bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

?MİSYONERLERİN BOLU?DA 8 KİLİSESİ VAR? MI?

Yener Abice

Yener Bandakçıoğlu

info@bolununsesi.com

Çarşamba akşamı geç saatlerde Saadet Partisi Bolu İl Başkanı Abdullah Uzun kardeşimden bir telefon alıyorum: (- Yener Abi. Partimizin Genel Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Oya Akgönenç hanım bugün Türk Ocağı Bolu Şubesi?nin davetlisi olarak Belediye eski Nikah Salonu?nda bir konferans verdiler. Yarın sabah saat 09:00?da kendisi ile Bi-Tur Restaurant?ta kahvaltımız var. Sizi de aramızda görmek istiyoruz. Gelirseniz bizleri mutlu edersiniz. Zaten ben Sayın Profesör?e sizden de bahsettim.) Abdullah kardeşimin Sayın Profesör?e benden niçin bahsetmiş olabileceği konusunda kuşku duymakla birlikte bu çok sevdiğim değerli kardeşimin davetini kahvaltı saatinin Adliye?de ki mesaimizle çatışmasına rağmen kabul ediyorum. Çünkü Abdullah, iki hafta öncesi bolununsesi?ne verdiği beyanatla Bolu gündemini son yılların moda tabiriyle sallamış ve gündeme bomba gibi düşmüştü: (- Misyonerlerin Bolu?da 8 kilisesi var)

Perşembe sabahı saat 9?a iki kala Bi-Tur Restaurant?ın önündeyim. Davet sahibimiz Abdullah Uzun, Saadet Partisi Merkez İlçe Başkanı Hayrettin Aytar ve konukları Sayın Prof. Dr. Oya Akgönenç, Sayın Akgönenç?in Pakistanlı Profesör eşleri neredeyse aynı anda Bi-Tur?a giriyoruz. Salonda bir masa düzeni var ama henüz servis yapılmamış. Sayın Prof. Dr. Oya Akgönenç politik faaliyetleri nedeniyle - 1999 Genel Seçimleri Fazilet Partisi Ankara Milletvekili- ismen tanıdığımız bir kişi. Ancak kendileriyle ve muhterem eşleri beyefendi ile ilk defa yüz yüze geliyoruz. Kendimi takdim ediyorum: (- Hoşgeldiniz Hanımefendi. Ben Bolu Barosu bir önceki başkanı Av. Yener Bandakçıoğlu.) (- Çok memnun oldum. Ben de Hukuk mezunuyum.) Hanımefendi?nin davranışından, Abdullah kardeşimin bir akşam önce benden pek bahsetmediği anlaşılıyor(!) Eğer Abdullah benden bahsetseydi, hanımefendi?nin (- Dün akşam kulaklarınızı çınlattık) demesi lazımdı. Sayın Akgönenç?in Hukuk mezunu olduğunu öğrendik ya sorularım devam ediyor: (- Efendim hangi fakülteden ne zaman mezun oldunuz?) (- Ankara Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ama mezuniyet senemi söyleyemem.) (- Ben de Ankara Hukuk mezunuyum. Siz mezuniyet senenizi söylerseniz ben de söylerim. Böylece benim yaşım ortaya çıkar.) (- 1962 mezunuyum.) Bakın siz şu kaderin cilvesine. Bolu?da ilk defa karşılaştığımız sayın konuk benim gibi 1962 mezunu değil mi. Bilenler bilir şu anda Ankara Hukuk Fakültesi 1962 mezunları başta Sayın Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer olmak üzere devletin bir çok kademesinde ve serbest hayatta en parlak günlerini yaşıyorlar.

Bu arada masamıza gerekli servisler yapıldığı gibi Bolu yerel basınının çok çalışkan ve değerli mensupları yavaş yavaş gelmeye başlıyorlar. Ama görebildiğim kadarıyla biraz fazla gecikmeli gelen Nizamettin Yıldırım Hoca hariç köşe yazarlarından pek katılım yok.

Sayın Akgönenç tahmin ediyorum bir akşam önceki konferansının kısa bir tekrarını yapıyor. Bu arada sözlerinin başında hayat hikayesinden kesitler veriyor. Uzun süre Amerika?da kaldığını, doktora yaptığını dönüşte Çukurova Üniversitesi?nde hocalığa başladığını son derece mükemmel bir üslupla anlatıyor. Sayın misafirimizle sınıf arkadaşı çıktık ya sözünü kesme nezaketsizliğini gösteriyorum. (- Hanımefendi ben de Fakülteyi bitirdikten sonra siyaset biliminde doktora yapmaya başladım. Doktoram tam 40 yıldır devam ediyor. İki defa Belediye başkanı adayı, iki defa da milletvekili adayı olmama rağmen doktoramı (!) tamamlayamadım.) Bu sözlerim salonun havasını birden ısıtıyor.

Saadet Partisi?nin AB konusundaki en yetkili isimlerinden biri olduğu anlaşılan Sayın Akgönenç, Uluslararası İlişkiler profesörü olmasının da verdiği rahatlıkla sözü neredeyse AB?ne girmemizin hayal olduğu noktasına getiriyor. Bu arada AKP Hükümeti?ne de yükleniyor. Bir defa daha söze girme ihtiyacını duyuyorum: (- Efendim AB neredeyse 40-50 yıldır işbaşında bulunan tüm hükümetlerin gündeminde. Eğer suç ve kabahat varsa bunu sadece iki yıllık AKP İktidarına yükleyemeyiz.) Sayın profesörün cevabı görüşümü doğruluyor. (- Evet, haklısınız.)

Çok sıcak bir atmosferde geçen konuşmalar benim asıl beklediğim konuyu karşıma çıkarmakta gecikmiyor: (- Avanjelistlerin-Hristiyan Siyonistler- faaliyetleri hızla artıyor. Bolu?da 8, Konya?da 150 kilise varmış.) Yeniden söze karışıyorum. (- Efendim. Sayın İl Başkanınız 15 gün önce son günlerin moda tabiriyle Bolu gündemine bomba gibi düştü. Müsade ederseniz şimdi sizin yerinize sevgili kardeşim Abdullah Uzun?a sormak isterim. Ben kırk küsür yıldır Bolu?dayım. Herkesle münasebetim vardır. Bu kiliselerin yerlerini bilmiyorum. Abdullah kardeşim açıklarsa memnun olacağım.) Böylece Bolumuz için çok önemli olan bu sorunu yüz yüze ve bire bir masaya yatırıyoruz. Sevgili kardeşim Abdullah Uzun direkt bir adres veremiyor. Ancak cevabı Bolu gündemini sallayan beyanatı gibi çok çarpıcı ve iddialı. (- Bir hafta içinde her şeyi açıklayacağım.) Sizler bu satırları okuduğunuzda henüz bir hafta geçmemiş oluyor. Bakalım sevgili Uzun, sürenin sonunda ne yapacak. Kahvaltı masasındaki gözlemlerime göre yerel basın mensupları pek AB ile ilgilenmiyorlar. Ama sorum onların da ilgisini çekiyor. Ertesi gün okuyabildiğim yerel gazetelerimizin büyük bir bölümü, sorumu benim adımı kullanmadan gazetecilerin sorusu diye geçiyorlar. Sadece Detay refikimiz ?Sezar?ın hakkını Sezar?a vererek? ?Bandakçıoğlu sordu; Uzun kaçtı!? diye çarpıcı bir başlık atıyor. Diğer gazeteler ismimden bahsetmeseler de bana çok büyük bir hizmette bulunmuş oluyorlar. Malum-u aliniz bazı kişiler ve çevreler bizi gazeteci olarak kabul etmezler. Ama işte gördük. Yerel basınımızın büyük bir çoğunluğu beni o sorum dolayısıyla gazeteci olarak kabul etmişler.

Böyle güzel bir kahvaltı tertipledikleri ve de beni çok değerli sınıf arkadaşım Sayın Prof. Dr. Oya Akgönenç ve muhterem eşleriyle tanıştırdıkları için sevgili kardeşlerim Abdullah Uzun ve Hayrettin Aytar?a teşekkürler ediyorum. Abdullah, misyonerlik faaliyetleri dolayısıyla bütün Dünya ve Bolumuz için çok vahim bir sorun haline gelen ?Hristiyanlaştırmak? konusunu Bolu?da ilk defa ele alan İl Başkanı olarak her türlü takdire layıktır. Bu arada Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan?ın Güney Asya?da ki yüzyılın felaketinde anne ve babalarını kaybeden küçük müslüman çocukların yardım kisvesi altında toplatılması ve Hristiyanlaştırılmak istenmesi konusunda ki beyanatının altındaki gerçeği de unutmamamız gerekiyor.

YORUMLARBu köşe yazısına ilk yorum yazan siz olun!
YORUM YAZ (Maksimum 750 karakter uzunlukta olabilir)


Yazarın diğer yazıları:

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak