bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Hayallerimin sergisi

KONUK YAZAR

Konuk Yazar

Konuk Yazar

Sayın okuyucular, hayal, insanoğlunun arzu edip de ulaşamadığı veya ulaşması çok güç olan özlemlerinin düşünce bazında ürettiği “bir başka dünya”dır
İşte ben de bu günkü yazımda bazı gerçeklerle bazı hayallerimi bir buket halinde sizlerle paylaşmak istiyorum;
Bilindiği gibi bu gün tüm Türkiye’yi meşgul eden olayların başında referandum gelmektedir.
Referandum çalışmaları çok hızlı ve maalesef çok da kırıcı başladı. Hayır diyenlerin ve diyeceklerin ne vatan hainlikleri kaldı, ne terör örgütleri ile işbirliği içinde oldukları kaldı. Hatta sayın CUMHURBAŞKANIMIZ dahi hayırcılar “15 Temmuz’un yanında yer almış olurlar” diyebilmektedir. Rahmetli ninem iki kişi biri birlerine kötü söz söylediğinde “söylemeyin sonra nasıl yüz yüze bakacaksınız’ derdi. Şimdi o sözü hatırlıyorum da ben referandum bittikten sonra bu siyasiler nasıl yüz yüze bakacaklar ki diyorum. Neyse bu onların vicdani ve insani sorunu dedikten sonra geçelim bir başka hususa.
Gördüğüm kadarı ile evetçilere devletin tüm olanakları seferber edildi, devletin tüm kapıları ardına kadar açıldı, hayırcılar ise ya soluğu ceza evinde aldı, ya memuriyetten atıldı, ya da propaganda yapabilme fırsatı verildi. Bunun en tipik örneğini dün yaşadık. Hayırcıların yanında yer alan eski İçişleri bakanımız sayın Meral Akşener’in Çanakkale’de kapalı salonda yapacağı propaganda çalışması ,hem otel sahibinin son dakikada sözleşmeyi iptal girişimi ve hem de elektriklerin kesilmesi olayı ibret-i alem için demokrasi tarihimize kara bir leke olarak yazılacaktır.
Ben bir başka yazımda bu koşullarda oluşacak milli irade kirli irade olur demiştim. Sadece bu olayın(diğer olayları belirtmeye gerek yoktur diye düşünüyorum) beni haklı çıkardığını sanıyorum.
Bu iç karartan siyasi tabloya bakınca yani hayırcıların maruz kaldıkları baskılara bakınca AKP-MHP ittifakının mimarları, referandumdan ne olursa olsun başarı ile çıkmak için -hayalimde oluşan aşağıdaki örnekte olduğu gibi- şunu düşünmüş olabilirler.
Köyün AĞA’sı gariban Mehmet’in kızını kuma olarak kendine almak istiyor. Adamlarına “gidin kızı babasından isteyin” diyor. Adamlarından birisi ağaya “aman ağam istemeye ne gerek var, gidelim kaçıralım” diyor. Ağa da “yahu tamam, öyle de olsa alacağım, böyle de olsa alacağım ama siz gidin “usuleten” isteyin diyor. İşte bugün ki tabloya bakınca anlaşılıyor ki onlara göre (AKP-MHP ittifakı mimarlarına göre) referandum usulen yapılıyor. Yapılan baskıları görünce referandumu öyle de olsa alacağız, böyle de olsa alacağız düşüncesinin silüetini (gölgesini) görmekteyiz. Ancak bazen evdeki hesap çarşıya uymayabiliyor. İnsanoğlunun naturasında var olan “mağdurun yanında olmak” duygusu bentleri yıkıp geçebiliyor. Örnek mi istiyorsunuz; Bir adam caddede küçük bir çocuğu darp ederken gördüğümüzde “mağdurun yanında olmak içgüdüsü ile” müdahale etmiyor muyuz. Hatta etmediğimiz zaman” insanlık ölmüş” demiyor muyuz. Tabii ki diyoruz.
Hayal bu ya, sayın Meral Akşener davul-zurna eşliğinde adeta bir karnaval havasında otele geliyor, salonda mahşeri kalabalık, konuşmasını yapıyor, dinleyenler saygı-sevgi içinde dinliyorlar. Ertesi gün AKP propagandisti de aynı otele, davul-zurna eşliğinde geliyor, konuşmasını yapıyor, dinleyenler saygı-sevgi içinde dinleyip gidiyorlar. TV kanallarında evetçilerin konuşmacısı konuşuyor, arkasından hayırcıların konuşmacısı konuşuyor. Ben her ikisini de çayımı yudumlarken dinliyorum, dinliyorum, sonra vicdanımda oluşan duruma göre oyumu kullanıyorum. Diyeceksiniz ki “sen hangi ülkede yaşıyorsun.” Mesela dedik.
Sayın okuyucular, yolda hızla giden otobüsü kim durdurabilir? Otobüsün dışındakiler mi yoksa “fren “mi. Tabii ki fren. Dışarıdakiler durdurmaya kalkışırsa ezilenler-yaralananlar olabildiği gibi sağda solda büyük hasarlar oluşabilir. AKP-MHP ittifakını bir otobüse benzetirsek otobüsün içindekiler kaptana müdahale ile -freni kullanarak- uçuruma doğru giden otobüsü durdurabilirler. Peki bu nasıl olacak? AKP-MHP içinde var olan, var olduğuna inandığım demokrasi sevdalılarının duyguları ile değil akılları- vicdanları ile hareket ederek demokrasinin örselenmemesi için yani bir başka deyişle uçuruma giden otobüsün durdurulması için HAYIR diyeceklerine inanıyorum. Vicdanın emrinde olan akıl insanoğlunun pusulasıdır. Daima doğru yolu gösterir. Peki otobüsün freni de arızalı ise ne olacak, tarihte söylenmiş ”benden sonra varsın tufan olsun” cularla birlikte kara günleri paylaşmak durumunda kalınacaktır. işte o zaman yandı keten helvası.
Referandumun hayırlara vesile olması dileği ile.
                           İlhami Candemir

YORUMLARBu köşe yazısına ilk yorum yazan siz olun!
YORUM YAZ (Maksimum 750 karakter uzunlukta olabilir)


Yazarın diğer yazıları:

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak