bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Yaza veda ederken!

Uzaklardan

Cumhur Bandakçıoğlu

cumhurb@yahoo.com

    Yaza veda ederken!
      Uzun bekleyişlerin ardından kavuştuğumuz 2017 yazına da artık veda ettik. 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Kurban Bayramı'nın yüzü suyu hürmetine ülkemiz yaz tatiline dolu dolu ve doya doya bir veda yaptı. Büyük şehirler boşaldı, kimisi memleketlerinde aile büyükleriyle kavuşurken (Sıla-i Rahim), kimisi senenin son denizini yapmak üzere sahil bandına akın etti. Deniz tutkunlarının ciddi bir bölümü de, bu yıl 30 Milyon turisti ağırlayan komşumuz Yunanistan'ı tercih etti!
       21. Yüzyıl ve 20. Yüzyıl'ın son bölümünün ülkemiz ve insanımız adına pek de umut verici olmadığını düşünenlerdenim. Büyük şehirlerdeki aşırı göç ve nüfus artışının etkisiyle ağırlaşan hayat şartları, büyük şehirlerimizi çekilmez ve yaşanmaz bir noktaya sürüklemekte olup, en kısa bir tatilde bile insanlarımız şehirden kurtulma arayışına girmektedir. Aslına bakarsanız büyük bir dram yaşamaktayız! Biz de her bayram olduğu gibi tercihimiz Sıla-i Rahim’den yana kullanarak geçtiğimiz Çarşamba günü sabahın erken saatlerinde rotamızı Bolumuz’a (Kutsal Topraklar) çevirdik. Bayram tatilinin çok önceden başlamasına rağmen, yol bir hayli kalabalıktı. Özellikle, midibüs, minibüs ve hafif ticari araçlara tıka basa doluşmuş aileler, trafiğin ciddi bir bölümünü oluşturmaktaydı. Üzülerek söylemek istiyorum ki bu araçların üzerinden toplumsal bir sınıf yaratıldı. Yol boyu benzin istasyonları ve servis alanları oldukça hareketliydi. Her bayram olduğu gibi çöp yığınları oluşmuştu. Ülkemiz adına oldukça üzücü manzaralarla karşı karşıyaydık.
        Bolu’ya, Kalıcı Konutlar Kavşağı’ndan giriş yaptım. Ticaret Odası önündeki dönel kavşağa yapılan Bolu'nun ve Abant'ın simgesi olan Abant Alası temalı çalışma hemen dikkatimi çekti. Fikir ve eser güzel, tek beğenmediğim yanı kullanılan malzeme. Şehirlere değer ve ağırlık kazandıran heykel ve sanat eserleri, genelde tunç ve bronz gibi metallerden dökülerek yada mermer ve beton malzemelerden yapılıyor. Muhakkak ki işin maddi boyuta da var ama kalıcılık ve uzun ömürlülük adına, mevcut malzemenin isabetli olmadığını düşünüyorum. Arife günü ve Bayramın birinci günü Bolu’ya yakışır sert bir hava vardı daha sonra havamız ısındı. Bugün, yani Bayramın 3. günü Temmuz sıcağını yaşıyoruz.
      Bolu'nun bir zamanlar en müstesna mahallesi olan Bahçelievler her geçen gün biraz daha betonlaşıyor. Milli mimarisini oluşturamayan ülkemiz ve yerel mimarisini oluşturamayan ilimiz, Bahçelievler'i de birbirine benzemez binalarla doldurdu. Değişen kuşaklar maalesef büyük bir aymazlık içinde. Anneleri, babaları, dedeleri ve ninelerinin o gül kokan bahçeleri üzerine kondurdukları apartmanlarına bir metrekaresinde bile yeşil alanı fazla görüyor her yere parke taşları ve betonlarla kaplatıyorlar. Bu, toprak sahibi ve müteahhit dayanışmasına belediyemizin bir şekilde engel olması lazım. Ya da Bahçelievler'in adını değiştirmesi lazım. Yukarıda dediğim gibi 21. Yüzyıl ve 20. Yüzyılın son dilimi bu ülkenin insanına iyi gelmedi. Benliğini kaybetti. Doğa katliamına ve betonlaşmaya teslim oldu. Bu gidişle huzuru ve dingin bir doğayı yaşamak ve dinlenmek için Yunanistan'ı daha çok tercih edeceğiz gibi duruyor.
                                                Cumhur Bandakçıoğlu 

 


Yazarın diğer yazıları:

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak