BolununSesi, ne belediyeden, ne de devletten 1 krş. almadan, tenezzül bile etmeden yaşayan TEK gazetedir

SİVASTAPOL ÖNÜNDE YATAR GEMİLER.. YAŞASIN CUMHURİYET..

SİVASTAPOL ÖNÜNDE YATAR GEMİLER.. YAŞASIN CUMHURİYET..
    31 Ekim 2024

    (Günün mana ve önemine binaen, 1 gün gecikmeyle ve ...

    SİVASTAPOL ÖNÜNDE YATAR GEMİLER.. YAŞASIN CUMHURİYET..SİVASTAPOL ÖNÜNDE YATAR GEMİLER.. YAŞASIN CUMHURİYET..SİVASTAPOL ÖNÜNDE YATAR GEMİLER.. YAŞASIN CUMHURİYET..SİVASTAPOL ÖNÜNDE YATAR GEMİLER.. YAŞASIN CUMHURİYET..SİVASTAPOL ÖNÜNDE YATAR GEMİLER.. YAŞASIN CUMHURİYET..SİVASTAPOL ÖNÜNDE YATAR GEMİLER.. YAŞASIN CUMHURİYET..SİVASTAPOL ÖNÜNDE YATAR GEMİLER.. YAŞASIN CUMHURİYET..

     (Günün mana ve önemine binaen, 1 gün gecikmeyle ve çalakalem)

    SİVASTAPOL ÖNÜNDE YATAR GEMİLER.. YAŞASIN CUMHURİYET..

    Bugün bir kaç haber kanalında rastlayınca gözlerime inanamadım.. Binlerce genç ellerinde bayraklarla nehir gibi akıyorlardı İzzet Baysal Caddesi'nden..

    * * *

    Stadyumda Sergiledikleri 100'üncü yıl koreografisi ile de muhteşemdiler.. Ulusal kanallarda kendilerine yer bulacak kadar hem de..

    * * *

    Hatırlar mısınız? Eski meclisin önünde çekilmiş bir belgesel izlediğimden bahsetmiştim bir tarihte.. Bizim gençleri izlerken o görüntüler geçti gözümün önünden.. Atatürk ve silah arkadaşları vardı o belgeselde, yabancı elçilik mensupları vardı.. Ve Bando'nun çaldığı ''Sivastopol marşı'' ile tozu dumana katan askerler..

    *

        Sivastopol önünde yatar gemiler,

        Atar da nizam topunu, yerle gök inler,

        Yardımcıdır bize kırklar yediler,

        Sılasına kavuşmaz aslan yiğitler..

    *

    Bandonun Bolu Belediye Bandosu olduğu bilgisi geçiyordu altyazıda.. Şehit Nazım Bey'in Bolu'da kurup savaşa sürdüğü 4'üncü Fırkaya Bolu Belediyesi tarafından Hediye edilen Bando olduğu bilgisi..

    * * *

    Bolulular'ın, Belediye Başkanı İsmail Hakı Bey ile Ankara'ya uğurladığı o Bandoyu yabancı ülke temsilcileri ile gazeteciler hayranlıkla izliyordu o gün..

    * * *

    Huyum kurusun, Bir şey duyunca didiklemek gibi bir huyum var benim.. Biraz araştırınca gördüm ki, o Bandoya ait bilgiler Binbaşı İhsan İdikut'un ''Nazım Bey'' adlı kitabında da var.. Sadece o bilgiler de değil, muharebeler sırasında, 4ncü Fırka askerlerinin çılgın bir savaşın içine düştükleri ve göğüs göğüse yapılan çarpışmalar sırasında çok büyük zayiat verdikleri bilgisi de..

    * * *

    O gün deliler gibi savaşan Bolulu askerlerin başında kim vardı dersiniz? Teğmen Deli Refik'le yardımcısı Asteğmen Deli Fikri.. Şaka gibi.. (Nazım Bey.. İhsan İdikut sayfa 32-33)

    * * *

            DELİLER TABURU..

    Okurken Osmanlı ordusundaki ''Deliler Taburu ile onların ''Delibaş'' rütbeli kumutanları geldi aklıma.. 60’şar kişilik küçük ocaklara ayrılan, vahşi hayvan derisinden elbiseler giyen, ayaklarında yüksek topuklu sivri burunlu ayakkabılar olan ve sırtlarına vahşi hayvan kanatları bağlanan ''Deliler Taburu''..

    * * *

    Her gün ''Delibaş'' rütbeli komutanları nezaretinde ıslak mermerlere tokat atarak talim yaptırılan, ellerinde Satır, balta ve savaş çekiçleri taşıyan..

    * * *

    İnsan onları benekli sırtlan derisinden yapılmış şapkalarıyla rüyasında görse her halde bir kaç gün kendine gelemezdi..

    * * *

         MAKAM SAHİBİ..

    Şapkamı, gözlüğümü düzelttim, ceketimin düğmelerini yokladım, girdim içeri.. Baktım makamında oturuyor bizim Durmuş.. Götünü yere vurmuş !

    * * *
    Son yazım hakkında konuştuk biraz.. "Haklısın" dedim "Sait Faik'i atlamışım.. Çocukluğunun bir bölümünü Bolu'da geçirdiğini, annesiyle gittiği Tabaklar Hamamından kovulma hadisesini.. İspirtocu Sadık'ı da daha önce çok yazdık diye yazmadım.. 
    * * *
    “Olmaz ki!” diyor.. “Bak Melek Hanım'ı da yazmadın.. Melek Hanım'ın Küçük oğlunun Kanada'da profesör olduğunu da..” 
    * * *
    Sadık'ın ölüm haberini Belediye Hoparlerinden duymuş.. Ayhan Altunç "Burası Bolu Belediyesi İlan neşriyat bürosu" diye başladığı anonsu Sadık'ın vefat haberiyle bitirmiş.. "Eş, dost ve akrabalarına teessürle duyurulur" demiş kapatırken..
    * * *
    Zaman zaman Karaçayırda rastlardık ona'' diyor.. Bazen de Çıkınlar Mezarlığının kuytu bir köşesinde.. Kış aylarında ise kasaplar içinde İsmail Ağa'nın fırınında olurdu.. Sıva ustasıydı Sadık, eşi Emine Hanımla Örencik Köyü'nde oturuyorlardı..
    * * *
    ''Hiç bir acı eşin kaybındaki kadar ağır olmuyor biliyor musun ! Yalnızlık, keder ve suçluluk gibi karmaşık duygularla boğuşmak zorunda kalıyor insan.. Bizim Sadığa da ne olduysa eşinin ölümünden sonra oldu..
    * * *
    Eve köye sığamadı zavallı, günden güne eridi.. Bir de İspirto var tabi onun çöküşünü hızlandıran.. N'apsın Sadık?  Kambur felek felek olsa, benim bacak kadar çocuğumu da anasının mezarına sarılıp ağlatmazdı..! "Boş ver" dedim "kaçtır söylüyorsun bunu.. Günaha girme.. Tövbe de.."
    * * *
           RAİF AĞABEY..
    Tebessüm ettiren bir fotoğraf.. 1972 yılında benim nikahımda çekilmiş.. Nikah memurunun eli bana doğru uzanınca, ilginç bir görüntü çıkmış ortaya, izaha muhtaç bir görüntü.. O anı Hatırladım tabii.. ''Dik otur'' diye uyarıyordu Raif Abi.. ''Bak adam fotoğraf çekiyor abisinin, dik otur..!” 
    * * *
    Raif Yavuz.. Zatı Sungur'la şehir şehir dolaşıp çadır gösterileri yapan, şapkadan tavşan çıkarıp, ağzından alevler püskürten..Tiyatrocu, Lokantacı.. 
    * * *
    Bir yerde okumuştum; Muzaffer Işın döneminde çekmecesinde 5 tane mühür varmış Raif Abi'nin.. Belediye Başkanı'nın, Belediye Meclisi'nin, Yazı İşleri'nin, Encümen'in, Evlendirme Dairesi'nin.. 5 tane mühür.. Tak tak tak, her tarafa bas anasını satayım..! 
    * * *
    Panayır çadırlarında gösteriler yapmak, şapkadan tavşan çıkartıp, ağızdan alevler püskürtmek.. Bir idealin varsa, hırsın varsa, azmin varsa oluyor bunlar.. Bolulu Alaaddin amca örneği var literatürde.. 70 yaşında eşek sırtında Hicaza gitmiş Alaaddin Amca.. 
    * * *
    Gerçi Halep'te polislere yakalanıp, bir kaç gün hapis yatmış ama, gitmiş.. İnatsa inat.. Bizim eski Kamyon şoförleri de çıkamadıkları rampaları geri geri çıkarlarmış.. 
    * * *
    Hattat Mehmet Efendi'nin  azmine ne buyrulur? Ne elleri var Mehmet Efendi'nin ne de ayakları.. Yabancı ansiklopedilere de ''Bolulu elsiz ayaksız hattat'' olarak geçmiş zaten.. İki bileği arasında tuttuğu kamışını kuşağında taşıdığıi mürekkep hokkasına batırarak yazıyormuş yazılarını.. 
    * * *
    ''Kamışını mürekkep hokkasına batırarak yazıyormuş'' dedik ya; hemen atladı bizimki.. ''Kamışı elinde geziyor gibi oldu'' diyor.. ''O cümleyi değiştirsen iyi olur.. ''Valla bunun başka adı yok ki'' dedim, ''adı Kamış bunun!” Tövbe estağfurullah.. Adam Hoca ya; aklı sıra bize akıl verecek.. 
    * * *
    Bizim sokakta vardı böyle biri.. Başı ağrıyanı, dişi ağrıyanı, okur üfler, ama tavlaya oturunca taş çalar, zar tutar.. Oyun seyrederken kaş göz edip 'kimin elinde ne var' sinyali verir.. 
    * * *
    Neyse.. ''Ne kilimin tozu, ne delinin sözü'' bitermiş.. Biz de burada bitirelim en iyisi.. "Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun" diyerek..

    Hoşça kalın..

    Erdoğan Mühürcüoğlu.. 30.10.2024..

    • Taner Başer 5 Kasım 2024 . 11:52

      Erdoğan bey ,yazınızı bir solukta okudum . Emeğinize yüreğinize sağlık.Raif abiyi bilirdimde bu kadar maharetli olduğunu bilmezdim. Sayenizde geçmişten ve resimleri gördükçe bir tur attık Bolumuzda . CUMHURİYETİ benliğinde hissedenlerin bayramını kutlar bize bu güzellikleri yaşatan MUSTAFA KEMAL ATATÜRK başta olmak üzere tüm şehitlerimize gönülden teşekkür ederim. Mekanları cennet olsun .

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Erpiliç

    GÜNÜN SÖZÜ

    İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak