Gazetenize sahip çıkın!

Gelişmekte olan ülke Türkiye ?

Salvador Dali

    27 Temmuz 2015
          Gelişmekte olan ülke Türkiye ?
           1974-80 yılları arasında orta okulu ve liseyi okudum. O zamanlar 5+3+3 sistemi vardı; bir şekilde bugün olan sisteme benziyordu ama lise 3 yıl idi. Orta okul ve liseyi okuduğum yıllarda gördüğümüz sosyal bilgiler ve tarih derslerinde öğretmenlerimiz Türkiye'den hep gelişmekte olan ülke (developing country) olarak bahsederdi. 40 yıl geçmiş, gelmişiz 2015 yılına, biz hala gelişmekte olan ülkeyiz. Sürekli gelişmek kötü bir şey değil, ancak diğer gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşmak hedefimiz idi. Peki, gelişmiş ülke sınıflandırılması nasıl yapılır?
           Bunun için tek bir kriter kullanmak yanlış olur. En çok kullanılanı milli gelirden kişi başına düşen paydır. Bununla beraber eğitim ve sağlığa düşen paylar ve kişi başına düşen doktor sayısı, okullaşma oranı, öğretmen başına düşen öğrenci sayıları da gösterge olarak kullanılabilir. 1970 yılına kadar ülke gelişmesi ulusal gelir seviyesiyle tanımlanmaktaydı. 1970 yılından sonra bu tanımlama insani, sosyal, kültürel ve çevresel boyutları da içine aldı Yani, gelişmiş ülke olmak istiyorsanız maddiyat yanında insanların mutluluğunu da sağlamalısınız. Bazıları diyebilir belki; param varsa ben mutlu olurum. Üzgünüm, ben öyle diyemeyeceğim.
            Birleşmiş Milletler 2014 yılında insani gelişme indeksini açıkladı. İnsani gelişme indeksi eğitim ve yaşam kalitesi, okur yazar oranı, insanların ortalama yaşam süresi kriterleri doğrultusunda hazırlanan bir ölçümdür. Buna ilaveten, ekonominin yaşam kalitesine ne düzeyde etkidiğini de belirtir. Biz bu tabloda 187 ülke arasında 69. sıradayız. En başta Norveç, en sonda ise Nijer yer alıyor. Aslında durum çok kötü gibi durmuyor. Sorun şurada; şimdiki durumumuza razı mı olacağız veya en azından hala 29. sırada bulunan Yunanistan'ı yakalayabilecek miyiz?
             Şimdi kendi ülkemize odaklanalım. Gelişmiş ülke olmamıza, daha da ilerlememize ne engel oluyor da hala gelişmekte olan ülkeyiz? 1950 yılına kadar tarımsal nüfusun toplam nüfus içindeki oranı % 75 iken bu oran 1970 yılında % 61.6'ya 1990 yılında % 41.0'e ve 1997 yılında % 34.78'e düşmüştür.  Bu köyden kentlere doğru hızlı bir göçün olduğunu göstermektedir. Ben, eğer tarımla ve hayvancılıkla uğraşan ve yıllar içinde ekonomik kaygılarla kentlere göç eden kesim köylerde tutulabilse idi, Türkiye'nin çok daha iyi bir seviyede olacağını düşünmekteyim. Yatırımların ağırlıklı olarak büyük şehirlere yapılması
    göçü daha da artırmaktadır. İstanbul'un nüfusu 15 milyon. Medeni ülkelerde 15 milyonluk bir kent göremezsiniz. Berlin'in nüfusu 4 milyon, Roma'nın nüfusu ise 2,5 milyondur. Çünkü köylüsü mutludur ve kente göç etme ihtiyacı duymaz. Biz hala İstanbul'a yatırım yapıyoruz ve sonuçta Anadolu ve köyleri boşalmaya devam ediyor. Anadolu'nun "köylüsü" şehirdeki insanlar kadar zenginleşmedikçe Türkiye'nin gelişmiş bir ülke olamayacağını düşünenlerdenim. Saygılarımla...
                                 

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak