bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Kılavuz

  • Kılavuz

Kılavuz
Sayın okuyucular, bu günkü yazımda –affınıza sığınarak-biraz haddimi aşacağım. Buna densizlik mi dersiniz, ukalalık mı dersiniz yoksa gerçeğin yansımaları mı dersiniz bilemem. Takdir sizlerin.
Sayın okuyucular, Aklımın ürettiği düşüncelerime göre Tanrı, kullarına, EMİRLERİNİ ve ÖĞÜTLERİNİ göz önünde bulundurarak ve bunlara riayet ederek -ki bu duruma ibadet diyoruz- İÇ HUZUR (manevi) ve DIŞ HUZUR (toplumsal birlik ve dirlik) içinde yaşamalarını temin için peygamberler ve kitaplar göndermiştir. Ödül olarak Cenneti, ceza olarak da Cehennemi göstermiştir. Her ne kadar Kutsal Kitabımız’ da 25 peygamber adından söz edilmekte ise de bazı İslam alimlerince 124.000 peygamber gönderildiği belirtilmektedir. Bunlardan dördüne kitap da gönderilmiştir. HZ. Davud’a Zabur, HZ. Musa’ya Tevrat, Hz. İsa’ya İncil, Hz.Muhammed’e Kur’an-ı Kerim gönderilmiştir. Bu bilgiler her ne kadar 26 Ekim 2016 tarihli Bolu Gündem Gazetesi’nde yayınlanan “Benim Dinim” başlıklı yazımda belirtilmiş ise de bu gün tekrar etmemin bir nedeni vardır. Şöyle ki; Bolu medyasından öğrendiğimize göre Bolu’da, ana okullarında, henüz 48 aylık küçük yavrularımıza Bolu Valiliği, Bolu Milli Eğitim Müdürlüğü ve Bolu İl Müftülüğü organizasyonu ile din eğitimi veriliyormuş. Kim veriyormuş? EĞİTİCİLER. Küçük yavrularımıza din eğitimi veren bu eğiticilerin pedagojik formasyonları nedir bilinmiyor. Bolu’da Anaokulundaki o eğiticinin! küçük yavrulara “eğer annelerinizin başları açık ise onların o saçları öbür dünyada yılan olup annelerinizi sokacaklar dediğini, çocuğun da ağlayarak eve geldiğini basından öğreniyoruz ki işte benim bu yazımı yazmamın nedeni de bu diyorum.
Sayın okuyucular, ben Müslümanlığı önce evdeki büyüklerimden ve daha sonra ise köy imamından öğrendim. Bizlere önce şunları öğrettiler; İslam’ın şartları nedir, abdest nasıl alınır, namaz vakitleri ve rekatları kaçtır, namaz nasıl kılınır. Daha sonra namaz Sure’lerini ve dualarını öğrettiler, daha doğrusu ezberlettiler. Ne yılandan ne çıyandan söz ettiler, bizlere İslam’ı sevdirdiler.
Şimdi görüyorum ki sayın eğiticiler, kendi çağ dışı düşüncelerini “yılana” sarılarak küçük yavruların beyinlerini yıkamaya, akıllarını karıştırmaya çalışıyorlar. Olmuyor beyler olmuyor. Atalarımız ne demişler; “acemi nalbant attan eder, acemi imam dinden eder.” İşte İlahiyat fakültesi ve Yüksek İslam Enstitüleri bu nedenle kurulmuşlardır.
Sayın okuyucular, Kur’an-ı Kerim’in Hicr Suresi’nin 99.Ayet’inde, “İnsan ibadet için yaratılmıştır” denilmektedir. İbadet nedir? Tanrı’nın buyruklarının yerine getirilmesidir. Bir kişi hangi dine mensup ise o dinin icaplarını ÖĞRENMESİ ve yerine getirmesi ASILDIR. Bunun İSTİSNASI ise maazallah insanı ateistliğe kadar sürükler ki biz şimdi burada duralım.
Sayın okuyucular, yukarıdaki cümlede belirtilen hatta büyük harflerle yazılarak vurgulanan ÖĞRENME ‘ye gelince; Ben diyorum ki insan doğduğunda beyni, hiç açılmamış, tüm sayfaları bembeyaz bir deftere benzer. Zaman içinde nasıl, arılar yüzlerce-binlerce çiçeklerden topladıkları nektarları kendi yetenekleri ile bala çeviriyorlarsa, insanoğlu da hayatta oradan-buradan ÖĞRENDİKLERİNİ kendi akli yetenekleri ile “bilgiye, fikre, düşünceye” çevirir ve deftere yani HAFIZAYA nakşeder.(Hafıza kelimesi Hıfz kelimesi ile irtibatlıdır. Hıfz saklama, koruma anlamındadır. Hafız kelimesi de bunlarla akrabadır) Nasıl Cebrail’in Hz. Peygamber’imize yönelik ilk hitabı “OKU” olmuş ise - işte ben de arı misali bu çok ileri yaşıma gelinceye kadar OKUYARAK öğrendiklerimi bala çevirdim, bunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bal acı mı tatlı mı bilemem onu takdirlerinize bırakıyorum.
Kutsal Kitabımız’a göre Yaradan’ımız bizlere hem ÖĞÜTLER vermiş ve hem de bizler için YASAKLAR getirmiştir. Öğütler diyorum, bunu Ayet’e dayanarak söylüyorum. Zira Zümer Suresi’nin 27.Ayet’inde “Andolsun ki biz ÖĞÜT alsınlar diye bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik” denilmektedir. Yukarıda Tanrı, kullarının hem kendisine ibadet etmelerini ve hem de dirlik düzenlik içinde yaşamalarını temin için Peygamberler ve Kitap’lar göndermiştir dedik ya bunun teyidi anlamında olmak üzere şu hususu belirtmek isterim. 6666 Ayet’in hemen hemen yarısına yakınında Tanrı “iman edip amel-i salihte bulunanların cennetlik olduklarını belirtmektedir. Amel-i salih nedir diyecek olursanız “iyi “İŞ”ler yapanlar, iyi davranışlarda bulunanlar” demektir. Amele (‘İŞ’çi) kelimesi de buradan gelmektedir. Tanrı ÖĞÜTLERİNİN yanında bazı YASAKLAR da getirmiş ve ihlal edenlerin cezalandırılacağını da ikaz etmiştir. Örneğin; Maide Sure’sinin 51. Ayet’inde aynen “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar, içinizden onları dost tutanlar ONLARDANDIR. Şüphesiz Allah zalimlere yol vermez.” Ayet’teki yaptırım nedir? Onlarla dost olanlar ONLARDANDIR. Peki çoğu kişiler, Yahudi veya Hıristiyanlara “dostum” diyorlar mı demiyorlar mı? Tabii ki diyorlar. Eğer bu ifadede samimi iseler bunun Ayet’teki müeyyidesi (cezası) nedir? ONLARDANDIR. Bana göre bu çok ağır bir cezadır. Bu, sen Yahudi oldun, Hıristiyan oldun demek değil midir. Eğer o kişiler bu ifadelerinde samimi değiller, takiyye yapıyorlarsa kanımca bu da DÜRÜSTLÜĞE sığmayan bir durumdur. Ben şimdi ne dedim? Kral çıplak dedim. Kim bilir ne kadar eleştiri alırım. Ama ne yapayım, Ayet yani Tanrı’nın buyruğu böyle. Takdir sizlerin. Keza Yunus Sure’sinin 27. Ayet’inde “ KÖTÜLÜK yapanlara gelince, kötülüğün cezası misli iledir. Onları zillet kaplayacaktır. Onları Allah’a karşı koruyacak kimse yoktur. İşte onlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır”. Bu Ayet’i okuyunca aklıma kumpas davalarının mimarları geldi, kendi kendime onların vay hallerine dedim. Sayın Cumhurbaşkanımızın zaman zaman söylediği gibi Eyyyyyyy din adamları, ben sizlerin bu ayet hakkında bir kelamınızı duymadım. Yeryüzünde ve özellikle İslam toplumlarında kötülerden geçilmiyor. İslam alemi fokur fokur kaynıyor, biri birlerini katlediyorlar. Babalar eşlerini öldürüyorlardı şimdi de çocuklarını katlediyorlar. Kadının dudağının boyası, saçının görülmesi, eteğinin kısalığı, hatta yürüyüşü, erkeklerle tokalaşması, alkol alınması gibi hususlardaki hassasiyetinizin onda biri kadar “kötüler ve kötülükler” üzerinde dursanız da Yaradan’ımızın, tesisi için peygamberler ve kitaplar gönderdiği HUZUZA kavuşsak olmaz mı?. Kadından söz ettik ya, ona da gelelim; Nur Sure’sinin 31.Ayet’inde “Mümin kadınlara da söyle…görünen kısımları müstesna olmak üzere ziynetlerini teşhir etmesinler… deniliyor. Yine Ahzab Sure’sinin 59.Ayetinde aynen “Ey Peygamber hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış üstlerine dış örtülerini almalarını söyle. Onların tanınması ve İNCİTİLMEMESİ için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir” denilmektedir. Ben burada şunu anlıyorum; Kadınların dışarıda rahatsız edilmemeleri için (incitilmemeleri için) giysilerine DİKKAT etmeleri hususunda ÖĞÜT VERİLİYOR. Görüldüğü gibi “Kötüler” için öngörülen “cehennemliktirler, orada ebedi kalacaklardır” denilmiyor. Hatta Allah bağışlayandır, esirgeyendir deniliyor.
Sayın okuyucular, görüldüğü gibi 6666 Ayet’in , toplumun huzur ve refahını temine yönelik olan bir-kaçını sizlerle paylaştım. Ha bu arada aradım aradım Kutsal Kitab’ımızda kadının saçlarının görülmesi durumunda o saçların öteki dünyada yılan olup sokacağı hususunu bulamadım. Bulan varsa lütfen yazıma yorum göndersin. Sürçü lisan ettikse affola.
                                                   
  İlhami Candemir

 

YORUMLAR Toplam yorum: 2
  • gercekler(13.11.2017 14:01:01)

    Sayın İlhami bey,
    Maalesef din hakkında bilginiz malumun ilanından ileri değil. Dolayısıyla malumu referans alarak yaptığınız yorumlar; vermek istediğiniz duygu ve düşünceyi karşı tarafa aktarmakta yetersiz kalıyor. Bugün istilahi anlam dediğimiz anlamlarlarla içi doldurulmuş, semantik ve etimolojik olarak anlamı bilinmeden yapılan tefsirler yüzünden günümüzde elimizde olan kutsal kitabı bu haliyle anlamak oldukça güçleşmiştir. Arap örf ve adetleri din diye dayatılmaktadır. Bugün ülkemizdeki müslümanların çoğu din,kafir müşrik,iman,ibadet,haram,helal,Allah,islam kelimelerinin gerçekten anlamını bilmiyorlar. Örnek verecek olursam eğer ''namaz'' kelimesi kitabımızda geçmez onun yerine ''salat'' kelimesi var desem pekçok kişi bilmez.

  • BOLUYU SEVEN(13.11.2017 11:18:34)

    İlhami ağbi bu kadar uğraşıp yazıyorsun. Sonuna kadar akuyorum anlaya bilşiyorum. Çok sağol teşekkür ederim.
       Yazıların çok uzun oluyor. Yazının uzunluğuna bakıp okumadan cayanlar olur diye düşünüyorum.
      Dini konularda da seni anlamayanlar olur. Adam ayet nedir, sünnet nedir bilmiyor. Toplumun çoğu kulaktan duyma bilgilerle dinini yaşıyor. Açıp araştıran yok. Karşısında kimki yasaklı bir dini kural söylüyorsa ona tapıyorlar işte.
    Yazıyı okumak için boyutuna bakanları korkutma. Kolay gelsin. Ben her türlü okuyacağım.

YORUM YAZ (Maksimum 750 karakter uzunlukta olabilir)

Diğer haberler

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak
20 Şubat 2011 tarihinde sınava girecek olan
Temel Eğitim kursiyerlerimizin son kayıt tarihi
4 Ocak 2011 günüdür.

20 Şubat 2011 tarihinde Yenileme Eğitimi sınavına
girecek kursiyerlerimizin son kayıt tarihi
11 Ocak 2011 günüdür.