bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bayan yanı.. Paşalar.. Kaleci.. O yazı..

  • Bayan yanı.. Paşalar.. Kaleci.. O yazı..

    Saray Sineması temel atma

  • Bayan yanı.. Paşalar.. Kaleci.. O yazı..
  • Bayan yanı.. Paşalar.. Kaleci.. O yazı..
  • Bayan yanı.. Paşalar.. Kaleci.. O yazı..
  • Bayan yanı.. Paşalar.. Kaleci.. O yazı..
  • Bayan yanı.. Paşalar.. Kaleci.. O yazı..
  • Bayan yanı.. Paşalar.. Kaleci.. O yazı..
  • Bayan yanı.. Paşalar.. Kaleci.. O yazı..

     Bayan yanı.. Paşalar.. Kaleci.. O yazı..
     En üst katta, sinemaların bulunduğu Cafe'de oturuyorum.. Lili Gesler ile John Goodman'ın ''Sarışın Bomba'' filminin afişini görünce ''Ulan'' dedim ''Belki bi daha kısmet olmaz; gelmişken gireyim bu filme.. Işıklar söndü film başladı.. Aaa bir de ne göreyim, benim daha önce de izlediğim sinek'li minekli film bu..
* * *
      Küçük bir Fransız kasabası ve o kasabaya gelen panayırcılar konu ediliyor filmde.. Bir de deli postacı François ile kasabanın bandosuna musallat olan sinek var.. 
* * *
      Bando da, Ali çavuş' un ünlü ''Dinar bandosu'' gibi.. Ya da bizim Gazcı Şükrü Amcanın Bandosu.. Yani Şükrü Amcanın Bandosundaki herkes var bu bandoda.. Bir ayağı aksayan yaşlı trampetçi mesela.. Dudağında sigara, dumandan yanmasın diye tek gözü kapalı.. Zabıta amiri Aperis Amca, Zabıta Nurettin Gülderen, Ayakkabıcı Kemal Yüzen.. Herkes yani.. Trombon çalan, Klarnet, Zil, Davul çalan..
* * *
      MARŞ..
      Eski meclisin önünde çekilmiş bir belgesel görmüştüm.. Atatürk ve silah arkadaşları vardı o belgeselde, yabancı elçilik temsilcileri vardı.. Ve Bando'nun çaldığı ''Sivastopol marşı'' ile tozu dumana katarak yürüyen askerler vardı.. 
*
     Sivastopol önünde yatar gemiler,
    Atar da nizam topunu, yerle gök inler.
    Yardımcıdır bize kırklar yediler,
    Sılasına kavuşmaz aslan yiğitler..
*
      Sivastopol Marşı'nı çalan bandonun Bolu Belediye Bandosu olduğu söylenince kulaklarımıza inanamamıştık.. ''Şehit Nazım Bey' in 4ncü Fırka’sına Bolu'da Hediye Bando'' deniyordu alt yazıda.. Bolu'da kurup savaşa sürdüğü 4 ncü Fırkaya..
* * * 
      BAYAN YANI..
      İyi ki bilet alırken ''Bayan yanı olsun'' demişim.. Hahahaha.. Yol arkadaşım çok hoşsohbet biri çıktı.. ''Bolu değişiyor, gelişiyor'' dedi. ''Öğrenci şehri, asker şehri, nezih bir şehir.. “Öyledir!” dedim.. “İlk göreve başladığım yer burası.. Hem çok güzel, hem de çok kötü anılarım olduğu yer.. Bildiklerimizin dışında başka dertler de olduğunu öğrendiğim..”
* * *
      “Beline bağladığı tahta arabasıyla Ali’yi tanıdım.. Bisikletine kamyon direksiyonu takan Deli Bahattin'i, ağzını sonuna kadar açarak ''Aaaaa..! diye bağırırken aynı anda dizine vuran Deli Hasan'ı.. Akpınar'dan arabacı Raşit'in kardeşi'' Aaaa! dedim ''onu bilmiyordum''
* * *
        Kulağıma eğildi “Bir şey daha anlatayım mı size?” dedi ''Ama aramızda kalacaksa..'' “Lütfen! dedim, O nasıl söz! bizden laf çıkmaz..” 
* * *
       ''Askere gitmeden önce bir gece annemi aramış benimki.. ''Eeee '', “Ben onu çok sevdim” demiş.. Yarın askere gidiyorum, gitmeden önce bir sesini duysam'' demiş, ağlamış.. Kızgınlığım geçmemişti, konuşmadım.. Aylar sonraydı.. Saray Sineması’nın temelini attığımız günün gecesi.. Borazanlar’a doğru yürüyorum.. Subay lojmanlarının önünde, sokak lambasının aydınlattığı nöbetçi kulübesine takıldı gözüm..
* * *
      Miğferinin altından tanıdım gözlerini.. Önce hayal görüyorum sandım.. Ama O'ydu.. ''Okaaaaaan ! diyerek koşup boynuna sarılmak geldi içimden.. Yapamadım.. Anıt Park'a daldım ve hızla uzaklaştım ordan.. 
* * *
      ''Siz beni dinlemiyorsunuz Erdoğan bey..! ''Yok! dinliyorum'' dedim, ''Subay lojmanları dediniz de, bir arkadaşım vardı, o geldi aklıma.. Ama, dinliyorum sizi, hikayenizden çok etkilendim..
*
      Gözümde canlanır koskoca mazi,
      Sevgilim nerede ben neredeyim..
* * *
       PAŞALAR.. 
       Geçen günkü yazımdan sonra arayan arkadaşlar oldu.. İçlerinden biri, Fahri Belen Paşa'nın vefatından sonra eski evin bahçesinde toplanan mirasçıları anlattı.. Neco’nun eski eşi Oya Germen'in de torun sıfatıyla bulunduğu mirasçıları.. Tapucular, kadastrocular, ölçücüler, biçiciler.. Ev sahibi Bedri Belen abi sağ olsaymış Cüneyt Arkın gibi ikinci kattan atlar haşat edermiş hepsini..
* * *
     ''Babaannem anlatırdı'' diyor ''Börekçiler Sokağı’nda Sami Bey ve Hüsniye Hanım’ın yaşadığı evmiş orası.. Fahri'nin, Tahsin'in, Necmi'nin Türkan'ın, Nuri'nin ve Bedri'nin doğup büyüdüğü, bahçesinde salıncak kurup sallandıkları ev.. Geceleri komşularla toplanılıp ''kuyu başı'' sohbetlerinin yapıldığı..
* * *
       ''Madem yazıyorsun, madem konu paşalardan açıldı, insan iki satır da İsmail Selen Paşa'dan söz eder'' diyor bana.. ''Aydınlıkevler'deki iş yerinde alçakça bir silahlı saldırıya uğradı der.. Ne bileyim, şehit oldu falan der ya..''
* * *
      ''Bu şehrin yetiştirdiği insanlar bunlar.. Nazmi Karakoç Yeni Sinema’nın arkasından, Fahri Belen Tabaklar’dan, Selen Paşa Karaçayır'dan, Cevat Alpaslan Paşa Aktaş'tan.. Yazılmaz mı bunlar Allah aşkına..?
* * *
       ''Ben olsam'' diyor Börekçiler Sokağı’ndaki Fırıncı Gara Abdullah'ı bile yazarım.. Öyle pideler yapardı ki adam, ''Helali hoş olsun'' deyip, Bolu'yu veresin gelir.. Gondol gibi pideler.. Yelken tak, Büyüksu'da yüzdür.. Plaj'da..! Hahahaha..
* * *
      KALECİ.. 
      Bazen öyle olur.. Bir şeyler yazmak istersin, yazmaya başlamanla bırakman bir olur.. Aklında bin bir cümle dolaşır, hiçbirini yazamazsın.. Yazar silersin, yazar silersin.. 
* * *
       Mahalleye telgraf getiren postacı'' diye başlayacaktım.. ''Kaşla göz arası bisikletini kaçırır, evlerin duvarlarına tutuna tutuna giderdik'' diyecektim.. Tam, ''Rale markaydı balon lastikliydi’’ falan diyecem; Halitoviç'in vefat haberi paylaşıldı Facebook'ta.. 
* * *
       Kalakaldım.. Hani ''Bir devir kapandı'' diye kullanılan bir cümle var ya, bu sefer hakkaten kapandı o devir.. Bizim kuşağın parlak ve çok renkli bir dönemi bu sefer hakkaten kapandı.. Aklımızın ucundan geçmeyecek işler başardığımız bir dönem.. Mutluluklar yaşadığımız, sevinçten havalara uçtuğumuz.. ''Siyah beyaz film” gibiydi biraz.. Küçük şehrin büyük öyküsüydü biraz da.. Gerisi hikayeydi..
* * *
        Sonra Kayıplar başladı.. Altan Doyran’ı, Türkay Abi’yi, Avlacıoğlu’nu, Bilgihan’ı, Cahit Sinan’ı yolcu ettik Büyük Cami'nin önünden.. Sonra diğerlerini.. Abidin'i, Yamalı Muharrem'i, Halit'i.. Güle güle gidin dedik, selametle gidin.. Daha önce gidenlere selam söyleyin kucak dolusu..
* * *
       Halitoviç.. Bir yazımdan sonra arayıp ''Amma sallamışsın ha'' deyişi vardı bir de.. ''Kusura bakma ama, uzaktayım diye iyi sallamışsın..'' Hadi ordan Allah’ın Kalecisi! demiştim.. Hadi ordan Allah’ın kalecisi..!
* * *
       O YAZI..
       ''Tarsus'da ilan ettiğimiz şampiyonluğu, Bolu'da top atışları ile kutluyorduk'' diye başlıyordu sitem ettiği o yazı.. ''Fevzipaşa Caddesi’nin üstünü, berber Fadıl Abi'nin öncülüğünde boydan boya kırmızı beyaz Bayrakla kapattığımız bir gündü''..
* * *
       Acaip kutlamalar yapılıyordu şehirde.. Halaylar çekiliyor, göbekler atılıyordu.. Davulcu Mahir ile Halil'in omzunda 'asma davul'lar.. Sağ elde tokmak, sol elde çırpı.. Halil ''Dombudu, dombudu! çalarken, ona çırpı ile ritim tutuyordu Mahir abi.. Arada bir de kasnağa tıklatıyor.. Klarnetçi Cemal kıpkırmızı, avurtlar şişmiş.. Yanında kemaneci Sadettin; ''gıygıdı gıygıdı, gıygıdı.. Ve iki köçek dönü dönüveriyordu eteklerini savurak.. ''Atlı geliyor atlı / Altında kilim katlı / Dıv dıv dıv dıv dıv..! 
* * *
       Muzaffer Işın'ın odasından pencereyi açıp halkı selamlayanlar; Kamil Bilgihan, Hulki Avlacıoğlu, Altan Doyran.. Balkonda Lütfü, İbrahim, Rabbani, Mendoza, Kuzman, Rıdvan..
* * *
       Ve Halitoviç.. “Hadi bay bay, Hacı Cavcav'' der gibi el sallıyordu ardımdan.. ''Anca gidersin ! der gibi.. Şehrin her yerinden ateşler yükseliyordu.. Şehir yanıyordu sanki, ben yanıyordum.. 
* * *
        Ve bir yolcu otobüsünün en arka koltuklarından birinde bir adam, mendil cebinde 'keyfinin kahyası', defolup gidiyordu şehir'den.. İç cebinde yassı kanyak, elinde orta boy valiz.. Tarih 1 Temmuz 1970.. Ya da 27 Rebiülahir 1390.. Günlerden Çarşamba.. 
* * *
       Hoşca kalın.. 
                                       
 Erdoğan Mühürcüoğlu (04.08. 2017)

 

YORUMLAR Toplam yorum: 5
  • Suleyman Ertan(5.8.2017 10:09:54)

    Ahmet Gazez Tuğamiral

  • Allah Selamet Versin(5.8.2017 05:45:48)

    Ne güzel yazıyorsun Erdoğan abiciğim,  çok keyifle okuyoruz, Allah yolunu açık etsin,  Halitovic in de mekanı cennet olsun..

  • Erdoğan Mühürcüoğlu(4.8.2017 23:12:54)

    Hüseyin ve Çetin beyler, teşekkür ederim, sağ olun..

  • hüseyin kapdan (4.8.2017 21:48:52)

    mükemmel bir yazı daha teşekkürler erdogan bey

  • Çetin Uğur(4.8.2017 21:18:04)

    Yine döktürmüşsün Erdoğan bey, Bir yerde tarihe ışık tutuyorsunuz.Teşekkür ederiz.

YORUM YAZ (Maksimum 750 karakter uzunlukta olabilir)

Diğer haberler

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak
20 Şubat 2011 tarihinde sınava girecek olan
Temel Eğitim kursiyerlerimizin son kayıt tarihi
4 Ocak 2011 günüdür.

20 Şubat 2011 tarihinde Yenileme Eğitimi sınavına
girecek kursiyerlerimizin son kayıt tarihi
11 Ocak 2011 günüdür.