Okuduğunuz gazeteye destek olabilirsiniz

Çocuk.. Pireler.. Oynak Kazım.. 

Erdoğan Mühürcüoğlu

Çocuk.. Pireler.. Oynak Kazım.. 
    31 Ekim 2022

     

       ÇOCUK.. PİRELER.. OYNAK KAZIM..
         Pencereden karşımızdaki çocuk parkına bakıyorum, Salıncakta iki çocuk sallanıyor.. Öne arkaya, öne arkaya.. O kadar dalmışım ki, onlarla birlikte sanki ben de gidip geliyorum.. Biraz ötede dört, beş yaşlarında başka bir çocuk.. Terliklerini ters giymiş.. Çocuğun terliklerine bakarken Ernest Hemingway'ı hatırlıyorum.. Onun bir restoranda peçeteye yazıp arkadaşlarına uzattığı dünyanın en kısa ve en acıklı öyküsünü.. Peçetede ''satılık çocuk Ayakkabısı, hiç giyilmedi'' yazan..
    * * *
           Bu çocuk milleti de neden ayakkabılarını hep ters giyer anlamadım gitti? İçgüdüsel bir şey midir nedir? Yoksa baş kaldırışın, kurallara meydan okumanın daha o yaşlarda dışa vurumu mu?  Almanya'da bir çocuk doktoru, bizim çocuklardan birinin içe basmasını düzeltmek için ara sıra ayakkabılarını ters giydirmemizi  önerirdi..
    * * *
          FOTOĞRAF
          Mesaj kutumda Kına Gecesinde çekilmiş bir fotoğraf.. Sonradan renklendirilmeye çalışılmış ama bence olmamış.. Fotoğrafa bakarken Hikmet Özçağlar Hoca ve bir tarihte onunla ilgili yazdıklarım geldi aklıma.. ''Nice kızlar onun diktiği gelinliklerle kocaya gitmişler'' demiştim o yazıda.. ''Nişanlanırken de onun diktiği elbiseleri taşımışlar üzerlerinde..
    * * *
           Hikmet Hoca bir söyleşisinde; ''Akçakoca'da olduğu gibi Bolu'ya geldiğimizde de terzilik yapmaya devam ettik eşimle'' diyordu.. ''Evin alt katı atölyemizdi.. Bir çok gelinliği ve nişanlığı orada diktik..''
    * * *
          Udçu Seher Hanım ile erkek kılığına girmiş birkaç teyze var fotoğrafta.. Aralarında Kına gecelerinin olmazsa olmazı Aktaş'tan Çörüş Hanım.. Kasketini sol gözünün üstüne yatırmış. ceketini omzuna almış, bir eli pantolon cebinde diğer eliyle makas alıyor bir kızın yanağından.. Çörüş Teyzede bıyıklar da kaytan bu arada.. ikinci fotoğrafta da Radyocu İsmail ile Belediye Bandosundan hatırladığımız Elektrik Tahsildarı Pire Mehmet Abi var.. Yanında üzerinde safari tipi ceket, belinde beyaz kemer, üst cepte zincire bağlı düdükle Zabıta Nurettin Abi.. Altında da lacivert pantolon ile Sümerbank işi ayakkabılar.. Ayakkabılar Hançer kılıfı gibi.. Hançeri çıkartmışsın da, kılıfını ayağına geçirmişsin gibi..
    * * *
           Bizde de amma ''Pire'' varmış ha ! Pire Hakkı, Pire Mehmet, Susuz Kınıklı Pire İsmail, Pire Sabri, Pire Hasan Duman.. Bir de Kapalı Spor Salonundaki okul maçlarından hatırladığımız Pire Necip var.. Şişko Cengiz'in tribün desteği, Bandocu Dom Ali'nin davul solosu eşliğinde Ribauntlarını, top sürmelerini, bacak arası yapmalarını izlediğimiz.. Potaya asılıp sallananı, şov yapayım derken sırt üstü yere çakılan bile gördük o maçlarda.. 
    * * *
           OYNAK KAZIM..
           Pire mire, hoşumuza gitse de, gitmese de lakapların hepsi toplum tarafından kabul görmüş, hoş görüyle karşılanmış.. İnsanlar lakaplarından rahatsız olsalar itiraz etmezler mi? Sümüğü Curular? Bit Kıranlar? Cebi Delikler? Pisiler? Sonra Kanatlılardan; Kaz Turan var, Kuş Ahmet var, Ördek Adnan var, Tavuk Şakir var.. ''Cin Çükü'' bile var ya ! Akpınar'dan Münire teyzenin oğlu Cin Çükü Fahrettin var.. Lakabın Orijinali de Cin Çükü değil ha !.. Bir gün gözümü karartıp yazacam da, dur bakalım hangi gün.. 
    * * *
           Ay ölecem gülmekten! Bir de oyun havası duyduğunda kendinden geçip oynamaya başlayan ''Oynak Kazım Abi'' varmış Bolu'da.. Çevreden gelen müzik sesiyle olur olmaz yerde göbek atmaya başlıyormuş Kazım Abi.. Onu bir Taziye Evinde düşünebiliyor musunuz? Ya da mezarlıkta defin işlemleri sırasında..? 
    * * *
           İtimat Turizm'in kaptanlarından Cevat Abi gibiymiş Kazım Abi.. Tiki varmış.. Cevat Abi'ye de 'Piç Cevat ! deyince ses etmiyor ama yanında ''Patlıcan'' dersen ana avrat dümdüz gidiyordu.. Bir de Tır'cı Piç Afer Abi var şehrin üç harflilerinden, karıştırmamak lazım.. Eczacı Muzaffer Tekmen ile Avukat Necla Baltacıoğlu'nun Şoförlüğünü de yapmıştı rahmetli.. 
    * * *
           Lakaplar konusunda fazla alınganlık yapmaya da gerek yok aslında.. Geçenlerde bir yerde Osmanlı Sadrazamlarının hemen hepsinin bir lakabı olduğunu okumuştum.. Sadrazam Öküz Mehmet Paşa, Sadrazam Tabanıyassı Mehmed Paşa, Sadrazam Daltaban Mustafa Paşa, Sadrazam Keçiboynuzu İbrahim Hilmi Paşa.. Bir de Kısa boylu ve şişman olduğu için lakabı Kavanoz olan "Sadrazam Kavanoz Mehmet Paşa'' var..
    * * *
           İSMAİL ÖZER..
           Vilayet binasında hazırlıklar yapılsın dursun'' demiştim bir yazımda.. Mahfel'in önünde Alay bandosu çalsın dursun marşları.. Belediye Reisi İsmail Özer istediği kadar Arap Sabunuyla yıkatsın caddeleri.. Nazmi Karakoç Paşa kafaya koymuş bir kere, Rakıcı Çavuş Emmi'nin Beşkavaklar'da beklettiği iki payton eşliğinde girecek şehre.. Faytoncu Zeybek Süvari ile Aslan Dayı'nın escortluğunda girecek.. Belediye Reisi sürünsün dursun Limon kolonyasını yanaklarına.. İlk önce çocukluk arkadaşı Çavuş Emmi'ye sarılacak Nazmi Paşa, ilk önce onu öpecek yanaklarından..''
    * * *
           AKİS..
           İnternet gibisi var mı? İsmail Özer'in eski bir fotoğrafını bulurum diye dolaşırken hem o, hem de eski Başkanlar Muzaffer Işın ile Reşat Aker'den bahseden birkaç yazıya denk geldim..
    * * *
           29 Nisan 1967 tarihli Akis dergisinde İsmail Özer'in Emekli piyade yarbayı olduğundan bahsediliyor.. Renkli kişiliğinden ve esprilerin havada uçuştuğu bir Encümen toplantısından.. Salona zil zurna sarhoş olarak giren ve yakasında Yeşilay rozeti taşıyan bir vatandaşın ısrarla Başkanın karşısında şiir okumak istediğinden.. Baktım da; Başkanın; "Hadi, oku bakalım Mustafa Çokbilen" demesiyle başlayan karşılıklı diyaloglar Levent Kırca'nın ''Sarhoş'' tiplemelerine bile taş çıkartacak cinsten..
    * * *
           ''Zabıta teşkilâtı yoksun kalmış ahlâktan / Komiseri, polisi korkmuyorlar Allahtan'' diye başlayan şiir; ''Çok fırıldak dönüyor Çarşı Karakolunda/ Komiserler okumuş gangaster (gangster) okulunda'' diye devam ediyor.. Şiirin devamını yazmak istemem doğrusu.. Ne olur ne olmaz..
    * * *
           Eski başkanlardan Reşat Aker'e Ticaret Bakanlığı tarafından ''24 kuruşa satılması gereken ekmeği 31 kuruştan sattırıyor'' diye dava açılması, meclis üyesi Mehmet İnan ve İzzet İnan'la birlikte tutuklanıp cezaevine gönderilmeleri de var aynı haberin içinde.. Öylesine eğlenceli bir hal almış ki bu olay, ''Bolu'da garip bir dava'' şeklinde yansımış İstanbul gazetelerine.. 
    * * *
           Bir başka gazete haberinde de1930'larda Bolu Gençlik'ten Beşiktaş'a transfer olan Eski Başkan Muzaffer Işın var.. Beşiktaş'tan sonra gittiği Göztepe'de kornerden attığı gollerle meşhur olan, Düzce'de kornerden attığı golden sonra sahaya giren fanatik bir taraftar tarafından bıçaklanan.. Muzaffer Bey'in 1951 yılında Muğla Orman İşletmesi Müdür Yardımcılığı sırasında kereste kaçakçıları tarafından iki yerinden vurularak yaralanması da var..
    * * *
           Neyse.. Hoşça kalın diyerek bitirelim bugün de.. Sürç i lisan ettiysek affola diyerek.. Özellikle de Lakaplar konusunda..
           Erdoğan MÜHÜRCÜOĞLU .. 31.10. 2022

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    GÜNÜN SÖZÜ

    Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Ücretsiz Muhasebe Programı