 1999 öncesi inşa edilen ticari ve konut yapı stoğunun ne kadarlık kısmının kapsamlı bir performans analizinden geçtiği belirsizliğini koruyor. ​Kamu Binaları ve Hizmet Alanları: Okullar, hastaneler, idari binalar gibi gün içinde binlerce insanın sirkülasyon halinde olduğu yapılarda yürütülen güçlendirme veya yenileme çalışmalarının şeffaflığı kritik önem taşıyor. Tıpkı üniversitede olduğu gibi, kamusal binalarda da "yüzeysel tadilat ve estetik yenileme" ile "derin yapısal güvenlik" arasındaki çizginin net çekilmesi gerekiyor.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Erpiliç

    GÜNÜN SÖZÜ

    Az şey bilirsek bir şeyin doğru olduğuna emin olabiliriz, bilgi artınca şüphede artar.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Abant Pansiyon