bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

?HOCAM?I? ÜZMEK HADDİMİZE Mİ DÜŞMÜŞ?

Yener Abice

Yener Bandakçıoğlu

info@bolununsesi.com

Gazetemizin güçlü köşe yazarı sevgili kardeşim Yurdaer Kalaycı iki hafta önce ki yazısında yine döktürmüş. Yazısının başlığı: ?Hocam? Her zaman ki enfes üslubuyla okurlarına mesajlar veren Yurdaer, bu defa ki mesajında biraz ketum. Kendisine bir değerli ağabeyinin defin töreninden sonra muzipçe (- Nasılsın Hocam?) diyen bir arkadaşını yazmışta bu arkadaşının ismini açıklamamış. Oysa Yurdaerciğimin bahsettiği arkadaşı benim. Gerçektende ikimizin de çok yakın ağabeyi olan cennetmekan Raif Bıltır ağabeyimizin defninden sonra mezarlıktan ayrılırken yan yana geldiğimizde büyük bir saygıyla yanına yaklaşıp (-Ver elini öpeyim, sayın hocam.) demem kendisini biraz şaşırtmıştı. Yurdaer?e göre bu hitap eski arkadaşının -yani benim- mutadı olmayan bir tarzdı.

Biz amatör köşe yazarları profesyonel olmadığımız için her hafta mevzu bulmakta oldukça zorlanıyoruz. Bu hitabımla Yurdaer?e haftalık bir mevzu bulmakta yardımcı olduğum için çok mutluyum. Aynı konuyu ben Yurdaer?in yerine şöyle yazmak isterdim: (- Gazetemizin başyazarı ve güçlü köşe yazarı değerli sütun komşum kırk yıllık arkadaşım Yener Bandakçıoğlu, bir büyüğümüzün defin töreninden sonra büyük bir saygıyla yanıma yaklaştı ve Sayın Hocam elinizi öpeyim dedi. Yener Bandakçıoğlu gibi bir kişinin, yazılarımı devamlı okuması, yazılarımdan istifade etmesi beni çok mütehassis etti. Kendisine yürek dolu teşekkürlerimi sunuyorum.)

Atalarımız ?üslub-u beyan aynen insandır? demişler. Ne yapalım her yiğidin yoğurt yiyişi ayrı oluyor.

Bu kadar girişten sonra gelelim diyeceklerimize: Yurdaer?in yazısında ki şu cümleyi asla kabul edemem. ?Kadim dostum, ince ince ?ti? ye alıyordu beni.?

Benim ?Ver elini öpeyim Hocam? hitabım asla ve asla bu değerli ve sevgili arkadaşımı ?ti? ye almak değildir. Aramızdaki kırk yıllık hukuka dayanılarak söylenmiş biraz takılma amaçlı sözlerdir. Ben de dinine, diyanetine oldukça bağlı Müslümanlardan biriyim. Ancak itiraf etmeliyim ki dini konularda ki bilgim ve araştırmalarım Yurdaer?in tırnağı olamaz. Arkadaşıma bu yönde ki çalışmalarından dolayı teşekkürle daha güzel yazılarını beklediğimi ifade ediyorum.

Yurdaer yazısının bir bölümünde yine bana dokundurmadan edememiş. Şöyle diyor: (- Muzipçe bir soru. Köşe yazısında ?dinden? söz edene ?Hoca? denirse, cami önünde ?cemaatten para toplayana? ne denir?) Evet sevgili okurlarım Yurdaer?in cami önünde para topluyor dediği kişi de benim. Bolu?da cami kültürü olan tüm okur ve hemşehrilerimin yakından bildikleri gibi camilere karşı özel bir ilgim vardır. Bolu?da ki bazı camilerin temel atmadan önceki arsa davalarının bir kısmında avukatlık görevimi meccanen ifa ettiğim gibi yılardan beri Yurdaerciğimin de Bayram namazlarına geldiği Tabaklar Camii?nde her Bayram namazı sonu, o günkü cami müezzinleriyle birlikte para toplarım. Cennetmekan Cemil Sözkesen Hocamızla, Tabaklar camimizin şimdi ki hocası İbrahim Günaydın Hocam, her Bayramdan önce benim mutlaka para toplamaya gelmemi isterler. Hocalarımızın beni bu göreve davetlerinde çok masum bir gerekçe var. Benim camii önünde durmam o günkü hasılatı hatırı sayılır bir biçimde artırıyormuş. Ayrıca son yıllarda Bahçelievler Camlı Camii Dernek Başkanlığı?nı da büyük bir onurla yapıyorum. Türkiye Cumhuriyeti?nde benim gibi yıllarca Baro Başkanlığı yapmış bir kişinin aynı zamanda Camii Derneği Başkanlığı da yapmasının bir örneği yoktur. Zannederim bundan sonra da olmayacaktır. Böylesine dinine diyanetine bağlı bir kişinin, dini yazılar yazıyor diye çok sevdiği bir arkadaşını ti?ye alması düşünüle bilinir mi?

Gazetemizde ki dini yazıları dolayısıyla sevgili kardeşim Yurdaer?i, her ne kadar benim hitabıma ?Muzipçe? açıklaması getirmiş olmasına rağmen ti?ye almam yada arkadaşımın bu şekilde değerlendirmesine üzüldüğümü ifade ediyor, böyle bir şeyin haddimize düşmediğini söyleyerek sevgili Hocam?a arz-ı hürmetlerimi sunuyorum.

AYNAYA BAKTIM SAÇ BEYAZ OLMUŞ

Boluspor?un şanlı tarihindeki Genel Sekreterlik ve Başkanlık görevimin 17 yılı aştığını zaman zaman yazarım. Bu süreç içinde çok sert bir idareci olmama rağmen futbolcu kardeşlerimle beşeri münasebetlerim olabildiğine sıcak ve candandı. O yıllarda futbolcularımın mutlu günlerine iki elim kanda olsa katılır, çoğunun nişan yüzüklerini takar, nikah şahitliklerini yapardım. İşte sizlere bu bağlamda nostaljik bir anı. Sene 1987. Meşhur futbolcumuz ?Abilov? namıyla maruf İsmail Gül, cici ve hanımefendi kızımız Zerrin?le İstanbul Fenerbahçe?de nişanlanıyorlar. Büyük bir onurla nişan yüzüklerini takıyorum. Sene 2005. Yani aradan tam 18 yıl geçmiş. Önceki hafta Zerrin ve İsmail?le yine birlikteyim. Her iki fotoğrafta değişen ne var? Bana göre pek bir şey yok ama en güzelini zannederim şair söylemiş: (- Aynaya baktım saç beyaz olmuş)

ŞEHRİMİZ YENİ BİR CAMİYE KAVUŞUYOR

Bolu Emniyet Müdürlüğü?nde yıllarca çalıştıktan sonra emekliye ayrılan değerli dostum ve ağabeyim Baş Komiser Şakir Yöndem emeklilik günlerini büyük bir huzur içinde geçiriyor. Önceki yıl Hacı olan Şakir Abi, son yerel seçimlerde de yeni kurulan Kuruçay Mahallesi Muhtarlığı?na başladı. Şakir Abi bu günlerde çok yoğun. E-5 Karayolu çevresine dağılmış mahallesinin ihtiyacı olan Camii için kolları sıvadı. Hafta içinde kendisiyle Adliye?de görüştük. Caminin arsasını Bolu Belediyesi?nin katkılarıyla temin ettiklerini, projesini hazırlattıklarını ve çok yakında temeli atacaklarını söyledi. İnşallah bu arzuları kısa bir sürede gerçekleşir. Bizler de 2006 Ramazan ayında Teravih Namazlarımızdan birini Kuruçay Camii?nde kılarız. Ben şimdiden Yurdaer Hocam?a Teravihe birlikte gitmemizi öneriyorum.


Yazarın diğer yazıları:

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak