bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Han.. Ağrı’da.. Kahya..

  • Han.. Ağrı’da.. Kahya..

    1964 Kapalı Spor Salonu temel atma töreni..

  • Han.. Ağrı’da.. Kahya..
  • Han.. Ağrı’da.. Kahya..
  • Han.. Ağrı’da.. Kahya..
  • Han.. Ağrı’da.. Kahya..
  • Han.. Ağrı’da.. Kahya..
  • Han.. Ağrı’da.. Kahya..
  • Han.. Ağrı’da.. Kahya..

    Özel İdare personeli

     Han.. Ağrı’da.. Kahya..
       Vay bee ! dedim, ''bunu bizden sakladılar demek.. Meğer bir de ''Mansur Efendizade'' Hanı varmış Bolu'da... Bağdat'tan İstanbul'a gidecekken eşkiyalar yüzünden yola devam edemeyen ve bu handa 14 Kasım 1705 Cumartesi günü vefat eden Abdullah Efendi'yı okurken fark ettim ben de.. 
* * *
        Bekir Sıtkı Erdoğan'ın ''Hancı'' şiirindeki gibi bir hikaye.. ''Garibim, her taraf bana yabancı'' gibi, ''Bende bir resmi var yarısı yırtık'' gibi, ''Öteyi ne sen sor ne ben söyleyim'' gibi.. Geride eski bir çanta kalmış Abdullah Efendi'den.. Bir küçük not defteri, para kesesinde boynu bükük bir mühür..
* * * 
      Baktım da; Sadece Bolu dağı değil, şehir merkezi de pek tekin değilmiş o yıllarda.. Bir ''Derebeyi Mustafa'' amca var ki, Vahşi Batı'nın en psikopat silahşör'ü Clay Allison gibi.. ''Yürümesi hoşuma gitmedi'' diye adam öldürüyor , ''rüyama girdi'' diye infaz ettikleri var.. Ve öldürdüğü adam sayısı kadar top attırıyor Hisar'dan.. 3 adam öldürdüyse 3 pare, 5 adam öldürdüyse 5 pare..
* * *
      Merak edip araştırırken evinin fotoğrafı çıktı karşıma.. Her gün inip çıktığı merdivenleri, su içtiği sürahiyi, defi hacetini giderdiği Hela'yı gördüm.. ''5 pare top atılsın Hisar'dan! diye kükreyişini duyar gibi oldum.. Ve ''Nalınlar'' vardı tuvaletinde.. Çocukluğumun kabusu tahtadan oyulmuş ayakkabılar.. Bazı evlerin tuvaletinde görünce, canlanıp peşime düşecekler zannettiğim.. 
* * *
        İŞ HANINDA..
        Öleceğim aklıma gelirdi de Ağrı'da, yarı karanlık bir iş hanının ikinci katında, hiç tanımadığım biriyle Bolu'yu konuşacağım aklıma gelmezdi.. Müzik aletleri satılan mağazanın açılmasını bekliyoruz bir arkadaşla.. Bolu'yu dinliyorum ondan, gözlerim kapalı.. Kız öğretmen okulunu anlatıyor bana, okulun ders aralarını bildiren kampanasını, müzik hocası Cemil beyi, ve onun piyanosu eşliğinde söyledikleri ''Yüzbaşılar'' türküsünü.. O kadar iştahlı anlatıyor ki, dili damağı kurudu adamın.. Tamamen Fransız olduğum bir konu.. Ne Cemil Hoca'yı tanıyorum, ne de ''yüzbaşılar'' Türküsünü duymuşluğum var.. 
* * *
       ''Nalbantoğlu Oteli''nde kalmışlar Bolu'ya kayıt için geldiklerinde.. En çok aklında kalan da otelcinin kimseyi ayakkabı ile içeriye almadığıymış.. ''Daha otelin önündeyken ayağımıza terlik veriyordu adam'' diyor..
* * *
        KAHYA
       Şehir Sinemasının arkasındaki garaj'dan' Ankara otobüsüne binmeye hazırlanan birinin fotoğrafı vardı, onu arıyorum.. Delirecem! yok.. Merdivenden otobüsün üzerine tırmanıp valizleri yerleştiren muavinin olduğu fotoğraf.. Ve Gölyüzü Mahallesi’nden Sabri abi'nin valizleri ona uzatarak yardım ettiği.. Bolu Gençlik Kulübü’nün ''Top geçer adam geçmez'' Sabri abi'si.. 
* * *
        Fotoğrafı ararken baktım da bugün hiç bir şey kalmamış o zamanlardan.. Geçtiğimiz yıl gittiğimde de fark etmiştim bunu.. Yaşlılar bu dünyayı çoktan terk etmişler, yaşıtlarımız da ''hayat mücadelesi'' deyip çeşitli şehirlere dağılmışlar.. Bizim ev bile yoktu yerinde.. Bahçedeki ''yatır'' vardı sadece.. Ve onun hatırına ayakta durmaya çalışan mezar taşı..
* * *
       Musluğu sökülüp ağzı çimento ile kapatılmış çeşme, İmar yasağı yüzünden, viraneye dönmüş ahşap ev.. Bahçesinde çürümeye terk edilmiş Anadol.. Ve ''Anadol''un olmayan camlarından dışarı fışkırmış bol çiçekli erguvan dalları.. İtfaiyeci Ahmet çavuşun klarnetinden ''Gün batar, kuşlar döner'' şarkısı dinlediğimiz balkonu vardı o evin.. Onun, Bando Şefi Turgut Bey'den emanet aldığı ve bir gazeteye sarıp eve getirdiği klarnetten.. Aktaşlı deli Remzi'nin babasıydı İtfaiyeci Ahmet çavuş..
* * *
      İKİNCİ BÖLÜM..
      Bir sigara yakıyor. ''insanın kapısının çalması başka şey hemşerim'' diyor.. Hiç ummadığın anda bir dostun çıkıp gelmesi... ''Bir çay koysana,'' demesi.. Ya da ''aklıma esti, çıktım geldim'' demesi.. Yok, onu demedim hemşerim.. İnsanın diyorum, insanın kapısı çalmalı.. Telaşa düşmeli insan.. Bir çay suyu koymalı.. İki bardak çıkarmalı.. Onu diyorum..''
* * *
       En çok ''ben yalan söylemem'' derken yalan söylüyor insan.. ''Çok sevdim ben bu şehri'' diyorsun ya ! Yalan! Nereye seviyorsun? Her sabah hiç alışık olmadığın bir coğrafya'ya uyan; İkide bir aç haritayı ''ben nerdeyim yav? diye sor kendine, sonra da ''çok sevdim ben bu şehri..! Yemezler..!
* * *
       Çay geliyor.. Tabağın kenarında limon dilimi, içinde nane yaprağı.. Fincan bana bakıyor ben fincana.. Bolu'daki kıraathaneleri anlattırıyorum ona.. Bizim kuşağın sokak ve kahve kültürü edindiği yerleri.. Orta yaşın üstündekiler için Tos Ahmet'in kahvesi, gençler için Demokrat kahve vardı diyorum.. Emniyet kıraathanesi, Hacı beş para'nın yeri, Üner'in lokali.. Tos Ahmet'in kahvesi'ne çok gülüyor.. Ben de onun bizim Süleyman abi'ye olan müthiş benzerliğine..
* * * 
       Bahar Sineması’nda Erol Taş’a sinirlenip sigarasını perdeye mermi gibi fırlatan adamdı Süleyman abi.. Rol modelimizdi.. Sultan Hamamı’nın üzerine tırmanıp içersini gözetlemek de dahil pek çok şey öğrendik kendisinden.. Kadın kısmının anotomisini onun kaldırıma çizdiği şekillerden öğrendik.. O, ''Şekil (a) da görüldüğü üzereee'' derken nefesimizi tuttuk helecandan.. Maalesef o askere gitti, ve o muhteşem bilgi akışı kesildi.. İlkokul 4’teydi askere giderken.. 
* * *
     Topal Abdullah’ın otelinden yumurta pazarına, oradan Koca Salih'in evine uzanan sokaklar.. Köşe başındaki evin ikinci katında Sadık Usta.. Boynunda mezura, elinde makas.. Ve penceresinde hiç kapanmayan radyosunda şarkıların en divanesi, en şahanesi.. ''Gözlerine şarkı seçtim / Senin için candan geçtim..'' 
* * *
        Koca Salih'in oğlu Arif vardı Bosfor Turizm'de.. Niyazi usta da çalıştı orda.. Rahmi Maçka, Atilla Önal, Cevat Abi.. Ne pantolonlar giydik Cevat abi'nin yurt dışından getirdiği.. Ne gömlekler giydik, çift pensli, genç işi.. ''Kızlar bizi çilek gibi kapışsın'' diye ne parfümler sürünüp çıktık Lise bayırına, Altın Damla'lı, Kara Kedi'li, Zambak'lı.. Benimki Papatya'ydı.. Papatya yok muydu..?
* * *
       Hahahahaha..! ''Fülüsisüfli'' adında bir köyümüz varmış; duydunuz mu? Ben de bir arkadaştan öğrendim.. Öldürecek beni bu şehir yav.. Sadece ''Fülüsisüfli'' olsa gene iyi, bir de ''Fülüsiülvi'' var.. Kim bulmuşsa bu isimleri Allah'ından bulsun.. Biz daha ''Şemsi Ahmet Paşa'' Caddesi'' bile diyemezken.. Bir de kekeme isen boku yedin zaten af edersin.. Kıvran dur artık vergi dairesinde.. Memur da kıvransın dursun.. Tövbe estağfurullah.. 
* * *
       Baktım da 1967 Bolu il yıllığında var bu köyler, Fülüsiülvi Köyü’nün muhtarı Selahattin Erdemir, Fülüsisüfli Köyü’nün muhtarı Bayram Yavuz.. Her iki köy de merkeze bağlı.. Neyse..
* * *
       Neyse, bugünlük de bu kadar.. Aslında Halil Ağaların Hatçanım'ın bahçesindeki Türbeyi de yazacaktık bugün.. Onun yaraları yalayan ''Şifacı Kedileri''nden bahsedecektik.. Olmadı, kısmet değilmiş.. Küpeli Ayşe Hanım satamadığı elbiseleri ''belki müşteri çıkar'' diye kaplıcada giyer teşhir edermiş'' diyecektik, o da kaldı.. 
* * *
       Ve en önemlisi; ''Bir ince sızı'' diyecektik bugün.. ''Bir Liseli esmer kız vardı Konuralp Caddesi’nde'' diyecektik.. ''Gözleri yıldız yıldız'' Atatürk Bulvarı’ndan sağa, Konuralp Caddesi’ne dönüyorsun, biraz ileride soldaydı evleri'' diyecektik.. Göz yaşları sel oldu cenazesinde diyecektik.. Sınıf arkadaşları, öğretmenleri vardı evin önünde, astım krizi'ni atlatamamış diyecektik.. 80'li yılların sonuydu galiba diyecektik..

      Bir liseli esmer kız 
      Gözleri yıldız yıldız,
      Çocuksu dudakları
      Bin sırla bükülürdü..

       Hoşça kalın..   Erdoğan Mühürcüoğlu (06.04.2018)


 

YORUMLAR Toplam yorum: 4
  • HÜSEYİN KAPDAN(8.4.2018 20:57:17)

    teşekkürler erdogan bey

  • erdoğan Mühürcüoğlu(7.4.2018 16:56:33)

    Teşekkür ederim Mehmet Kain hocam, sevgili komşum.. Geldiğimde çayını içmeye uğrayacağım inşaallah.. Bu arada 1nci fotoğrafın Kapalı Spor Salonu değil Eski Hastanenin arkasındaki yuvarlak binanın (polikliniklerin)temel atma töreni olduğu uyarısı aldım..Kamuran'cım düzeltir artık.. :)

  • m.karadaş(7.4.2018 12:52:42)

    Yazılarınızı isteyerek ve beğenerek takip ediyorum. Gerçekten mükemmel bir anlatımla geçmiş yılları günümüze aktarıyorsunuz...Bundan daha güzel ne olabilir... Teşekkürler...

  • Mehmet Kain(7.4.2018 11:44:12)

    Yazılarınızı heyecanla,merakla okuyorum.çoğu bilgileri ,olayları hatırlıyorum.kaleminize sağlık.selamlar.Mehmet Kain.Bolu.

YORUM YAZ (Maksimum 750 karakter uzunlukta olabilir)

Diğer haberler

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Abant Butik Otel Abant Otel Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak
20 Şubat 2011 tarihinde sınava girecek olan
Temel Eğitim kursiyerlerimizin son kayıt tarihi
4 Ocak 2011 günüdür.

20 Şubat 2011 tarihinde Yenileme Eğitimi sınavına
girecek kursiyerlerimizin son kayıt tarihi
11 Ocak 2011 günüdür.