bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Mithat.. Mahbup.. Erkan Hoca..

Anılar

Erdoğan Mühürcüoğlu


       MİTHAT.. MAHBUP.. ERKAN HOCA.. 
       Biz görmeyeli beri çok değişmiş Bolu.. Caddeleri, sokakları, gündelik yaşamı, her şeyi.. Büyümüş, gelişmiş.. İçindeyken pek fark edemiyor insan.. Son gidişimde karşıma ne çıktıysa fotoğrafladım Bolu'da.. Fırka'dan, Hisar’dan.. Ama bildiğiniz fotoğraflardan değil çektiklerim.. Mithat'ın çektiklerine benzetmeye çalıştım.. Nevzat Hoca'nın yeni çekmeye başladıklarına.. Liseye çıkarken karakoldan sonra iki katlı bir ev vardı, emekli bir subayın evi; Bir fotoğrafta oradan çektim çarşıya doğru.. Karaçayır'da panayırdan kalma bir havuz vardı onu bulamadım bir tek..
* * * 
      Çakmaklara gaz dolduran, camekan içinde saat, tespih gibi şeyler satan adam da yoktu bu sefer.. Saatlere bakar gibi yapıp sordum.. Tanıdı beni teyze.. “Hacı abini sakladuk !” diyor.. ''Beni bıraktı gitti hacı abin'' En son tapu dairesine dönülen köşedeydi tezgahı.. Ayşe Biro'nun evinin önü gibi yani.. Hastaydı, yaşlıydı, bir şey olur diye eşi de yanındaydı zaten.. 
* * *
      Kurbanlığı arabanın arka koltuğuna yerleştirip bizi şehirde gezintiye çıkaran Hasan amca vardı, hatırladınız mı? Onu aradım.. Bu sefer o da yoktu.. Bitişikteki kuru temizlemeci; “ohooooo!” diyor “sen epeydir gelmedin galiba buralara, çok oldu onlar gideli.. Karı koca, peşpeşe..!” Kuru temizlemeci Nail abi vardı tam onu soracam; Metin Altıok'un şiiri geldi aklıma; vazgeçtim.. 
* * *
      Çığırtkanlar’a gitmez miyim.. Bizim ''rampa'' orası, alemlere aktığımız yer..? Koyu gölgeli ağaçlar, sıra sıra mezar taşları.. Bizim rahmetli de bu defa hafif yan yatmış.. İlgi bekliyor bence, maksuz yapıyor.. ''Öyle acele acele birşeyler okuyup kaçmak yok'' demek istiyor.. “Tut bakam şu taşın ucundan kerhanacı..!” Ayrılırken yandaki mezardan arakladığım çiçekleri bırakıyorum üzerine.. Neşet Başbuğu görüyor bir tek.. Yan komşusu.. İki karanfil de ona bırakıyorum sus payı olarak.. Dilimde Çinuçen Tanrıkorur'un şarkısı; Çinuçen Tanrıkorur; o da, Mithat gibi tası tarağı erkenden toplayanlardan;
*
     Yakut, mine, zümrüt bana birdir kayalarla..
     bir gül dikeninden kanayan el neme yetmez?
     kaşane, sedir, sırma, ışık onların olsun
     bir köhne kitap, bir sarı kandil neme yetmez?
*
    Bir çölde biten dal gibi ıssızsa bu gönlüm,
    dost aleminin ettiği kem söz neme yetmez?
     vardır anacak bir gün olup ismimi elbet
     bir servinin altında dolan göz neme yetmez?
*
       MİTHAT..
       Evlat acısı.. Selami Bey 14 yaşındaki ablasını ve 16 yaşındaki ağabeyini kaybetmiş çocukken.. Acıyı tanıyor.. Babasının evlat acısıyla İstanbul'a sığamaz oluşunu görmüş.. İstanbul'u terk etme kararı alışını.. Önce Samsun'un Ulusu Kasabası’na, oradan Afyon'un Bolvadin ilçesine savrulmuşlar ailece.. Sonra? Sonrası yok.. Sonrası ''Yaprak dökümü..'' Böyle bir yaşam öyküsü olduğunu bilmiyordum Selami Bey’in.. Sırça köşklerde geçmiştir hayatları diyordum.. Değilmiş.. Ayşegül Topçu'nun yazısından okudum.. Uzunca bir röportaj yapmış Ayşegül hanım..
* * *
      MAHBUP.. 
      Kayıtlara geçen ilk hamamdan kovulma hadisesi Sait Faik'e aitmiş.. Çocukluğunun bir bölümünün Bolu'da geçtiğini biliyoruz onun.. Komşuları Zeria Karadeniz kayda geçmiş kovulma olayını.. Onun Gecelik entarisiyle hamama gidip-gelmeleri bir süre hoş görülmüşse de bir gün hamamda karga gibi sesiyle şarkı söyleyip ''cıs cıbıldak'' dolaşmaya başlayınca ''abooovv..! çekip kovalamış onu ablalar.. 
* * *
      Ölümünden yıllar sonra, yazar Vedat Günyol, Sait Faik'in ''Mahbup'' denen bi özelliğinin daha olduğunu söylüyor.. Bir bakayım dedim; Mahmut mu yoksa bu? ''Amanııın..! bu ne laa? Bu mahbup işi çok fena.. Kendi aralarında ''Zenpare'' ve ''Kulanpare'' olarak ikiye ayrılıyor mahbuplar.. Zenpareler de öyle.. onlar da ikiye ayrılıyor .. Allahım nerden girdim bu konuya.. ''Zenpareler'in ''basen'' leri için kullandıkları ''Kase-i billur'' tabiri var.. Öldüm..!
* * *
      Hah ! dedim geçen gün.. İşte bu.. Nasıl da Hadrian enişteyi duymamışım.. Hani Bolu'lu sevgilisi vardı ya, Antinous yenge.. Öyle bir aşk ki Ferhat olsan dağları delersin.. Zaten dağ mı delecen koyacakmışsın Hisar'ın arkasına Şirin'i ''gel Ferhat abi! diyecekmişsin, al şu kazmayı, şurdan gir, öbür taraftan çık..! ''Ferhat Doğutürk değil güzel kardeşim, sen beni dinlemiyorsun! delirtme adamı.. 
* * *
       Hadrian enişte Antinous yengeyi alıncası dünya titeremiş.. Hadrian enişte Saray yaptırmış Bolu'lu Antinous yenge adına.. Hatta Antinous'u tanrı ilan ederek halkına ona tapınmalarını emretmiş.. Tamam dedim ben bunu yazayım.. Sen o kadar özen yazacam diye o kadar uğraş.. Tövbe estağfürullah.. Esta piti piti. İkisi de Erkek çıkmadı mı bunların da.. Omuzlarına kadar uzanan lüleli saçlarıyla genç bir erkek güzeliymiş meğer bizim Antinous.. Dünyada en çok konuşulan aşklardan biri olması da bundanmış sattin.. Vay anam vay.. Olsun.. Ben de Nedim'i yazarım dedim o zaman.. O da Bolu'luymuş aslı varsa.. Geredeli..
*
     Bu şehr-i Sıtanbul ki bi-misl-ü behadır,
     Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır.. 
*
      Anaaaaaa..! bu ne la..! O da Celali isyanında patrona Halil'in yanındaykene.. Hamamda basılıncası.. Eee? Peştamalını tutarak damdan dama atlayıp kaçarkene.. Eee..? Peştamal elinden gayıverincesi.. Patrona Halil de biliyorsunuz hamamda tellak sattin..!
* * *
      ERKAN HOCA..
      Adam 80 yaşında.. O izlediğine göre vardır bi hikmeti dedim.. Oturdum ''Uçan Kaz"ı izledim.. Vallaha çok güzel.. Hep izleyecem bundan sonra.. Bizim arkadaş da bütün bölümleri de varmış zaten.. 52 bölümü 150 liraya bulmuş internet üzerinden.. Bir de Erkan Tüzün Hoca’nın bu filmi izlerken Televizyon kurma fikri gelmesi var aklına.. Bizim BolununSesi Gazetesi’nin bürosunda, (şu an Denizbank’ın bulunduğu bina) ilk kameraman Orhan Özdemir, ilk haber spikeri Gönül Özgürel ile başlamışlar yayına. 
* * *
       Burada yapılan çekimler montajlanıp son hali verildikten sonra. Kemal Topçu tarafından yayına veriliyormuş. Daha sonra Nikah Salonu’nun yanındaki sanat galerisinin altındaki depoyu ''küçük stüdyo, sergi salonunu da ''büyük stüdyo'' yapmışlar. Kayıt, montaj ve yayında Kemal Topçu.. Lakabı da “ana kumanda” zaten.. Kameraman; Şeref Gürgen, Haber spikeri; Faruk Gürşen, Jenerik; Caner Ersoy, grafik Ahmet Akbaş, araç şoförü; Erdoğan Gündoğdu.. Açık oturumlar Remzi Kocaman Hoca'da..
* * *
        Sanat Merkezi’nin bir bölümünde Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü var.. Bunların acilen kaçırılması lazım buradan.. ''Vurun anasını satayım davullara ''güm güm güm'' demişler, üfleyin klarnetlere saksofonlara.. Arada bir de baterinin ziline ''caaaassss..! diye vurun ki sinirleri bozulsun.. Direnirlerse davulcu Halil ve Mahir'i getiririz, olmadı ''karayılan''ı, o da olmadı ''yorgansız Hakkı'' yı.. ''Zıran da zıran..! Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ önce soluğu Anıtpark’ın bahçesinde almış.. Daha sonra da Özel İdare'' binasına taşınmışlar.. 
* * *
       Erkan Bey ve Ulvi Bürgeç.. İkisi de Belediye televizyonunda müdürlük yapmışlardı.. İkisi de aynı takımın futbolcularıydı eskiden de.. Erkan Bey'in bu görevden ayrılıp Edirne’ye eski işine dönüşü ve Trajik bir olay sonucu vefatı var; biliyorsunuz.. Ulvi Abi'nin de vefat ettiği günü Siyami Palazoğlu'nun köşe yazısından öğreniyoruz ''Yazı İşlerine geldim, çok zaman geçmemişti ki bir arkadaşım aradı.. 'Ulvi beyi şu anda bir Renauld ile acile götürüyorlar” dedi.. Koşarak acile geldiğimde gördüm ki, doktorlar Ulvi Abi’nin yolda duran kalbini çalıştırmak için uğraşıyorlar'' 
* * *
      Aslında bugünkü konumuzun içinde Orhan Veli'nin Rıfkı Meriç'e yazdığı şiir ve o şiirdeki yaylı arabalar olacaktı.. Kaplıcaya giden yaylı arabaların en lüks olanı.. Üç atın çektiği yaylı arabalar yani.. Üçüncü atın Rusların troykası gibi dingil dışı yan tarafa koşulduğu.. Bir de ''ete siyenler'' lakabına çok fena takıldık onu irdeleyecektik.. İsmail abi Bolu'ya gidince kaldı.. Ankaragücü Takımı'nda top oynayan Bolu İmar Müdürü Tuncer Sancar da var.. 
* * *
       Ama benim zevkle yazmak isteyeceğim İsmail abilerin komşusunun gelini.. Neriman abla.. Evde hiç iş yapmıyor Neriman abla.. Bütün gün karyolasına uzanıp fotoroman okuyor.. Hahaha onu çok sevdim ben ya.. Neriman abla yaşasaymış bu gün yüz yaşının üzerinde olacakmış.. Haftaya artık..
       Hoşça kalın.. 
       Erdoğan Mühürcüoğlu.. (21.07.2015) ..

 


Yazarın diğer yazıları:

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak