Gazetenize sahip çıkın!

Emaneti (işi) Ehline Verin

Salvador Dali

    30 Eylül 2015

     

          Özel bir okulun sahibi olduğunuzu hayal edin. Bu okulda yüzlerce çocuğa eğitim veriliyor. Okulunuz özel bir okul olduğundan sürekli bir stres içindesiniz. Nasıl olmayasınız ki, bazı velileri memnun edemezseniz veli çocuğunu okuldan alabilir. Bu okuldan alımlar kritik sayıya ulaştığında ise siz iflas etme noktasına gelirsiniz. İşte tam da bu sebeple veli için çok önemli olan çocuğunun eğitimi noktasında en iyiyi yapmak durumundasınız. Bu amaçla en tecrübeli, en eğitimli ve en sosyal öğretmeni ve idareciyi çalıştırmak istersiniz. Çünkü bu okul sizin geçim kaynağınız ve ekmek kapınızdır. Bir kez iflas ettiniz mi geri dönüş zor olur. Peki, okulunuzda kendi siyasi görüşüşünüze yakın veya etnik kimliğinize yakın ama tecrübesi olmayan, eğitiminden kuşku duyduğunuz veya sosyal ve girişken olmayan birisini çalıştırır mısınız? Ben söyleyeyim, kesinlikle hayır. Çünkü işin sonu sizin geleceğinizi karartabilir.
            Yukarıda anlattığım olayın kamu kurumlarında uygulandığını söylemek çok zor.  Akrabayı, arkadaşı ve dini veya siyasi görüşü kayırma olayını basından sıkça duyuyoruz. Neden kendi iş yerimizde en değerli elemanı çalıştırırken, kamu kurumlarında adam kayırma en üst safhaya ulaşıyor. Resmin bütününe bakarsak kamu kurumları devleti temsil eden kurumlardır. Devletin zarara uğratılması kısa ve uzun vadede halkın fakirleşmesidir. Sonu faciadır, yıkımdır.
     Bunu tersten de okuyabiliriz. Kamu kurumlarına vicdanları yaralayan bir şekilde alınan çalışanların mesleki yeterliliklerinin olmadığını nereden çıkarıyorsunuz?
            Hemen cevap veriyorum. Yerel yönetimlerin hali ortada. İnternet çağında dünyanın her yeriyle bağlantı kurup Avrupa ülkelerindeki şehirleri ve sosyal hizmet kalitelerini kendi yaşadığım şehirle kıyaslıyorum. Sonuç; devasa bir negatif fark var. Zaten sosyal ve ekonomik anlamda rahata ermek isteyen Müslüman halkın neredeyse tamamının Hristiyan olan Avrupa veya Amerika'da yaşamak istemesi ne hallerde olduğumuzu net bir şekilde ortaya koymuyor mu? Buradan şu sonuç çıkıyor, demek ki işin ehli insanlar ortada yok; bu kadar basit. 
            Mekke'nin fethinden önce Kâbe'nin anahtarına sahip olan Osman Bin Talha aynı zamanda Kâbe'nin temizliğini de yapıyordu. Peygamber Efendimiz Kâbe'ye gitmek istediğinde Hz. Ali anahtarı Osman Bin Talha'dan alıp hep birlikte Kâbe'ye girdiler. Daha sonra Peygamberimizin amcası olan Hz. Abbas anahtarın kendisinde olmasını isteyince Peygamberimiz anahtarı Hz. Abbas'a verdi.  Sonrasında 'Allahüteâlâ, size emanetleri ehline vermenizi emreder...” (Nisa,58) ayeti indi. Bu ayet üzerine Peygamberimiz henüz Müslüman bile olmayan Osman Bin Talha'ya anahtarı geri verdi ve Kabe'nin bakımını tekrar Osman Bin Talha üstlendi.
     Emaneti ehline verin bir rica değil kesin olarak Allah tarafından verilmiş bir emirdir, sadece kendi iş yeriniz için değil devletin her kurumu için de. Saygılarımla.
                                                                          

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak