“Eleştiri belki güzel bir şey değildir, ama gereklidir. Ağrıyla aynı işi görür. Çünkü ağrı da vücutta bir arıza olduğunu haber verir.” Winston Churchill

BOLU’yu dinliyorum gözlerim kapalı! 

Cumhur Bandakçıoğlu

BOLU’yu dinliyorum gözlerim kapalı! 
    21 Temmuz 2021

          BOLU’yu dinliyorum gözlerim kapalı

          Önce hafiften bir rüzgâr esiyor demek geliyor içimden ama memleket sanki Sahra Çölü olmuş yanıyor. 

          Çam ağaçlarının serinliği nerede diyorum. Nerede bu memleketin bahçelerindeki Ihlamur ağaçlarının, Hanımellerinin, Leylaklarının mis kokuları diyorum. Ama yoklar. Adeta memleketi terk etmişler, gitmişler. Sanki Bolululara, Bolu’ya küsmüşler. 

          Nerede Tabiatın Kalbi, nerede huzurun başkenti, nerede bizim sevdiğimiz Bolu? Maalesef yok. 

         Ne mi var? Korkunç bir gürültü kirliliği var. Sabahın erken saatlerine kadar devam eden gürültü, patırtı var. Bolu caddelerinde, sokaklarında  anlamsız bir şekilde egzozu bozuk arabalarla hem de hız limitlerinin üstünde cirit atan, son ses saçma sapan müzikler dinleyen garip gençler var. Nerede bu memleketin Trafik Polisleri diyorum, Anıt Park’ın arkasına düşen kontrol noktası dışında onları da gören yok. 

            Bizim gençlik zamanlarımızda, İzzet Baysal Caddesi trafiğe açıktı, arabası olan gençler İzzet Baysal Caddesi’nde turlarlardı. Piyasa orada kendine yaşam alanı bulurdu. Artık Bolu’nun, aynı anda hem arabanızı gösterecek, hem de kendinizi göstereceğiniz bir caddesi yok. Fakat dikkat ediyorum aynı arabalar şehrin belli caddelerinde bir aşağı bir yukarı amaçsız bir şekilde dolaşıyor hem de çok işli güçlüymüş gibi. İzzet Baysal Caddesi şimdilerde panayıra dönüşmüş durumda, küçük şehirler bu araç trafiğine kapalı cadde modelini pek beceremedi açıkçası. Bu ülkenin insanı büyüğünü küçüğünü bilir, konuşurken ses yüksekliğini ortama ve karşısındakine göre hassasiyetle ayarlardı, ama görüyoruz ki böyle bir şey kalmamış. Sanki bir kültür değişimi yaşıyoruz. Kendi kültürümüzü koruyacağımıza biz başka bir kültürü üzerimize almışız. Sokaklarımızda yüksek sesle konuşmak moda olmuş, ne zamanı ne mekânı ayarlayabiliyor, Bolu sokaklarında dolaşan kent sakinleri. Sadece sesli konuşmayla kalsak, kılık kıyafette de kayma var. 

           Sabaha karşı 03.00 da bağırarak konuşuyor gençler, hem de Türkler! Genç kızlarımıza bakıyorum, sokaklarda ağıza alınmayacak kelimeler dökülüyor dillerinden. Yeni bir moda çıkmış, yolda yürürken  elinde akıllı telefonuyla görüntülü görüşme yapmak. Zannedersiniz umumi haber yayını var, ne özeli, ne de mahremi umursayan yok. 

           Bir de mahalle aralarındaki süper marketler var. Hem çevre kirliliğine, hem  gürültü kirliliğine ev sahipliği yapıyorlar. Kuralsızlık diz boyu gidiyor. Bu marketlere yakın oturanların vay haline. 

          Kabul edelim ki, geldiğimiz nokta pekte hayra alamet değil. Arabesk ve umarsız yaşam tarzı üstümüze yapışmış durumda. Ağlanacak halimize gülüyoruz. 

          Bolu’yu dinliyorum gözlerim kapalı, egzozu bozuk bir motosiklet sesi geliyor uzaktan. 

         Türkiye’nin sesiz şehir kavramı için belki de en uygun vilayeti maalesef bu vasfından her geçen gün adım adım uzaklaşıyor, sıradanlaşıyor. Bilmem ne kadar katılırsınız ama Bolu kendini kaybediyor. 

         Cumhur Bandakçıoğlu 

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak