bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

İnci de Boccard-Özalp

  • İnci de Boccard-Özalp

       

     İnci de Boccard-Özalp       

       Sevgili Bolulu’lar…..

        Kendisine; ‘Sizi, Abant gölünde ki Nilüfer çiçeklerine benzetiyorum’ dedim. Hani var ya, Bolumuzun sembolü, geceleri kapanıp suyun altına giren güneşin doğuşu ile tekrar yüzeye çıkan ve hiç kirlenmeyen o zarif mis kokulu, nadide ve çok özel olan Nilüfer çiçeklerine….

      Çünkü, baktığınızda size huzur veren bir yüzü ve ışıl ışıl parlayan gözleri var güzel kalpli, güzel yüzlü Hemşehrimiz İnci Hanımın….

       Başarılı bir iş kadını olmasının yanında, müşfik bir insan… Dünyalar güzeli üç çocuğunun, torunlarının ve tabi ki kırk yıllık değerli eşinin bir tanecik İNCİ’si…

        İnci de Boccard-Özalp’i başkanlığını yaptığı İsviçre-Türk Derneği’nin medyadaki haberlerinden ve yaptıkları organizasyonlardan tanıyordum, fakat tanışma fırsatını çok sonra yakaladım.

       Onbir yıllık Cenevre geçmişimde aynı hastanede dünyaya geldiğim, aynı şehirde çocukluğumuzun geçtiği hemşehrimle karşılaşmamız, konuşmamız ve hayat hikayesini dinlemek, hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığı gibi bir tesadüf olamazdı. Bolu halkı hemşehrisini tanımalıydı, ben buna vesile olmalıydım ve yoğun işleri arasında yaptığımız sohbete sizler de tanıklık etmeliydiniz.

 

         İnci de Boccard-Özalp kimdir?

       -Tıbbiyeyi bitiren, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doktor Fikret Ayhan Özalp Bey’in, Diyarbakır mecburi hizmetinden sonra tayininin memleketi Bolu’nun Gerede ilçesine çıkması ile Gerede serüveni başlayan Özalp ailesinin 1956 yılında dünyaya gelen üçüncü evlatları, bir tanecik kızlarıdır.

       Gerede deyince aklınıza gelenleri ve çocukluğunuzu biraz anlatır mısınız?

       -Meydanda siyah, ahşap bir evde oturuyorduk… Çok kar yağardı ve soba… Annemin küçük bahçesinde diktiği sebzeler ve çiçekler… ve tabi ki Esentepe…. Hafta sonları anne ve babalarımızın özenle giyinerek bizleri de özenle hazırlayarak götürdükleri piknik yaptığımız o güzel Esentepe… Düşünüyorum da annem, sobalı bir evde, çamaşır makinesi olmayan o zor yıllarda eşini ve çocuklarını titizce giydirir kendi diktiği elbiselerle şık olmamız için özenirdi…. (İçini çekiyor İnci hanım ve ‘şimdiki çocukların törenlere bile saygı duyulmadan t-şirtlerle geldiklerini görünce üzülüyorum’ diyor)

 

       Eğitim hayatınız?

      -Çocukluğumun ilk beş yılı Gerede’de geçti. Sonra bize İstanbul yolu görünmüştü. Avusturya Kız Lisesi’nin imtihanını kazandım ve lise tahsilimi bitirdikten sonra ülkemizin içinde bulunduğu kaos ortamında lisan bilme avantajımı kullanarak yüksek tahsilimi yapmak üzere İsviçre’nin Fribourg şehrinde okumaya gittim. Arkadaşlarım vasıtası ile tanıştığım Georges de Boccard ile evlenip Cenevre şehrine yerleştik ve Cenevre üniversitesi İktisat bölümünden Fransızca bilmememe rağmen çok zor olsa da mezun oldum. Gerede’de doğma kuvveti olsa gerek. :))) İki kızım okurken, oğlum da Avrupa Ekonomisi masterımı yaparken dünyaya geldiler.

         (İnci hanım , İsviçre’nin aristokrat ailelerinden olan’ de Boccard ‘ailesine gelin olarak belki de bir ilke imza atmış ve evliliğini kırk yıldır mutlu bir şekilde sürdürmektedir…)

       Başarılı bir doktorun kızı olmak ve başarılı bir doktorun eşi olmak nasıl bir duygu biraz anlatır mısınız ?

        -Çok zor, dünyanın en zor mesleği bence Doktor’luk. Söz konusu olan insan hayatı ve sağlığı… Tabi çok güzel ama evlat olarak da eş olarak da fedakarlık gerektiriyor. Rahmetli babam çok çalışırdı, çok hayırsever bir doktordu, bir kez Gerede yakınlarında meydana gelen bir kazada Amerikalı bir aileye müdahalede bulunmuş, tedavilerini yapmış kazazede gitmek üzere hazırlanmış ‘borcum ne kadar’ diye sormuş… Güzel yürekli babam ‘borcunuz yok’ demiş. O arada hemşire hanım kulağına eğilerek ‘Doktor bey böyle durumlarda para almalısınız’ diye babama fısıldamış… Sonra yıllar sonra evimize bir paket gelmişti Kanada’dan bir teşekkür mektubu ve yolunuz düşerse bekleriz daveti… Kulağımıza gelirdi babamın birçok hastasından para almadan muayene ettiği…

 

       Eşim Georges ile nikahımız Bolu’da kıyıldı. Nikah şahidimiz babamın yakın arkadaşı Dr. Abdullah Öğretmenoğlu’ydu. Abant, Çizmeci Motel hatıralarımın en güzel köşesinde… Doktor eşi olmak da kolay değil ama eşim Georges‘da dünya iyisi bir insan, Türkçe’yi bir Türk’ten daha güzel konuşuyor ve Türkiye’yi çok seviyor.

 

        Unutamadığınız bir anınız var mı Gerede -Bolu ile ilgili?

        -Biz tahsil nedeniyle Bolu’dan ayrıldık ama ben hemen hemen her hafta sonu babamı görmek için Bolu’ya gelir, karlı Bolu dağlarını Varan otobüsü ile aşar, altı saat gidiş, altı saat dönüş de olsa hafta sonlarımı Bolu’da geçirirdim. İki ağabeyimi de görmek fırsatını bulurdum. Seneler önce babam bir gün beni arayıp ‘sana ait bir şey bulmuşlar’ dedi, çok merak ettim… üzerinde İnci Özalp yazan çocukluk künyemi bulup babama ulaştırmışlar, kimin bulduğunu bilmiyorum, şahsen teşekkür edemedim fakat inanılmaz mutlu oldum.

 

       Derneğiniz ve Bolu Gerede’de bir okula yaptığınız kitap yardımından bahseder misiniz?

       -Hayattan aldıklarımı başkalarına vermeye hazır olduğum zaman kendimi İsviçre-Türk Derneği komitesinin içinde buldum. Beş yüzün üzerinde üyesi olan bu dernekte en çok üzerinde çalıştığımız ve önemsediğimiz şey çocuklarımızın okuması. Kitaptan alınan kültürün bilgisayarlardan alınan kültürle alakası yok bu yüzden geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımız mutlaka okumalı!

       Kitap yardımı projemizde Filiz Hanım’ın yardımıyla doğduğum yöreye, babamın memleketine ışık taşımak istedim ve Seyit Mithat Dayıoğlu Ortaokulu’nun boş olan kütüphanesini doldurduk ve Gerede Sağlık Meslek Lisesi’nin ihtiyacı olan kitaplarını temin ettik.

        Kötü haberlerin arttığını, dünyanın kötüye doğru gittiğini, umutlarınızın azaldığını düşünüyorsanız Nilüfer çiçeklerine bakın, kirli sularda nasıl da kirlenmeden kaldıklarına ve kalbi nasıl kuvvetlendirdiklerine…

       İnci çiçeklerine bakın, ne kadar azalsalar da köklerinden çoğalarak bulundukları alanı kapladıklarına ve etrafa yaydıkları mis gibi kokuya…

        Bizim İnci’lerimiz var hayırsever babalarının elini alan… Doğdukları toprakları unutmayan, memleketinden bahsederken gözleri dolan ve yoğun işleri arasında bile hemşehrisine vakit ayırıp onunla sohbet eden… Hiç eksik olmasınlar…

                               Filiz Sarıkaya Yılmaz 

YORUMLAR Toplam yorum: 3
  • Selim ileri (16.1.2018 13:52:35)

    Gençler bu haberleri okumalı! Dünya da böyle iyi insanlar var bunu görmeli. Çok akıcı bir yazı için teşekkürler

  • Fethi Altan(16.1.2018 13:41:44)

    Hayat  tesadüflerle  dolu. Sen  kendin  her  halinle  örnek  birisin. Yaşantın  boyunca  sevdiğin  kişilerle  karşılaşman  temennisiyle  selamlarımı  iletiyorum.  

  • Murat GÜCÜM(16.1.2018 09:55:56)

    Kaleminize yüreğinize sağlık. İyi rol modellere o kadar çok ihtiyacımız var ki. Teşekkürler.  

YORUM YAZ (Maksimum 750 karakter uzunlukta olabilir)

Diğer haberler

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak
20 Şubat 2011 tarihinde sınava girecek olan
Temel Eğitim kursiyerlerimizin son kayıt tarihi
4 Ocak 2011 günüdür.

20 Şubat 2011 tarihinde Yenileme Eğitimi sınavına
girecek kursiyerlerimizin son kayıt tarihi
11 Ocak 2011 günüdür.