bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Eskilerden

Anılar

Erdoğan Mühürcüoğlu

       ESKİLERDEN..
       İnternetin gözünü seveyim.. ''Alooo! diyorum gençler gibi; ''N'aber millet..! Herkes patır patır dökülüyor.. Bitişik daireden de, Avustralya'dan da aynı anda geliyor cevap; ''Nası olalım, iç güveysinden hallice.. Bir tık'la, istediğin gazete karşında.. Belgeseller, haberler, spor, magazin her şey var.. Adam 80 yıl yaşamış, öleli de bir o kadar yıl olmuş, bir tıkladım ''şak'' diye geldi.. İsim benzerliği mi acaba dedim, bi daha tıkladım; vallaha Necip Şerbetçi, bi daha tıkladım Şadiye Baykan.. Bolu’nun en ünlülerinin çocukluk fotoğrafları.. Teknolojiye bakarmısınız? Alaburus traşlısı, askılı pantolonlusu.. Sokaklarda çember çevirip, ip atladıkları yaştalar.. Kadife Kemal amca, Nazım Süvarierol, Çakır Emine hoca, Hatice Gökçesu, İhsan Kıygı.. İlginç..
***
      DERYA..
      Hanım Bolu'da ya, köşedeki pastahaneden sabahları açma maçma alıyorum, simit falan.. Tezgahtar kızla da ahbap olduk, her gün ayak üstü havadan sudan konuşuyoruz.. Bugün tam çıkacam ''çok güzelsin kız'' dedim ''adın neydi? ''Derya'' deyince yıkıldım.. Telefonda hanıma da anlattım.. 1980’li yıllar.. Münih nüfus idaresindeyim, kızı nüfusa kaydettirecem.. Alman memur ''olmaz! diyor ''hayatta olmaz, bu ismi çocuğa veremezsiniz.. ''Neden? ''Çünkü Türk Devleti buna müsaade etmiyor'' Türk devleti deyince ürperdim, ''Yapma ya! dedim ''Niye etmiyor..?
***
       Bizimkiler bir katalog vermişler Almanlara, ''Bizden bi gelen olursa bu katalogtaki isimlerden koydurtma..! demişler.. ''Tamam! demiş onlar da; Ne desinler..? Memura; ''kardeşim sen benim çocuğuma ne karışıyorsun'' diyorum ''Ben çocuğuma taşıyamayacağı bir isim koyar mıyım? ''Haklısın ama'' diyor ''Bu kitapçığa ''Derya'' erkek ismi olarak yazılmış.. Ne olacak peki? dedim ''Yok mu bunun orta yolu? ''Var ! dedi.. Ben gidip Almanları mahkemeye verecekmişim; mahkeme sorup soruşturacak bi karara varacakmış.. 
***
       Ölme eşeğim ölme.. Türkiye'den alışkınız, on yıldan önce biten dava mı var..? Hemen gidersem adliyeye, öğle paydosundan önce dönermişim.. Şaka sandıydım meğer doğruymuş.. Dilekçeyi verdiğim hakim beş dakkada verdi kararını; ''Çocuğa o ismi koyamazsın, ilerde onu rahatsız edecek bir isim koyamazsın.. ''Yahu delirtmeyin adamı, komşumun çocuğu var adı ''Mernuş'' diyorum ''yedi uyurlar'' dan ilham gelmiş onu koymuş adam.. Olsun diyor, Mernuş ismi listede yok, o koyabilir ama sen koyamazsın.. Öyle mi? O zaman da ben sizin taaaaaacana...!
***
      SIĞIR KUYRUĞU..
      Akçay'da sabah yürüyüşü yapanların kullandığı bir yol var, ve o yolun tam ortasından geçtiği bir de köy, Kızılkeçili köyü.. Yürüyüş yapanlar dönüşte o köydeki çay bahçesinde oturup kahvaltı yapar yorgunluk atarlar.. Çok güzel bir yer, çıkar at terlikleri, kendi bahçendeymiş gibi dolaş.. Akçay’a yeni geldiğimizde, pek yanaşamıyorduk.. Herkes sucuklu, köfteli, ballı, kaymaklı kahvaltılar yaparken; elimizde çubuk krakerlerle geçiyorduk oradan.. 
***
      Bu hafta arkadaşlarla orada otururken patron'a köyün isminin nereden geldiğini sordum.. İnsan köyüne Keçi meçi gibi zambur zumbur bir isim koyar mı allah aşkına'' dedim.. Keşke demeseydim.. Bir bozuldu adam, bir celallendi.. ''Soru mu yani şimdi bu? dedi, ''Ne varmış köyün isminde..? Anlattı bir şeyler.. ''Halis muhlis Türk köyüdür burası hemşerim'' diye de bitirdi.. Bir dövmediği kaldı.. ''Biz ne dedik, biz başka bir şey mi dedik? Müşteri sana bi soru soruyor, Hee de geç.. Hiç görmemiş Bolu'yu.. ''Görme zaten'' dedim, ''Git hangi cehenneme gideceksen.'' İçimden dedim tabi..
***
       Adamlar devamlı yazlıkçılarla birlikte olduklarından olsa gerek, özgüvenleri acaip gelişmiş.. Böyle omuzlar düşük, burun havada, hep ileri doğru bakışlar falan.. Adam 1.50 boyunda, karşısındaki 2 metrelik adama ''ne diyon lan sen; döverim bak seni! diyor.. Bi fırça da dönüş yolunda İsmail abi'den yedik.. ''uzatma dedikçe uzatıyosun! diyor o da.. '''Kapat, eşeleme dedikçe ''Kızılkeçili'' diyorsun.. Peki Bolu'daki Kızılağıl'ı napacaz? Sığır Kuyruğu'nu napacaz..? 
***
        Abboooooow ! Sığır Kuyruğu ne ya..? ''Sığır Kuyruğu'' da Bolu'da bir köymüş.. Vay anam vay.. Bilsem ağzımı bile açmazdım.. Hadi Kızılağıl'ı geçtim de, Sığır Kuyruğu ne yaw? Bir adam da çıkıp demedi mi ''Bu ne biçim bi isim diye.. Başka isim mi kalmadı..! Bir de kuyruğu var tövbe estağfurullah..
***
       Seben tarafındaymış bu köy.. Köylüler sığırların kuyruğundan kapı kolu gibi bir şey yapıyor, onunla açıyorlarmış kapılarını.. 
***
       OKTAY YILDIR..
       Hayat sürprizlerle dolu; ne zaman ne ile karşılaşacaksın belli değil.. Atmışsın sandalyeyi dükkanın önüne, oturmuşsun güneşe karşı.. Rehavet çökmüş yayılmışsın biraz da... Tam bu durumda şeytan girmez mi devreye? Girmiş zaten.. Papaz Oktay abim kimbilir yapacağı hangi hokkabazlığı düşünürken; zınk diye bir makam arabası durmuş yanında.. Yaverinin açtığı kapıdan omzu yıldızlarla dolu biri inmiş; “ne o lan?” demiş “nasıl oturuş bu böyle? Caddeden kadın geçiyor kız geçiyor da demiyorsun.. Yaymışsın bilmem neleri..! Kalk, toparlan bakalım..!” 
***
       Papaz Oktay tehlikeyi farketmiş olmalı.. İşin ucunda Tugay'a götürülmek, her sabah ''yaylalar yaylalar'' eşliğinde mıntıka temizliği yapmak var.. Ali amcadan (Yanardağ), Emin abiden (Akman) biliyor, peşinden de Mengen Cezaevi.. Kalkmış ''tak'' diye bir topuk selamından sonra göğüs önde popo geride ''Ben'' demiş ''1945 Bolu doğumlu, Necati oğlu Oktay Yıldır, emret komutanımmm..! Karşıdan da Topal Emin amca şaşırmış bakıyor ''ne oluyor? diye.. 
***
       Bugün bir arkadaşım telefonla anlattı bunu.. 12 Eylül döneminde zamanın Tugay Komutanı Fuat Paşa'nın rahmetli Papaz Oktay'ı fırçalamasını.. 
***
      12 Eylül deyince; bir yerde okumuştum.. Annesi, hep “Deno” diye çağırırmış Deniz Gezmiş'i.. Onun dalgınlığını makaraya alır dalga geçermiş.. İki katlı bir evin alt katından üst katına taşındıklarında, dalgınlıkla eski evin açık duran kapısından girip oturmuş Deniz ve mutfağa doğru seslenmiş: “Annee çok acıktım..” Evin yeni sahibi gelmiş hemen yanına; “Oooo! Deniz bey; Hoşgeldin'' demiş gülerek “Ben getireyim bir şeyler de beraber yiyelim..” Kıpkırmızı olmuş Deniz Gezmiş ve usulca kaçmak istemiş evden.. ''Yoook! paşam'' demiş ev sahibi; ''Bir yere gidemezsin yakışıklım..''
***
       KUYTAK..
       Sen kuytağı biliyor musun? dedi.. ''Yok hocam'' dedim ''Hatırlayamadım''.. ''Bolu’nun ileri gelenlerinin toplanıp vakit geçirdiği yerdi orası.. Belediye Meydanı’nda, hakim Kazım Bey'in evinin altında küçük bir mekan.. İtimat Oteli, Ziraat Bankası ve Öz Bolu otobüs yazıhanesinin olduğu mıntıka.. Rahmetli Ragıp Hatipoğlu, Şükrü Şenocak, keresteci Hikmet Kesim, Hakim Kazım bey, eğri boyun Salih Gürbüz.. Kimler gelmezdi oraya..! Şükrü Şenocak'ın birahanesi de oralarda bir yerdeydi.. Almanya'dan döndükten sonra açtığı birahane..
***
       ''Asıl mesleği tornacılık ama yapmıyordu adam.. Ragıp bey deyincesi de bi duracaksın Erdoğan efendi..! Çok yönlü birisiydi o da.. Elini kulağına bir attı mı, değme müezzinlere taş çıkartırdı.. Ezan okur, arada bir Karamanlı Camisinde sela verir.. Hey yavrum hey! kimler geldi kimler geçti.. Bir parmak şıklatmasıyla kaybolmadı bu insanlar.. Senin gibi, benim gibiydiler, Bir bakıp geçtiler..
*
      Maziye bir bakıver, 
      Neler neler bıraktık..
*
       ''Valla'' dedim ''Kusura bakma ama, bu saydıklarının hiçbiri tanıdık gelmedi bana be hocam.. Bir tek Ziraat Bankası ile Öz Bolu.. O kadar.. Bir de pişmekte olan etli biber dolması kokularıyla Bolu sokakları.. ''
        Hoşça kalın.. (20.10.2014)

                                 Erdoğan Mühürcüoğlu 


Yazarın diğer yazıları:

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak