Gazetenize sahip çıkın!

Dolandırıcının günlüğü (2)

Salvador Dali

    25 Aralık 2015

          Dolandırıcının günlüğü (2)
           Yaşlı adamdan arakladıkları 500 TL onları birkaç gün idare ederdi. Hemen kaldıkları daireye gittiler ve bir müddet korkularından dışarı çıkamadılar. Fakat kolay para kazanma hoşlarına gitmişti ve bedeli ne olursa olsun para kazanmaları gerekti. İki gün sonra evden dışarı çıktılar ve ilk iş olarak internet kafeye gittiler. Facebook hesabı vardı Sercan'ın. Hala askerlik arkadaşlarıyla bağlantıyı koparmamıştı, yazışıyorlardı. Yan taraftaki masada 12-13 yaşlarında bir erkek çocuğunun sözlerine dikkat kesildi Sercan. Çocuk;
         -'Naaber Ahmet, nasılsın?” Diyordu karşısındaki arkadaşına. Bilgisayardan bir cep telefonu numarasını aramış ve arkadaşıyla konuşuyordu. Devam etti çocuk;
         -'Ahmet şu an Arabistan'dayım. Fazla konuşamıyorum çok yazıyor. Bir şey ister misin buradan?” Sonra gülmeler falan.
    Belli ki telefonun öbür ucundaki Ahmet inanmıştı. Ama nasıl olurdu bu. Çocuk Sercan'ın yanındaydı ve Arabistan'dayım diyordu. Dayanamadı çocuğa sordu.
    Anlattı çocuk;
          -'Abi şu internet denen şey var ya, mucize gibi bir şey. Bir site var ücretsiz cep telefonlarını arayabiliyorsun ve istediğin bir ülkenin koduyla arama yapabiliyorsun, hatta polis numarasından arıyormuş gibi görünebilirsin. Yani aradığın kişi, seni Arabistan'dan, İngiltere'den veya Çin'den arıyor zannedebiliyor, dedi. Ne matrak değil mi?” diye de ekledi.
           İşte yeni bir senaryo yazma şansı daha çıkmıştı karşılarına. Eve döndüler ve o akşam birlikte düşündüler. İkisinin de zekâ yönünden bir eksiklikleri yoktu, akıllı insanlardı. Geç saatlere kadar uyumadılar. Ağustos'un ilk haftası olmuştu. Günlerden Cuma idi. Bu gün insanları kandırmak dini duygularıyla oynamak ve onların dini duygularını su istimal için çok uygun bir gündü. Zaten milletimiz de dini konularda kandırılmaya o kadar uygundu ki.
    Cuma namazı vaktini beklediler caminin civarında. Sonunda ezan okundu ve namazdan sonra insanlar dışarı çıkmaya başladılar. Her ikisi de insanların yüzlerine bakıp kimi hedef seçeceklerini araştırmaya başladılar. Hedef kişinin yüzü kayıtsız ifadeli ve saf, aynı zamanda biraz da yaşlı bir kişi olmalıydı. Sonunda bir hedef belirlediler ve tecrübeli Sercan işe koyuldu. Adamın yanına yaklaştı;
           -'Selamünaleyküm amca. Cuma'n mübarek olsun Allah kabul etsin.”
          -'Aleyküm selam evladım.”
          -'Amca bir şey soracağım. Buralarda beyaz saçlı, beyaz sakallı nur yüzlü bir kişi gördün mü?”
            -'Hayır görmedim.” Dedi adam. Ama Sercan konuşmayı sürdürdü.
    -'Amca o adam Abdül aleyhisselam. Ben onunla beraberim. Ben de Hızır aleyhisselam'ım.”
          -'Olum sen benimle dalga mı geçiyorsun. Git işine,” dedi adam.
          -'İnanmıyor musun? Bana cep numaranı ver bakalım şimdi görürsün” dedi Sercan ve adamın beş dakika burada beklemesini, kendisini Peygamber Efendimizin doğum yeri olan Mekke'den arayacağını söyledi.
           Adam çaresiz kurtulmak için cep numarasını verdi. Cep numarasını alan Sercan adamın yanından ayrıldı ve daha önce kararlaştırdıkları internet kafeye, Ergün ile birlikte, gitti. İnternetten cep telefonlarının aranabildiği web sitesine girerek cami önünde bekleyen adamı Arabistan telefon koduyla aradı. Karşı taraf telefonu açtı, Sercan konuşmaya başladı;
          -'Merhaba beni tanıdın mı? Biraz önce cami önünde beraberdik. Bak şu an Hazreti Peygamberimizin Doğum yeri Mekke'den seni arıyorum. Telefonunun ekranına bakarsan Arabistan Mekke kodunu göreceksin. Sakın oradan ayrılma şimdi geliyorum.”
          Sercan bilgisayardan konuşmayı bitirdi ve hemen fazla vakit kaybetmeden cami önünde bekleyen adamın yanına gitti. Adamın yanına giderken, adamın yüzünün solduğunu ve biraz da tırstığını fark etti. Öyle ya dini konular işin içerisine girdiğinde, eğer rolünü iyi oynayabilirsen, korkmayan insan olur mu? Ergün durumu gene uzaktan izliyor ve fark edilmemeye çalışıyordu. Sercan adamın iyice ezildiğini ve teslim olmaya yaklaştığını fark etti. Rolüne devam etmeliydi.
           -'Amca sen bana inanmadın ama bak dediğim doğru çıktı. Biz yeryüzüne bir günlüğüne insan siluetinde gönderildik. Fazla insanla muhatap olmadım. İlk kez seninle bu kadar uzun süre konuştum çünkü mecbur kaldım.”
          -'Neden? Eğer siz melek iseniz her işinizi kendiniz yapabilir siniz?”
           -'Dediğim gibi sadece yeryüzünde istediğim noktaya kısa süre içerisinde yolculuk edebilirim. Yer değiştirme yeteneğimden başka bir yeteneğim yok. Fakat, bir gün için insan olduğumdan, karnım acıkmakta ve bazı ihtiyaçlar için paraya gereksinimim olmaktadır. Onun için senden biraz para isteyeceğim. Sonra ben seni bulur bir şekilde sana paranı iade ederim.”
           Adam gerçekten Sercan'a inanmıştı. Hareketleri ve konuşması bunu gösteriyordu. Çıkarttı cebinden 500 lirayı Sercan'a uzattı. Sercan parayı aldığında vedalaşıp tekrar görüşeceğini belirtti. Tam uzaklaşırken yaşlı adam;
          -'Bir iki saat sonra yine bir miktar getirebilirim, eğer yine ihtiyacın olursa” dedi.
            Sercan, eğer ihtiyaç olursa kendisin onu arayacağını söyleyerek adamın yanından ayrıldı ve Ergün ile buluştu. Beraberce internet kafenin yolunu tuttular. Sercan adamın son söylediğini Ergün'e de anlattı. Maden adam paranın devamını da getirecekti neden bundan faydalanmasınlar diye düşündüler. Bir saat beklediler sonra tekrar aynı internet sitesinden adamın cep telefon numarasını sanki Medine'den arıyormuşçasına aradılar. Sercan adama paraya ihtiyacı olduğunu ve yarım saat sonra aynı yere gelmesini söyledi.    Yarım saat sonra aynı yerde buluştular.
            Yaşlı adam Sercan'a yürekten inanmanın görüntüsüyle orada ayakta bekliyordu. Yüzünde bir saygı ifadesi vardı. Cebinden çıkarttığı parayı Sercan'a uzattı. Sercan parayı alarak, adama parayı en kısa sürede geri getireceğini söyledi ve yaşlı adamın yanından ayrıldı.

                                                           

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak