“Eleştiri belki güzel bir şey değildir, ama gereklidir. Ağrıyla aynı işi görür. Çünkü ağrı da vücutta bir arıza olduğunu haber verir.” Winston Churchill

CAMBAZA DEĞİL, HÜZNÜNE BAK.. TAVLACI..

Erdoğan Mühürcüoğlu

CAMBAZA DEĞİL, HÜZNÜNE BAK.. TAVLACI..
    5 Temmuz 2021

        CAMBAZA DEĞİL, HÜZNÜNE BAK.. TAVLACI..
        Tolstoy “Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar'' demis; ''Ya bir insan yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir..'' Tolstoy böyle demiş ama, ne şehre gelen bir yabancı geliyor benim aklıma, ne de şehirden ayrılan biri.. Şehirden ayrılan birileri var da, yazmaya benim elim varmıyor.. Hani  Turgut Uyar "Herkesin bir gideni vardır / İçinden uğurlayamadığı" diyor ya bir şiirinde; öyle..
    *
        Herkesin;
        bir umudu vardır,
        bir savaşı,
        bir kaybedişi,
        çünkü herkesin bir gideni vardır.
        içinden bir türlü uğurlayamadığı..
    * * *
          CAMBAZA DEĞİL, HÜZNÜNE BAK..
          Allah eksikliğini göstermesin her yazıdan sonra mutlaka bir mesaj alıyoruz dostlarımızdan.. Bu defa da geçen haftaki Cambaz konusu ile ilgili mesajlar geldi.. Hem de ne mesajlar.. Meğer biz sadece Bergüzar Korel'in dedesini izlememişiz panayırda.. Sadece Cambaz Boncuk da değilmiş orada izlediğimiz.. 1973'te Eurovizyon şarkı yarışmasında ülkemizi temsil eden Semiha Yankı'yı ve babası ''Çukur Muammer''i de izlemişiz.. Semiha Yankı'yı, ablaları Hamiyet'i, Safiye'yi ve bir gösteri sırasındaki ölen ağabey Metin'i..
    * * *
          Bir başka mesaj da, Jet turizm'in neden kapandığını anlattığım yazıya gelmiş.. Hem de tam altı yıl sonra.. Şirket sahibi İsmail Bayraktar'ın uzerine Ankara'da uçak düştüğünü yazmıştım.. Yanlış biliyor muşum.. Uçak İsmail Bey yolda yürürken değil, bankadan çıktıktan sonra düşmüş.. Adı da İsmail değil, Zeki Bayraktar'mış zaten.. ''Lütfen doğru bilgilere sahipseniz yazın'' diyor bu arkadaş, ''bilmiyorsanız hiç girmeyin bu konulara..''
    * * *
         TESADÜF..
         Elleri cebinde dolaşırken görünce, hem şaşırdım hem sevindim..  “Ne güzel tesadüf bu'' dedim, ''ne arıyorsun buralarda? Güre'ye gidecekmiş, kısıtlamalar kalktı diye gelmiş.. Oturduk, sohbet ettik biraz.. Az kalsın tanımayacakmış beni, çok değişmişim, kocamışım..
    * * *
          Ne zaman Üner'in lokal'ine uğrasak Bilardo masasının başında görürdük onu.. Masanın kenarına oturmuş ıstakanın ucunu tebeşirlerken, değişik hamleler yapmayı düşünüyormuş gibi etrafa bakışlar atarken, durmaya yüz tutmuş topları üfleye üfleye hedefe götürmeye çalışırken.. Lokalin de en renkli zamanları.. Kovboy Ali filminin oyuncu ve set işçilerinin de lokal'e takıldığı, zamanlar.. Atları Turist Otel'in önüne bağlayıp paldır küldür Lokalin merdivenlerinden indikleri.. Erol Günaydın, Ali Şen, Aydemir Akbaş, Hüseyin Peyda,Yıldırım Gencer.. Ve isimlerinden değilse de, yüzlerini görür görmez tanıyacağımız figüranlar..
    * * *
           LANGIRT.. 
          Akpınar'da Kasap Hayri'nin kahvesinde az mı tavla atmışız.. Az mı tavlayı koltuğumun altına verip göndermiş beni kahveden.. Fırka'da az mı langırt oynamışız açmacasına.. Ben 'fır fırcı'ymışım.. ''Fır fırcı'' demek ''Ağzına kürekle vurulması gereken tip'' demekmiş.. ''Yuh! dedim içimden.. İç sesimi ise durduramadım, yalan yok.. 
    * * *
          BEDRİ BEY..
          Kasap Hayri'nin kahvesinde çok tavla oynadık doğru ama, Tavla dendi mi; Nurettin'in İzzet Baysal Caddesi'ndeki kahvesini hatırlarım ben.. Kahvenin önünde tavla oynayan Bedri Bey ile taksici Ovabaşlı Mustafa amcayı.. Onlarca kişinin izlediği ve gün yüzü görmemiş sözlerin havada uçuştuğu.. Kırdığı taşı ''al bunu perdüsene düğme yaparsın'' diyerek Mustafa Abi'ye uzatan Bedri Bey'i.. Dudağında sigara, dumandan yanmasın diye tek göz kapalı.. 
    * * *
            Zarları 'işkodra selanik! diye başının üzerinde çevirerek sallayan.. Altı-dört ile Zeki Müren Kapısı, Altı-üç- ile Süleyman Demirel kapısı alındığını öğrendiğimiz.. Biraz matrak, biraz kibirli, biraz da tepeden bakar gibi etrafına..
    * * *
           Sakarya Okulu'na çıkan sokakta meraklı bir kalabalık vardı en son gördüğümüzde.. Sokağın başındaki evin önünde de bir ambulans, bir polis arabası ile bir de Askeri Jeep.. Bizim tavlacı'nın, Bedri Bey'in İntihar ettiğini evden kötü kokular gelmeye başlayınca fark etmişti komşuları.. Cenazeyi çıkartırken ölenin Fahri Belen Paşa'nın kardeşi olduğunu söylüyordu görevliler.. Emekli Yarbay Bedri Belen olduğunu..
    * * *
          DALGINLIK..
          Ben de kendime kızıyordum.. Meğer daha ne dalgınlıklar varmış, ne unutkanlıklar.. Araba çakmağıyla sigarasını yaktıktan sonra üfleyip camdan atanı belki on kez yazdım..
    * * *
           1951 yılında Lise Tarih kitaplarını yazan Zuhuri Danışman'ın yaptığı dalgınlık ise hepsine rahmet okutacak cinsten.. Kitaptaki imla hatalarını fark etmesi ve bazı bölümleri ''sonra düzeltirim'' diye ayırıp unutmasıyle yaşanan büyük skandal..
    * * *
           1951 yılında okullarda tarih dersleri okutulurken bir bakmış ki hocalar, İnönü ile ilgili tek satır yok kitaplarda.. Orasına bakmışlar, burasına bakmışlar yok.. Yok Allah yok.. Ne İsmet İnönü var, ne de İnönü Savaşları..
    * * *
            Kıyamet kopmuş tabi mecliste.. Zuhuri Danışman Demokrat Parti Bolu Milletvekili ya, muhalifler ''mahsus yaptı'' diye topa tutmuşlar hocayı.. Memleketlisi Ekmekçi Kadir Amca olmasa çiğ çiğ yiyecekler.. Kadir Amca da formunun zirvesinde o sıralar.. Kim çıkarsa karşısına deviriyor.. Zaten, kavga çıkar da yetişemem diye hep ön sıralarda oturuyormuş rahmetli.. 
    * * * 
           Bana sorarsanız dalgınlığın en eğlenceli olanı Muzaffer hocanın Sanat Okulunda yaşadığı.. Öğrenci zannettiği çocuğu 'kravat nerde lan! diye patakladığı güne ait dalgınlık.. Dinlerken yerlere yatmıştım.. Çocuk ''Hocam bi dakka'' dedikçe basıyormuş tokadı Muzaffer Hoca.. Ertesi gün Aşçıbaşı Müdür odasına gelip; ''bizim çırak korkudan işe gelemiyor'' demesiyle anlaşılmış yanlışlık.. 
    * * *
          BUNALDIK..
          Ne corana'ymış arkadaş.. Önümde yer bulup binemediğim 3'ncü otobüs.. Tıka basa dolu.. Bunalmışım, sıkılmışım, daral gelmiş.. Otobüsten birini dışarıya çekip kendimi içeri atmak geliyor içimden.. Dilimde Oğuz Atay'ın ''sinirimden gülüyorum Albayım'' sözleri.. ''Artık ben gülmüyorum, sinirlerim gülüyor albayım'' dediği..
    * * *
          Galiba bize deşarj olacağımız bir yer lazım bu sıralar.. Bağırıp çağıracağımız, ''kimse kim! deyip dümdüz gideceğimiz.. İngilizlerin Haydi Parkı gibi bir yer.. İçinde nutuk atmak için kürsüler olan ve kimsenin söylediklerinden dolayı başının derde girmediği..
    * * *
           Bir tarihte Bolu'da varmış böyle bir yer biliyor muydunuz? Okurken gözlerime inanamadım.. Kimin bir derdi var, kim utangaçlığından, sıkılganlığından derdini kimselere anlatamıyor, gidiyormuş Fırka'ya, oradaki yetkiliden ''nutuk atma izni'' istiyormuş.. 
    * * *
            Vay anasını dedim..  Baktım benim 50 yıl önce yurt dışında  gördüğüm sokak çalgıcılarından da var.. Biri yukar çarşıda Udçu Kara Mehmet, diğeri arasta içinde Kanuni Emri Efendi.. Şarkılar, türküler kütlüyormuş köşe başlarında.. Bir de Gölyüzü mahallesinde el mızıkası çalan Hamidanım var ki, o yılların Udcu Seher Hanım'ı gibi.. Ünlü müzikolog Kemal İlerici'nin de annesiymiş Hamidanım..
    * * *
           Düşündüm de ne mikrofon var ne hoparlör ne de başka bir şey.. Hile yok hurda yok.. Ezan bile çıplak sesle okunuyor minarelerden.. Hem de ne okunma.. Tabaklar'ın müezzini elini kulağına attı mı, evlerin lambaları yanmaya başlıyor tek tek.. "Şip- şakçı Hikmet' bile içinde yattığı tabutun kapağını kaldırıp  bakıyor ''geldik mi? diye..
    * * *
           NATIK BEY..
          Yine yazının sonuna geldik.. Bügün Avukat Zeki Baltacıoğlu'nun renkli seçim kampanyalarından da bahsedecektik güya.. Seçim kampanyalarında kullandığı Şavrole'den, Şavrole'nin şoförü Turisina Erk'ten.. Şavrole'nin önünde çekilmiş bir de fotoğraf koyacak ve Zeki Baltacıoğlu'nun fotoğraf çekiminden bir gün sonra vefat ettiğini yazacaktık.. 
    * * *
           Turisina Erk'in babası Natık Bey de olacaktı o bölümde.. Onun Seben, Kıbrıscık, Mudurnu ve Göynük nahiye müdürlüğü yaptığı yıllar da olacaktı.. Ve makam aracıyla çekilmiş  bir de fotoğrafı.. Neyse yazmış kadar da olduk zaten.. Fotoğrafları paylaştık da yazısını sığdıramadık..
    * * *
         Hoşça kalın dostlar..
        Erdoğan Mühürcüoğlu
     

    • Nurettin Ayvaz20 Temmuz 2021 . 12:33

      Yazıyı okuyunca 432 HZ müzik dinlemiş kadar keyf aldım kalemine yüreğine sağlık ustam.
    • ismail özsahin10 Temmuz 2021 . 10:08

      Erdogan abi Kasap hayrinin ogluyum o günleri gayet net hatirlarim kalemine saglik gönlüne saglik o günleri geri getiremiyoruz

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak