Okuduğunuz gazeteye destek olabilirsiniz

Her gelen baktı geçti..

Erdoğan Mühürcüoğlu

Her gelen baktı geçti..
    15 Kasım 2022

          HER GELEN BAKTI GEÇTİ..

           İnternetin gözünü seveyim.. ''Alooo! diyorum gençler gibi; ''N'aber millet..! Herkes patır patır dökülüyor.. Bitişik daireden de, Avustralya'dan da aynı anda geliyor cevap.. Bir tık'la, istediğin gazete karşında.. Belgesel, haber, magazin her şey.. Adam 80 yıl yaşamış, öleli de bir o kadar yıl olmuş, bir tıkladım ''şak'' diye geldi.. İsim benzerliği mi acaba dedim, bi daha tıkladım; vallaha Necip Şerbetçi, bi daha tıkladım Şadiye Baykan..

    * * *

          Şehrin en ünlülerinin çocukluk fotoğrafları.. Teknolojiye bakar mısınız? Alaburus tıraşlısı, askılı pantolonlusu.. Sokakta çember çevirip, ip atladıkları yaştalar.. Kadife Kemal amca, Nazım Süvarierol, Çakır Emine, Hulki Avlacıoğlu,..

    * * *

          DERYA..

          Hanım diyalizde ya, köşedeki pastahaneden sabahları simit falan alıyorum.. Tezgahtar kızla da ahbap olduk, her gün havadan sudan konuşuyoruz.. Bugün tam çıkacam ''çok güzelsin kız'' dedim, ''Adın neydi? ''Derya'' deyince yıkıldım.. Telefonda hanıma da anlattım.. 80’li yıllar.. Münih nüfus idaresindeyim, kızı nüfusa kaydettirecem.. Alman memur ''olmaz! diyor, başka bir şey demiyor..

    * * *

           Bizimkiler bir katalog vermiş bunlara, ''Bizden bi gelen olursa bu katalogtaki isimlerden koydurtma..! demişler.. ''Tamam! demiş onlar da; Ne desinler..? Memura; ''kardeşim sen benim çocuğuma ne karışıyorsun'' diyorum ''Ben çocuğuma taşıyamayacağı bir isim koyar mıyım? ''Haklısın ama'' diyor ''Bu katologda ''Derya'' erkek ismi olarak gözüküyor..''

    * * *

           ''Ne olacak peki? dedim ''Yok mu bunun orta yolu..? Varmış.. Ben mahkemeye bir dilekçe ile başvuracakmışım; mahkeme sorup soruşturacak bi karara varacakmış..

    * * *

          Ölme eşeğim ölme.. Türkiye'den biliyoruz, on yıldan önce biten dava mı var? Hemen gidersem, öğleden sonra dönermişim Adliyeden.. Şaka sanmıştım, doğruymuş.. Hakim beş dakkada verdi kararını; ''o isim olmaz'' dedi, ''ilerde çocuğu rahatsız edecek bir isim koyamazsın.. ''Yahu'' diyorum ''delirtmeyin adamı, komşumun çocuğu var adı Mernuş'' diyorum ''Yedi Uyurlar'' dan ilham gelmiş onu koymuş adam.. Olsun diyor, ''Mernuş listede yok, o koyabilir, sen koyamazsın.. Öyle mi? O zaman ben de sizin taa..!

    * * *

           KIZILKEÇİLİ..

           Akçay'da sabah yürüyüşü yapanların kullandığı bir yol var, ve o yolun tam ortasından geçen bir de köy, Kızılkeçili köyü.. Yürüyüş yapanlar dönüşte o köydeki çay bahçesinde oturup kahvaltı yapar yorgunluk atarlar.. Çok güzel bir yer, çıkar at ayakkabıları , bahçendeymiş gibi gez dolaş.. Akçay’a yeni geldiğimizde pek yanaşamıyorduk.. Herkes ballı, kaymaklı kahvaltılar yaparken; elimizde çubuk krakerlerle geçiyorduk yanından..

    * * *

           Bir gün arkadaşlarla otururken patron'a köyün isminin nereden geldiğini sordum.. İnsan köyüne böyle zambur zumbur bir isim koyar mı allah aşkına'' dedim.. Bir bozuldu adam, bir celallendi.. ''Soru mu yani şimdi bu? dedi, ''Ne varmış köyün isminde..? Anlattı bir şeyler.. ''Halis muhlis Türk köyüdür burası hemşerim'' diye de bitirdi.. Bir dövmediği kaldı.. Müşteri sana bi şey soruyor, Hee de geç di mi? Hiç görmemiş Bolu'yu.. ''Görme zaten'' dedim, ''git hangi cehenneme gideceksen !'' İçimden dedim tabi..

    * * *

           Adamlar devamlı yazlıkçılarla birlikte olduklarından olsa gerek, özgüvenleri acaip gelişmiş.. Böyle omuzlar düşük, burun havada, hep ileri doğru bakışlar falan.. Adam 1.50 boyunda, karşısındaki 2 metrelik adama ''ne diyon lan sen; döverim bak seni! diyor.. Bi fırça da dönüş yolunda İsmail abi'den yedik.. ''uzatma dedikçe uzatıyosun! diyor o da.. '''Kapat, eşeleme dedikçe ''Kızılkeçili'' diyorsun.. Peki Bolu'daki Kızılağıl'ı napacaz? Sığır Kuyruğu'nu napacaz..?

    * * *

          Abboov Sığır Kuyruğu ne la? Sığır Kuyruğu da Bolu'da bir köymüş.. Vay anam vay.. Bilsem ağzımı açmazdım.. Hadi Kızılağıl'ı geçtim de, Sığır Kuyruğu ne ya? Biri çıkıp demedi mi bu ne biçim bi isim diye.. Başka isim mi kalmadı..! Bir de kuyruğu var tövbe estağfurullah.. Seben tarafındaymış bu köy.. Köylüler sığırların kuyruğundan kapı kolu gibi bir şey yapıyor, onunla açıyorlarmış kapılarını..

    * * *

           OKTAY YILDIR..

            Hayat sürprizlerle dolu; ne zaman ne ile karşılaşacaksın belli değil.. Atmışsın sandalyeyi dükkanın önüne, oturmuşsun güneşe karşı.. Rehavet çökmüş biraz da yayılmışsın.. Bu durumda şeytan girmez mi devreye? Girmiş zaten.. Papaz Oktay abim kimbilir yapacağı hangi hokkabazlığı düşünürken; zınk diye bir makam arabası durmuş yanında.. Yaverinin açtığı kapıdan omzu yıldızlarla dolu biri inmiş; “nasıl oturuş bu böyle? demiş, ''caddeden kadın geçiyor kız geçiyor da demiyorsun.. Yaymışsın bilmem neleri..! Kalk, toparlan bakalım..!”

    * * *

          Oktay abim tehlikeyi farketmiş tabii ki.. İşin ucunda Tugay'a götürülmek var, her sabah ''yaylalar yaylalar'' eşliğinde mıntıka temizliği yapmak var.. Ali Yanardağ'dan, Emin Akman'dan biliyor.. Peşinden de Mengen Cezaevi.. Kalkmış ''tak'' diye bir topuk selamından sonra ''Ben'' demiş ''1945 Bolu doğumlu, Necati oğlu Oktay Yıldır, emret komutanım..! Karşıdan da Topal Emin amca şaşırmış bakıyor ''ne oluyor? diye..

    * * *

             Bugün bir arkadaşım telefonla anlattı bunu.. 12 Eylül döneminde rahmetli Papaz Oktay'ın zamanın Tugay Komutanı Fuat Paşa ile olan diyaloğunu.. 12 Eylül deyince; bir yerde okumuştum.. Annesi “Deno” diye çağırırmış Deniz Gezmiş'i.. Onun dalgınlığını makaraya alır dalga geçermiş.. İki katlı bir evin alt katından üst katına taşındıklarında dalgınlıkla eski evin açık kapısından girip oturmuş Deniz Gezmiş ve mutfağa doğru seslenmiş: “Annee çok acıktım..” Evin yeni sahibi gelmiş yanına; “Oooo! Deniz bey hoşgeldin'' demiş gülerek “Ben bir şeyler getireyim de beraber yiyelim..” Kıpkırmızı olmuş Deniz Gezmiş ve usulca kaçmak istemiş evden.. ''Yoook! paşam'' demiş ev sahibi; ''Bir yere gidemezsin yakışıklım..''

    * * *

           HER GELEN BAKTI GEÇTİ..

           ''Yok hocam'' dedim ''Hatırlayamadım orayı..'' Belediye Meydanı’nda, Hakim Kazım Bey'in evinin altındaymış Kuytak.. İtimat Oteli, Ziraat Bankası ve Öz Bolu Otobüs yazıhanesinin olduğu yerde.. Kimler gelmezdi ki oraya'' diyor.. ''Rahmetli Tavukçu Turan, Binbaşı Turan olarak da bilinirdi, rahmetli Ragıp Hatipoğlu, Şükrü Şenocak, keresteci Hikmet Kesim, Salih Gürbüz.. Şükrü Şenocak'ın birahanesi de oralarda bir yerdeydi.. Almanya'dan döndükten sonra açtığı birahane..''

    * * *

           ''Çok yönlü biriydi Ragıp bey.. Elini kulağına attı mı, değme müezzinlere taş çıkartırdı rahmetli.. Ezan okur, arada bir Karamanlı Camisinde sela verir.. Kimler geldi kimler geçti be ağanın ! Bir parmak şıklatmasıyla kaybolmadı bu insanlar.. ''Her gelen baktı geçti'' dediği gibi Yunus Emre'nin, bir bakıp geçtiler..''

    *

           Sular hep aktı geçti,

           kurudu vakti geçti,

           Nice han nice sultan,

           tahtı bıraktı geçti,

          Dünya bir penceredir,

           her gelen baktı geçti..

    *

           Hoşça kalın..

          Erdoğan MÜHÜRCÜOĞLU..

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    GÜNÜN SÖZÜ

    Önemli olan akıllı olmak değil, aklı yerinde ve zamanında kullanmaktır.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Ücretsiz Muhasebe Programı