Halk BolununSesi'ne güveniyor. Okunuyorsak sebebi budur

Palyaço.. Nazar.. 

Erdoğan Mühürcüoğlu

Palyaço.. Nazar.. 
    27 Aralık 2022

            Palyaço.. Nazar.. 
            ''Palyaço Korkusu'' diye bir hastalık olduğunu ilk defa duyuyorum.. Gerçi Stephan King'in bir romanında da vardı ama, o zaman roman icabıdır diye düşünmüştüm.. Değilmiş.. 'Koulrofobi' diye de bir adı varmış hastalığın.. AVM'lerin önüne çocukları eğlendirsin diye getirilmiş bir palyaço; ve ondan çığlık çığlığa kaçan bir çocuk görüntüsü.. İlginç değil mi sizce de..? 
    * * *
            Bolu'da karşılaştığım palyaçolar vardı.. Bu işi küçük paralar karşılığında yapan, zaman zaman oturup sohbet ettiğimiz çocuklar.. Üniversite öğrencileriydi hepsi de.. Sevimli, kibar, efendi çocuklar, eğitimli gençler..
    * * *
            Hayat gizemlerle dolu acayip bir oyun.. Ve bir dayanıklılık testi tabiri caizse.. Zincirli sandalyelerin 'tahta merdivenlerinden koşarak çıkmak gibi boşalan bir sandalye kapmak için.. Her koştuğun sandalyeyi bir başkasına kaptırmak gibi.. Peşine takıldığın bir palyaço ile dolaşmak panayırı.. Bir dönme dolabın en tepesinde asılı kalmak ve sallanıp durmak korkuyla.. Üç buçuk üzerinden dört atarak..
    * * *
            CEVAT ATİKEL..
            Geçenlerde BolununSesi'nde bir fotoğraf vardı Kamuran Alagözoğlu'nun paylaştığı.. ''Vay anasını'' dedim bakarken, ne günlerdi ama.. Akçakocaya giderdik yazları.. Akşamları, Orman Kampından karşıya, 'Kamelya Aile Çay Bahçesi'ne geçerdik.. Haydar'ı, Erhan'ı, Cengiz'i dinlerdik.. Fırtına gibiydiler.. Maksim'e, Çakıl'a gitmiş kadar olurduk.. Berkant'ı, Ertan Anapa'yı dinlemiş kadar.. Turgay, Haydar, Bülent, Tevfik.. Sonra Seyhan Kömürlü.. Davulda Altan'ın kardeşi Erhan, Org'da rahmetli Cengiz Eroğlu.. Ve bir de Haydar Reis'in yaşadığı akıllara zarar talihsizlik.. Seyircinin; ''gitarcı düştü'' uyarısıyla fark edilen iş kazası.. 
    * * *
            Nazar dediydik o zamanlar.. ''İnsanı mezara, deveyi kazana sokarmış'' dediydik.. Ama ilginçtir; aynı şey ''Keklik Fahrettin''in de başına geldi Mudurnu'da.. Her vuruşta bir kaç santim ileri giden davul.. Her gidişte taburesini davulun yanına çeken Keklik Fahrettin.. Ve bir ''kendinden geçme' anı !'' Sahneden önce davulu sonra da kendisi kayboldu Fahrettin'in.. Olsun, düşmez kalkmaz bir Allah.. 
    * * *
            Boşuna 'Gençlik başımda duman' dememişler, bizim de yağlı Direk Yarışmaları'na katılmışlığımız var Akçakoca'da.. Ve sırf seyircilerin arasında ''Papatya'' da var diye, ve o sırf ''Erdoğan gider'' dedi diye yağlı direğin tepesine çıkmışlığımız var.. Uca kadar gidemedik yalan yok, bayrağı da alamadık ama, biraz yaklaştık.. Yüzmeyi Ilıca'da öğrenmiş biri için az şey mi bu ? Bir de zaman zaman Yeni Sinemanın karşısındaki havuza girmişliğimiz var beyaz iç donlarımızla.. 
    * * *
            İtfaiye amirinin oğlu Cevat Atikel'in cenazesi için dönüyoruz Akçakoca'dan.. Radyoda eski bir şarkı.. Dümdüz uzanan karayolu, beyaz yol çizgileri. ağaçların hızla geride kalışı.. Ve tek tük cılız ışıkların yandığı köyler.. Kaynaşlı, Bakacak, Yumrukaya, Paşaköyü.. Hepimizde karmakarışık duygular.. Mezarlıkta Mehmet Orhanalp, Ahmet Can Kanlıcalı -şimdi o da yok- Göçmen Sadettin, Muharrem Alıcı, Nizamettin Karabacak, Bıdık Mustafa, Hamdi Erman..
    * * *
            HOPARLÖR..
            Düşünüyorum da; bizim kuşak çok keskin virajlar almak zorunda kaldı şu hayatta.. Çok kısa sürelerde ani değişimlere alışmak zorunda kaldık.. Belediye hoparlöründen, radyo'ya, radyo'dan Televizyona, televizyondan bilgisayara çok zor şartlarda geçtik..
    * * *
             Haberleri dinlemek için çay bahçelerine gidilen zamanlar vardı çocukluğumuzda.. Belediye Hoparlörü anonslarının sabırsızlıkla beklendiği saatler.. 'Burası Bolu belediyesi ilan neşriyat bürosu' diye başlayan, ''Ereğli'den Balıkçı Çakır'a çok taze uskumru gelmiştir'' tadında devam eden zamanlar..
    * * *
