Basın Konseyi dışında, hiçbir gasteci cemiyetine üye değiliz

Susmak.. Donlara destan.. Selim Hoca..

Susmak.. Donlara destan.. Selim Hoca..
    11 Ağustos 2023
    Susmak.. Donlara destan.. Selim Hoca..Susmak.. Donlara destan.. Selim Hoca..Susmak.. Donlara destan.. Selim Hoca..Susmak.. Donlara destan.. Selim Hoca..Susmak.. Donlara destan.. Selim Hoca..Susmak.. Donlara destan.. Selim Hoca..Susmak.. Donlara destan.. Selim Hoca..Susmak.. Donlara destan.. Selim Hoca..Susmak.. Donlara destan.. Selim Hoca..

    SUSMAK.. DONLARA DESTAN.. SELİM HOCA..

    ''Bazen; hayat yorar insanı!''demiş şair.. ''Şarkılar yorar, beklemek yorar, özlemek yorar, affetmek yorar, hoş görmek yorar, boş vermek bile yorar..'' Sonra devam etmiş; ''Ve insan susar! Her şeye, herkese rağmen susar.. Elinden gelen tek şeyi yapar; Bağıra bağıra susar!''

    * * *

    Benim son günlerdeki Hal-i pür melâl'imi anlatan bir şiir bu aslında.. Ayrıca ”Murathan Mungan’ın Stüdyo Kayıtları isimlli kitabını anımsatan.. ''Bağıra bağıra susar'' cümlesi özellikle.. Kitabın “Göz” isimli bölümünde “saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir” diyordu Murathan Mungan da.. ''Kasada oturan kız gibi!'' diyordu.. ''Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz..”

    * * *

    Merak ettim kime ait bu şiir diye.. Baktım şiirin altında benden başka herkesin ismi var.. Önüne gelen altına ismini yazıp paylaşmış.. Meşhur olmanın en kestirme yolu tabi.. Benim aklıma da gelmedi değil.. Herkes çalıyor bişeyler, benim neyim eksik? O kadar yazıyoruz daha bir ödül bile alamadık..

    * * *

    ANILAR..

    Sezai Arlı'nın ''Bir Mühendisin Anıları'' adlı kitabını okuyorum bu sıralar.. Yazar kendi kişisel hikayesi üzerinden yeni atandığı şehrin, Bolu'nun siyasi ve sosyal yaşamını anlatıyor.. Şehrin otellerini, sinemalarını, çay bahçelerini.. Anılarının arasında en çok da, her akşam iş çıkışı uğradıkları mühendisler lokali var.. Ve bu lokalde tanıştıkları Mustafa İzmirli adlı kişi.. Kendini İstanbullu olarak tanıtan, yazarla aynı otelde kalıp, aynı lokantada yemek yiyen..

    * * *

    Şehirde hemen herkesin tanıdığı ve çok sevdiği biriymiş Mustafa İzmirli.. Sürekli takım elbise giyen orta boylu, fötr şapkalı Ayhan Işık bıyıklı.. ''Garip huyları olan ilginç bir karakter'' diyor yazar onun için.. ''Porno film furyası olduğu dönemde kimse görmesin diye Başak Sinemasına film başladıktan sonra giren, arka sıralardan birine usulca oturan..''

    * * *

    Onu tanıyan birinin 'Polo ! ' diye seslenmesi ve onun yakalanmanın şaşkınlığıyla verdiği tepki de var yazarın anıları arasında.. Ve o tepki üzerine sinemadaki herkesin gülmekten yerlere yattğı.. En büyük eğlencelerinden biri de onun Turist Oteldeki yatağın altına sakladığı erkek dergilerini yürütmekmiş.. ''Allah Allah” dedim. ''Kimmiş bu takım elbiseli, fötr şapkalı Ayhan Işık bıyıklı adam.. Omzunda kumaş, çantasında gömlek, kravat gibi şeyler satan.. En azından lakabı neymiş..?

    * * *

    Lakabı Polyestermiş, Polyester Mustafa..! ''Allah canını almasın'' dedim içimden, ''şunu baştan yazsana be adam!'' Çok kişiyi lakabıyla tanıyoruz biz memlekette.. Babadan oğula, anneden kızına geçen lakaplarla tanıyoruz.. Foterli Salih, Gayış Hasan, Gulugulu Osman, Dombay Ahmet, Ayı Emin..

    * * *

    İyi oldu.. Şehrin otellerini, sinemalarını, çay bahçelerini bir kez daha hatırlamış oldum bu kitap sayesinde.. Turist Oteli özellikle.. Hani bazı şehirleri ön plana çıkaran simgeler vardır, şehirlere farklı anlamlar yükleyen; onlarden biriydi Turist Otel.. 1959 yılında temeli atılan, şehre gelen ünlülere, seyyahlara, hatta sinemacılara ev sahipliği yapan.. Bazen önüne bağlanmış filmci beygirlerine, bazen başında kovboy şapkası, ayağında kovboy çizmeleri ile Yılmaz Güney'e, bazen de gece uyku tutmayınca otelin önündeki minibüste bulmaca çözmeye çalışan Cem Karaca'ya rastladığımız..

    * * *

    Resepsiyonda otelin genç yaşta vefat eden katibi, Lobide Murat Çiçek.. Otelin emektarı.. Bolu'dan önce, Zonguldak'ta İtfaiyeci, Ereğli'de maden işçisi, Abant'ta Garson.. Anlatsa bir kaç tane roman çıkar hayatından..

    * * *

    Bir dönem o otelin Bodrum katı bizim jenerasyonun devam ettiği Abantspor lokaliydi.. Benim Servet Vardallı'nın muhasebe bürosu için iş başvurusu yaptığım, Servet abi tarafindan bodrum katında sınava çekildiğim yer.. Murat Ağabeyin Resepsiyondan getirdiği Facit marka Hesap Makinesinin tutukluk yapmasıyla sınavdan kurtulduğum..

    * * *

    Polyester Mustafa sayesinde unuttuğumuz Başak Sineması'nı da hatırladık.. Muhsin Kazan'ın çalıştırdığı, şapka ile oturanların sürekli uyarıldığı Sinema.. Benim daha çok Selim Hocanın yaşadığı trajedi ile hatırladığım.. Selim Marangoz ve eşinin, Sinemanın önünde kaldırıma çıkan bir arabanın altında kaldıkları kaza ile.. Galiba bir de evlat acısı çıkmıştı o kazanın içinden..

    * * *

    TEŞAŞÜR..

    İnsan, keşke bir yolunu bulup o günlere tekrar dönebilsek diyor.. Gökyüzünü içimize çeke çeke dolaşsak şehrin sokaklarında.. Gölcüğe gitsek, Gölköy'e gitsek, Abant'a gitsek.. Gelmişken bir de Kaplıca yapsak dünya gözüyle..

    * * *

    Gurbetteki çoğu hemşerim gibi ne zaman memleketten bahsedilse, kubbeleri, kurnaları ve Sarı Pirinç musluklarıyla Kaplıca gelir benim aklıma.. Havuzda suları tokatlayan, deve güreşi yapan amcalar gelir.. Elinde takunya ile Cemal Gökçesu'yu, Kadife Kemal'i, Çakır Ayhan'ı havuzun etrafinda dört döndüren Hoca Ismail gelir.. Kendisine yapılan bir eşşek şakasından sonra hepsini önüne katıp; alçaklar!, terbiyesizler, adiler ! diyerek kovalayan.. ''Hepinizi mahkemeye verecem, siz benim üzerime nasıl teşaşür edersiniz'' diye bas bas bağıran..

    * * *

    Küçük Ilıca kavşağındaki su kaynağı ve onun başında sohbet eden amcalar var bir de.. Başında arkaya ittiği kasketi, kulağının kenarında sigarasıyla Tatar Cavit, gölyüzünde işlenen bir cinayette boğazı kesilmiş halde bulunan.. Omzunda ceketi, dudağının ucunda sigarası ile Hamdi Genca, Hastane Baskatibi Kara Ahmet, Koca Götün Hakkı efendi.. Ve bir başka köşede önlerinde Nane Likörü şişesi ile Gazcı Şükrü ve Aktaş'tan Halis Dede..

    * * *

    Halis Dede'yi 1940'lı yıllarda Bolu'da gardiyanlık yaptığı dönemden hatırlıyoruz.. Ünlü Ankara Cinayeti zanlısı Haşmet Orbay'ı her gün Borazanlardaki Cezaevinden alıp Fırka Tepesi'ne sığınak kazdırmaya götürürken.. Hitler'in olası hava saldırısına karşı kazılan sığınaklara..

    *

    Kaplıca denince bir de Ümit Yaşar ve onun ''Bu Şehrin Hamamları'' adlı şiiri var.. Okuduktan sonra gaza gelip bir arkadaşla Sultan Hamamı'nın çatısına tırmandığımız..

    *

         Kimler yıkandı bu şehrin hamamlarında

         Kimler soyunup dökünmedi,

          Nice güzeller gördü bu mermer taşlar

          Bu dilsiz kubbeler

          Senin gibisini görmedi..

    * * *

    Neyse, hazır Ümit yaşar Oğuzcan demişken, ''Olmuşken bari tam olsun'' deyip onun şiiriyle bitirelim bugünkü yazımızı..

    *

          DONLARA DESTAN

          Don deyip de geçmeyelim

         Hepimizin iyi kötü bir donu var

         Yünlüsü, pamuklusu

          İpeklisi, naylonu var

    *

         Ayşe hanımınki fistıki yeşil

         Durur yaprak misali tende

         Fatma hanımınki patiskadan

         Rengi havai pembe.

    *

         Mühendisin karısı

         Naylon donu tercih eder

         Ayak ayak üstüne atıp

         Komşulara caka satar

    *

          Mühendis beyi sorarsanız

         Çifte don giyiyor kışın

         Zırh gibi, kalkan gibi bir şey

         Vallahi işlemez kurşun.

    *

         Siyatiği var Fitnat hanımın

         Uzundur fanile donu.

         Zehra kadınınki bohça gibi

         Yamalıdır her yanı

    *

         Leman hanfendinin ise

         Kâh mavi, kâh gül kurusu renkli,

         Hepsi de avuç içi kadar,

         Kenarları işlemeli, ipekli.

    *

         Ya altın dişli Pakize hanımın donu.

         Bir gören bin şiir yazar.

         Ayıptır söylemesi

         Pakize hanım donsuz gezer.

    *

          Ümit Yaşar Oğuzcan.

        Hoşça kalın dostlar, kendinize iyi bakın..

         Erdoğan MÜHÜRCÜOĞLU.. 10. 08. 2023

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    GÜNÜN SÖZÜ

    Cehaletle deha arasındaki gerçek fark nedir biliyor musunuz? Dehanın sınırları var cehaletinse hiçbir sınırı yoktur.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak