Basın Konseyi dışında, hiçbir gasteci cemiyetine üye değiliz

Üniversite Neden Bu Halde -3

Üniversite Neden Bu Halde -3
    6 Şubat 2024

    Üniversite Neden Bu Halde -3 Tarihsel sürece bir ara ...

            Üniversite Neden Bu Halde -3

            Tarihsel sürece bir ara verip, önemli nedenlerden biri olan ve bu gazetenin mesaj defterinde parça parça eskiden paylaştığım akademisyen profillerine bir bakalım .. akademik personeli ben ce sınıflandırıp bunların bu kaliteye(!) yaptığı katkıyı özetlemeye çalışayım. Burada belirtmeliyim ki bu konuda Tıp ve Diş hekimliği fakültelerinde ki akademisyenler hakkında çok az bilgim söz konusu. Üniversitede ki akademisyenleri şu şekilde sınıflandırabiliriz.

            1. Doğuştan bilim adamları: üniversite bilimsel bilgi üretimine gerçek katkıyı yapan tayfa. Bunlardan tıp ve diş hekimliği haricinde 3-5 kişi var. Bunlar çok iyi üniversite doktoralı, ya da üst düzeyde bilimsel yayın yapabilen ve proje yapanlar.

             2. Bilim adamları: Bunlar genelde lisans ya da yüksek lisansta gerekli ciddiyeti gösterip gerekli ales vb sınavlardan iyi not alarak hakkıyla asistan olup doktora yapıp çıraklıktan yetişenler. Sayıları 150-200 civarındadır sanırım. Bunlar üniversitenin işleyişini bilip, bilimsel ve etik olarak işleri yürütenlerdir.

           3. Kurumlardan devşirmeler: Bunlar genelde devlet kurumlarında memurken doktora yaparak gene hakkıyla öğretim üyesi olanlardır. Genel olarak asistanlık yapmadıklarından işleyişi öğrenmeleri zaman alsa da genel olarak hak ederek kadro almışlardır. Bunların bilimsel bilgi üretimine katkıları nispeten sınırlıdır. İlahiyatta hemen hemen sıfırdır.

            4. Beşik ulemaları: bunları iki gruba ayırabiliriz. ilk grup akademisyen ebeveyn çocuğu olup üniversitede çok vakit geçirmesinden dolayı akademisyen olmaya karar vermiş genelde başarılı ve hak ederek hoca olarak devam edenler. Bunlardan max. 3-5 tane vardır. Bilimsel bilgi üretebilirler. İkinci grup piyasa da kesinlikle iş bulamayacakken sırf zamanın üniversite yönetimi abi/abla-anne/babasına-amca/halasına kıyak olsun diye özellikle meslek yüksek okullarında kadro vermişlerdir. Ne yetenekleri ne de eğitim seviyeleri akademisyenliğe uygun değillerdir. Herhangi bir katkıları yoktur üniversiteye açıkçası, sadece yüktürler.

             5. Eş durumundan akademisyenler bu gruptan bahsederken karı/koca akademisyenlerin her ikisi de akademisyenken tanışıp evlenenleri kast etmiyorum. Önceden akademisyenken aynı kurumda denk gelip evlenip akademisyen olarak devam edenler genelde 2. grup içinde anlattıklarım. Burada kastım eşlerden birisi öğretim üyesi iken diğer eş işsiz kalınca, ya da daha rahat işim olsun diye yönetimin akademisyen eşe kıyak olsun diye kadro açtığı diğer eş. Bunlar genelde hızla yüksek lisans ve ya doktora bitirirler. Bilimsellik çok çok zayıftır. Genelde sohbet muhabbetle tüm günü geçirip, olmadık bölümde önemsiz bir iki dersi vererek maaşın tadını çıkarırlar.

           6. Akabil tayfa yakınları: Bunlar akademisyen olmayı en az hak eden ama sayıları azımsanmayacak kadar var olan, ilin üst düzey bürokratının çocuğu/yeğeni, politikacıların çocuğu/yeğeni, ilin tanınmış şirket sahibinin karısı, kızı, gelini gibi hatır gönül, çıkar/politika ilişkileri ile kadro verilenler. Bunların akademi ile aslında hiç alakası yoktur neredeyse. Bunları gün içinde veya hemen mesai sonrasında şehrin kafelerinde popüler mekanlarında görebilirsiniz çünkü yapacak doğru dürüst işleri ya da işleri ile ilgili herhangi bir kaygıları yoktur.

            7. Sözüm ona, sivil toplum örgütü(!) kökeni nedeni ile bir yerlerden transfer edilenler. Bu tayfa en zararlı olandır. Kötü örnek olurlar, kendi ümmetlerinden olduğu için yöneticiler herşeylerini hoş görür. Kindardırlar, iktidardan uzaklaşırlarsa zarar verirler. Bilime katkı, sözüm ona bir yere bağlılıklarının hep gerisinde kalır. Torpil, haksız makale yazarlıkları bunların icadıdır. Ütopik üniversitemizin ileride(!) olma nedenlerinden önemli bir kısmı burası. Tabi tarihsel sürece de devam etmek lazım.

            İmza: Kakademik

    • 6. Akabil tayfa13 Şubat 2024 . 17:01

      Pınar cevap vermedi ama ben tahmin edeyim, "6. Akabil yakınları" başlığında ki tayfadandır; o kısmı üstüne almıştır. Burada yazılanlarda zaten kişiye özel değil, herkes kendine bir pay çıkarsın. sonuçta "Vatanını en çok seven, işini en iyi yapandır". Çalışana lafımız yok.
    • pınar'a11 Şubat 2024 . 21:32

      yazının size rahatsız eden tarafı neresi Pınar Hanım? bu araştırmalarınızın kaçı uluslararası makale?
    • pınar11 Şubat 2024 . 15:14

      akademi ve akademisyenligi,bilimi ve aeastirmayi degersiz gosteren ozellikle uzun yillar piyasada calisip sonrasinda akademisyen olup uc / dort senede 10 yayina yakin arastirma yapan biri olarak bu tur haberleri kiniyorum.Piyasada hem is/ uygulama pratik bilgiler hemde disardan akademiyi ogrenme cabasinda araatirma yapmayi kolay saniyorlar sanirim. Bu cirkin saldiriliri kınıyorum.
    • Bolu Gerçek8 Şubat 2024 . 09:27

      Üniversiteside tam saygıdeğer Boluluların istediği yerdedir ve yoluna devam etmektedir. Boluluların eseri ÜNİVERSİTESİDE. Üniversitesi kuruldu ve büyük hayır sever sayın İzzet Baysal bir bir fakülte ve sosyal tesis binalarını yapmaya başladı. Ne güzel di mi! Ondan sonra ne oldu önce üniversite Bolu Merkez arası servis işini bugüne kadar yolcu taşımacılığı yapmamış kamyon şoförü köylü Ahmet Ağa mafya gibi çöktü Belediye hiç bir çözüm üretmedi. Alaaddin Yılmaz Beye kadar. Sonra ne oldu yeni açılan birimleri sözleşmeli personel alınacak Bolu nun zenginleri sözü geçenler benim yakınım işe alınsın diye kıran kırana mücadele verdiler. Böyle kurulmuş bir üniversite tabiki böyle devam etmeli. Ve devam ediyor. Sıkıntı yok herşey yoluna. Sağlıkla kalınız.
    • Ahmed25 8 Şubat 2024 . 09:22

      Dindar oldukları için bazı gazeteler tarafından yıpratılan başarılı bilim adamlarını ve başarılı rektörleri yazmayı unutmuşsunuz. Ayrıca 28 şubat döneminde başörtüsü taktıkları için görevden atılan bilim adamlarını da unutmuşsunuz.
    • Bilimsever8 Şubat 2024 . 09:15

      Üniversitedeki insan kaynağı ile ilgili yapılan tespitlerde haklılık payı mevcut ancak genel sorunu tam olarak ortaya koyamıyor. Baibü de trilyon lira desteklerle kurulan ve hiçbir bölüme hizmet edemeyen merkezi lablar bir cihaz çöplüğü halinde ve buralara akademisyenlerin düzenli girişi mümkün değil. Yönetilemiyorlar ne çevreye ne de sanayiye faydaları yok. İkinci sorun Boluyu tanımayan bir rektörün son 8 senedir, üniversiteyi olduğu yerde saydırması. Çevrede 2006-2007 de kurulu birçok üniversite özel ihtisas alanlı üniversite olarak seçildi ancak 30 yıllık Baibü bu kategoriye giremedi. Bir diğer sorun bölümlerdeki cihaz ve araştırma altyapısının eskimesin. İyi çalışan öğretim üyeleri burada gerekli araştırma altyapısını göremeyince veya çalışmasına imkan sağlanmayınca bir süre sonra daha iyi bir üniversiteye geçiyor. Başka bir sorun bölüm yapılarının hantallığı, birçok öğretim üyesi gelişmeye kapalı, gruplar halinde hareket ediyor, nerdeyse bilimsel çalışma dışında herşeyi yapıyor. Bu sorun ise bu hocaların uzun süredir Bolu da bulunmasına dayalı olarak artık birşey yapmak yerine araç al-sat, arazi işleri, mesai saatlerinde orada burada boş sohbetlere vakit geçirme veya farklı hobilerle uğraşmasıdır. Bunun dışında akademik çalışma yapan kimsenin denetlenmemesi veya Prof olduktan sonra hocaların yüzde 80 ninin çalışmaya isteksizliğidir. Bu olumsuzlukları birçoğu Baibü de mevcut olması bugün üniversitenin mevcut durumunu göstermektedir.
    • Gerçek Bolulu 7 Şubat 2024 . 16:06

      Bazı bölümlerde, Anadolu da bir çok okulda tek bir doçent, prof yokken AİBÜ de öğrencisi bile olmayan veya öğrenci tercih etmediğinden kapanmak durumuna gelen bir çok bölümde 15-20 prof var. Bunlar ne amaçla maaş alıyorlar? Hani norm kadro ile bunlar Anadolu'daki okullara gidecekti. Yasaya karşın norm kadroya sınırlamasına neden uyulmuyor? Diğer yandan bazı akademisyenler ise hak etmelerine karşın istifaya zorlanıp yıllardır kadro bekliyorlar. YÖK den, Sayıştaydan gelen denetçiler bunları görmüyorlar mı? Böyle bir tabloda AİBÜ ye nitelikli öğretim üyesi gelir mi, veya yetişen kalır mı?
    • Bolulu7 Şubat 2024 . 15:04

      Türkiyede üniversiteler, vergilerimizn eritildiği kara deliklerden biridir. Dünya birçok branjta Uzaktan eğitime geçiyor. Ama Türkiye siyasetin bahçesi gibi işsizlik rakamlarını düşüren kurumlar. (Hem kadrolar hemde öğrenciler için). Firma olsalar iflas ederler. Verdikleri eğitimin kalitesi de ortada. Kimse vergi yükünden şikayetçi olmasın. Hepimize 3-5 kurum personeli maaşı vergi yükü olarak kilitlenmiş. Çok çalışın devlete verginizi verin. Üçüncü MTV gelse az bile.
    • Kul Hakkına Girmek.7 Şubat 2024 . 11:43

      Rahmetli Alev Alatlı hocamızın dediği gibi. Her yasal hak helal değildir. Torpil veya ikili ilişkiler ile o kadroyu hak eden kişilerin hakkını yiyerek, o kadroya atananların o kurumdan aldıkları her ayki maaşı ve o kurumda çalışarak hak ettiği emeklilikte aldığı her ay ki maaşları haramdır. Çünkü başkasının hakkını yiyerek o işe girmiş ve başkasının hak ettiği maaşı almaktadır. Yüce yaradan ahirette bunun hesabını soracaktır.
    • Bolulu7 Şubat 2024 . 08:46

      Üniversitelerin %80 i Meslek Liselerine devredilmelidir. Herkes Üniversiteye gitmemeli. Eskisi gibi zor olmalı, kıymetli olmalı. Eksi Matematik net ile 4 yıllık okula giren var.
    • Mustafa7 Şubat 2024 . 00:03

      Tespitlerin hepsi doğru. Cemaat torpilleri enişte torpilleri herkesçe malum. Tıp fakültesini kazanamayan okuyamayan baytarlar kendilerini temel tıp bilimleri alanında bir şekilde bu fakülteye sokmayı başarıyorlar. Haftada 2 veya 3 gün Bolu'ya gelip ders verip geri memleketlerine giden öğr. görevlileri. Birimlerin iş yapan köpek gibi çalışan personelini onun bunun keyfi için sağa sola sürmeler. Kimisi istediği zaman rahatlıkla rektörle görüşebilirken kimisi ise hiçbir şekilde görüşemiyor. Huzur yok liyakat yok. Sonuç bu...
    • Bolulu6 Şubat 2024 . 20:48

      Hem yaz hem yorum yap. oh ne ala
    • Köroğlu6 Şubat 2024 . 20:34

      Son yıllarda akademik unvanlar eşe-dosta, partiliye dağıtıldı. üç-beş ayda doçent, profesör olanlar bir yana; uluslararası bilimsel hiç bir dergide tek bir yayını olmayanlar rektör bile oldu. Zeki, çalışkan, yetenekli, en az yabancı bir dile çok iyi derecede hakim olan, evrensel değerlere saygılı, evrensel bilgiye ulaşabilen, analitik düşünen ehliyet, liyakat sahibi gençlerimiz mağdur edildi. Nepotizmin her türlüsü zirve yaptı. Hak hukuk adalet bilim yok sayıldı. Tek kriter benim hizbimden olsun, benim gibi düşünsün ve bize hizmet etsin anlayışı hakim oldu.. Eğitim felç...Dünya üniversiteleri arasında ilk 100'e giren tek bir üniversitemiz yok. Önde olan belli birkaç üniversitemiz bile yıpratıldı. Bilim filim oldu. İnanın 40 yıl öncesinin lise mezunları, şimdinin lisans mezunlarından daha donanımlı, daha kültürlü...Sonuç itibariyle yazarın tespitlerine katılmamak mümkün değil...
    • RECAİ ye6 Şubat 2024 . 20:15

      Bu şekilde kadro alarak, aldıkları haram para ile aileleri ve cocuklarının midesinden geçirenler KUL HAKKI yedikleri için, "ALLAH KUL HAKKI YİYELERİN GÜNAHLARINI AFFETMEZ
    • örnek6 Şubat 2024 . 19:44

      5. kategori en tipik örneği, fen-ed. müdürünün hanımı. 4 senedir hiç bir ders vermeden kadro işgal ediyor. alınacağı zaman bölümümüze stanforttan hoca geliyor demiş :) benim hanımı aldırıyorum diyememiş derler..
    • uniper6 Şubat 2024 . 18:46

      Universite için yapılan tespit çok doğru malesef, iyi bilim insanlarına eziyet etmek, mobing uygulamak, kendinden olmayanı dışlamak ile meşhur
    • recai6 Şubat 2024 . 16:18

      Çok doğru tespitler yapılmış, maalesef 4,5,6 nolu grup ta olanlar çoğunlukta. Bu nedenle de bunların bilime, kurum kültürüne katkıları da sıfır,

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    GÜNÜN SÖZÜ

    Yapacağın işlerde nefsine meşveret et ve o ne derse aksini yap

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Abant Bungalov Evleri