             Mahvel'de abojur kağıdıyla boyanmış dudaklarıyla bayanlar, kravatlı ve boyalı ayakkabılarıyla beyler.. Hem oturup çay kahve içmek, hem de 'memlekette ''Gidişat'' ne durumda onu öğrenmek radyodan.. Ardından da Nevzat Güyer Segah bir şarkıya başlar belki.. Bolu'da yaşanmış gizemli bir aşkın izlerini taşıyan şarkıya.. ''Ayşem'e.. Şarkının Linki;
    https://www.youtube.com/watch?v=BeoQoBjQH1Y
    * * *
           TESPİH..
           Balığı 'Balıkçı Çakır' dan, Şarküteri'yi Yahudi Salih'den alacaktın o zamanlar.. Bakkaliye için Zahidler Gıda Pazarı'na gidecektin.. Zemheri ayında Kiraz, yaz sıcaklarında greyfurt mu istedi canın? Tropikal sebzeler, meyveler filan? Kuşkonmaz, Brüksel Lahanası? O zaman manav Rasim'e.. Kıvanç'ın kayınçosuna.. Sedat Abi'nin yani.. Ehliyet için bile hatta..
    * * *
           Biz bizeydik yav.. Herkes birbirine uzaktan akraba gibiydi.. Gecenin bir vaktinde pijamaların üzerine paltosunu alıp lokale gelen Hüseyin Avlacıoğlu'nu anlatırlar.. Ayağında şipidik terlikler.. Sabaha kadar al kızı ver papazı.. Kahvenin kapısından, avuçlarını üfleyerek içeriye girenler olurdu hatırlarım.. Kışın üstünü başını süpürüp sobanın başında ısınanlar.. Bir kaç dakikalığına uğrayan gece bekçileri.. Gecenin bir vakti kapıya yüklenen Nezihi Başçavuş.. Kör kütük sarhoş..
    * * *
            Teravih namazı, malum, gece kahveye çıkmak için en güzel bahane.. Allah'ın gücüne gitmesin de kıl kıl bitmezdi o mübarek de.. Tabaklar Hamamı'nın arkasındaki camiye, Jet İmam'a giderdi herkes.. Jet imam da Jet imamdı ama.. Ritm'i bi kaçırdın mı, bir daha asla yakalayamazsın.. Resmen tur bindirir herkese.. İstanbul'da daha hızlı olanları da varmış gerçi.. Adı 'Ferrari' ye çıkan Hüseyin Hoca, Aksaray'da 12 dakikada teravih kıldırıp, cemaati maça yetiştiren Jet Osman..
    * * *
            Ve Camide yakalandığımız gülme krizleri.. Abdest gitmiş, namaz gitmiş.. ''Ayıp ayıp eşek kadar adamsın'' diyen amca'ya bakıyorsun ''Cebi Delikler''den, yanındaki? ''Buruşuklar'' dan, onun yanındaki ''Cavlak Hakkı'' Alimülazım'lardan..
    * * *
            Ben onu bunu bilmem arkadaş lakap dediğin güzel bişey olacak.. 'Maviler' gibi olacak mesela.. Bakar mısın şu lakaba; Mavilerin Maviş Nine.. Söylenişi bile ne kadar güzel.. Biz böyle bir lakap bulamadık kendimize.. Mavilerin Maviş Nine.. Aslahattin Camii'inin oralardaydı evi.. Oğlu da nur içinde yatsın Dömbek Şükrü müydü?.. Bir de Yılmaz vardı galiba..
    * * *
            Bir açıklaması vardır belki ama, bu gülme krizlerinin bulaşıcı da bir yanı var galiba.. İmam dahil tüm cemaatin gülme krizine girdiği anlar varmış literatürde.. Tespih çekme zamanı, arkalardan atılan bir tespihin hoca efendi'nin kafasına gelmesiyle tetiklenen.. 
    * * *
             Tespih askısının yanında, duvara yaslanmış oturan bir amca vardı Büyük Cami'de.. Babamın çocukluk arkadaşı.. Tespih zamanı, tespihi olmayanlara acayip isabetli atışlar yapardı rahmetli.. Arka saflara, yan saflara.. İsabet yüzdesi acayip yüksek atışlar.. Yani parmağını kaldır; tespihi parmağına geçirir.. O derece.. Ona özenip her tarafa tespih atasın gelir..
    * * *
             Babamla Paşa'nın rakı farikasında çalışmışlar.. Son günlerinde ziyaretine gittiğimiz bir günü hatırlarım.. Çarşafın ucundan çıkmış sararmış bacaklarına, uzamış tırnaklarına korkuyla baktığım günü.. Kimseyi tanımıyordu artık rahmetli..
    * * *
             Bugün Bahar Sineması'nı da yazacaktık güya.. Yazamadık.. Arkadaşım: 'Bahar Sineması'nı en iyi ben bilirim' deyince, 'Tamam' dedim, ''Haftaya yazalım o zaman..'' Tamam dedim ama ''Yeni sinemada kömür kovasını İlhan Çelen değiştiriyordu'' deyince biraz şüphelendim yalan yok.. O devirde ben hiç kovalı soba görmedim Bolu'da.. Kömür de yoktu galiba.. Talaş dese eyvallah..
    * * *
             Bahar Sineması'nda sobaya en yakın oturan iki kişiden biriymiş kendisi.. Sobaya odun atarak ateşi tazeliyormuş protestolar arasında.. Bir de Şişko Yıldırım varmış, arkadaşı.. Babası polis.. Neyse; bir dinleyelim bakalım..
           Hoşça kalın..
           Erdoğan Mühürcüoğlu

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    GÜNÜN SÖZÜ

    Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak