BolununSesi, ne belediyeden, ne de devletten 1 krş. almadan, tenezzül bile etmeden yaşayan TEK gazetedir

Sonbahar.. Leylekli ev

Sonbahar.. Leylekli ev
    29 Ağustos 2025

    SONBAHAR.. LEYLEKLİ EV.. Sait Faik'in ''İlkbahar'' adlı bir hikayesi ...

    Sonbahar.. Leylekli evSonbahar.. Leylekli evSonbahar.. Leylekli evSonbahar.. Leylekli evSonbahar.. Leylekli evSonbahar.. Leylekli evSonbahar.. Leylekli ev

           SONBAHAR.. LEYLEKLİ EV..

         Sait Faik'in ''İlkbahar'' adlı bir hikayesi var.. O hikayede Bolu'yu Bolu'da geçen çocukluk yıllarını anlatıyor yazar.. En çok da aşık olduğu komşu kızını.. Hem de ne anlatma.. Aradan 40 yıl geçmiş ama bizim kızı hala unutamamış Sait Baba.. “Odamın penceresinden ‘Karaçayır’ görünüyordu” diye başlıyor hikaye..

    * * *

          ''Bir sabah yer yatağında yatıyorum birdenbire odanın içinden parlak bir kuş geçti.. Yatağımın üstüne oturdum.. Kuş bir daha geçti.. Sonra bunun kuş olmadığını fark ettim.. Pencereye koştum.. Baktım, bir kız bahçeden bana ayna tutuyor.. Kalakaldım.."

    * * *

          "Bir gün, iki gün, üç gün.. Sonra, bir ayna da ben geçirdim elime.. Artık her gün birbirimize ayna tutuyoruz.. Ben pencereden ona, o bahçeden bana..'' Kitapta annesi tarafından yakalanması da var yazarın.. Bahçeden odaya ayna tutulduğunu farkeden annenin oğlunu azarlayarak odadan çıkarması..

    * * *

          ''O zamandan bu zamana o kadar sene geçti" diyor Sait Faik, ''şimdi ne zaman odamın penceresine kazara bir ışık vursa, bende bir yürek çarpıntısı olur, Karaçayırlı kızı hatırlarım, gözlerim dolar, elim ayağıma dolanır..''

    * * *

          ''Vay anasını sayın seyirciler'' dedim okurken.. ''40 yıl geçmiş üzerinden ama adam hala unutamamış bizim kızı.. Ne varsa bu Karaçayır'ın kızlarında.. Biraz da kıskandım galiba.. ''Ulan'' dedim ''O kadar gezdik dolaştık oralarda da dönüp yüzümüze bakan olmadı.. Panayırda bir halkacı kızın dışında.. Uğruna ta Gerede'ye kadar peşinden gittiğimiz..

    * * *

           Merak ettim, kızın evini aradım kitabın satırları arasında.. Bazen, ''tamam, Çizmecioğlu Sokak burası dedim, bazen de; ''yok yok Hayratın oralar.. Tüccarların Leylekli evi galiba.. Önünde dut ağacı ile tepesinde Tüccar Amca'nın çevreyi gözetlediği kulübe olan.. Servet Ağabey ile kardeşi Avni'nin de oturduğu ev..

    * * *

          Hacı Behçetler, Nalbantlar, Gümüşbacaklar, Sürmeli Hocalar, Cebeciler, Coslar geçti gözümün önünden.. Mustafa Bülbül hoca ile Kore Gazisi Cıba Dayı'nın evlerinin yandığı gece geçti.. Ve Yolu ikiye bölen havuzlu bahçe ile Dırıkların, Köse İsmailler'in, Hamdi Şatıroğlu'nun evleri.. Ve o evlerden birinin bahçesinde yapılan düğün.. PTT ci İhsan abi ile Türkan Hocanım'ın düğünü.. Udcu Seher hanım ile kaşık çalan kızının geceye damgasını vurdukları..

    * * *

         Ve askerler.. Her gün marşlar söyleyerek ve tozu dumana katarak Karaçayıra talime giden askerler; ''Annem beni yetiştirdi, bu vatana yolladı! Bir kii üç dört, bir kii üç dört..!

    * * *

          Gerçi sadece Karaçayır değil Gölyüzü de askerlerin talim alanıymış eskiden.. Ferda Güley ''Kendini Yaşamak'' adlı kitabında Harp Okulundan sonra geldiği ve üç yıl görev yaptığı Bolu'yu anlatırken Gölyüzü Çayırında yaptıkları gece eğitimlerinden bahsediyordu..

    * * *

           Zaten bizim de tanıdığımız bildiğimiz yerler oralar.. Hayrat, Samut Amca'nin, Kocaayak Abdullah amcanın, Radyocu Kara Ahmet'in, Zabıta memuru şükrü Kapucu'nun, Orhan Çakırşen'in evlerinin olduğu yerler.. Bizim biraderin vefatından sonra ismi verilen sokak da orada..

    * * *

          Gectigimiz günlerde kaybettigimiz Mehmet Gündoğdu Ağabey de

          Şehir Sinemasının simge isimlerinden biri olarak hatırladığımız Salih Çetin Ağabe'yin de Gölyüzü Çayırı'nda talim yapan askerlerin arasında olduğunu, ülkenin çeşitli yerlerinden gelen bu gençlere komşu evlerden su, ayran gibi ikramların yapıldığını anlatıyordu.. Salih ağabey ile Çakıcıların kızı Zeliha Teyze arasındaki evliliğe giden sürecin de böyle başladığını..

    * * *

          TAVŞAN BESLEMEK..

          Ben Eczacı Muzaffer Hanım'ın Gölköy'deki sayfiye evinden bahsediyorum o bana Ziraat Müdürü Şadan Bey'in de bir süre o evde oturduğunu söylüyor.. O evde tavşan beslediğini.. Bir de aksi, bir de inatçı..

    * * *

          Oysa ben Şadan Bey'i Gölköy'den değil Konuralp Caddesi'ndeki 'Birlik Apartmanı'ndan hatırlıyorum.. Rahmetli Şefik Arıkan, İlhami Şener, Fuat Zorlu, Muslihittin Türkmen, Kemal Erpaçal gibi komşularıyla birlikte oturdukları..

    * * *

          Gölköy'de tavşan yetiştiren Şadan Bey'i gerçekten ilk defa duyuyorum.. Sadece Vasfi Bey'in Abant'taki ahşap villası kalmış aklımda.. Ve o villanın yakınlarında Çadır kuran 'Amigo Tevfik' Ağabey.. Gündüzleri Bolu'da taksici, akşamları Abant'ta, çadırının önünde hoşsohbet bir keyf erbabı..

    * * *

          Gençliğinde İstanbul'da Migros'un gezici satış kamyonlarında müdürlük yaptığını kendisinden dinlemiştik.. İstanbul'a okumaya gelen Bolu'lu gençlere kol kanat gerdiğini de o dönemin öğrencilerinden.. Çırağan Sarayı'nın önünde kendilerini sıkıştıran İstanbul bitirimlerini tokatlayarak dağıttığını da yine o dönemin öğrencilerinden..

    * * *

          Onun, Abant Gölü'nü, Göl Gazinosu'ndan Abant Palace Oteli'ne doğru yüzerek geçtiğini anlatırlar.. Bir de Adnan Çıracı geçmiş aynı noktadan.. ''O geçer'' demişlerdi, 'lakabı 'Ördek' onun, o geçer..!

          Hayatta bazı şeylerin önüne geçilemiyor maalesef.. Olacakla öleceğin önüne geçilemiyor.. Basit bir anjiyoda hem de Koşuyolu gibi ünlü bir hastanede vefat etmişti Tevfik Ağabey.. Ne diyelim, ışıklar içinde uyusun..

    * * *

          EYLÜL..

          Zaman mı hızlı geçiyor, yoksa yaşlandık da bize mi öyle geliyor? bu yaz sanki biraz daha hızlı geçti.. Sezon finali yapan dizilerin geri döndüğü anonslarından anladım ben Eylül ayına girdiğimizi..

    * * *

          Zaten Eylül en çok sorun yaşadığım aylardan biri benim için.. Feleğin işi gücü bırakıp kafayı bana takdığını düşündüğüm ay.. Tek ben de değilim bu aydan muzdarip olan; ''Eylül geldi mi, ayağımın altından sehpalar çekilir'' diyen var.. ''Eylül geldi mi; yüreğim yangın yeri'' diyen..

    * * *

          Alpay da ''Eylül'de gel'' diye diye nefes tüketti biliyorsunuz.. Baktı ki, gelen giden yok; "Orda kal'' diye bir şarkı daha yaptı.. ''Artık çok geç sevgilim'' dedi, ''gelmezsen gelme.!

         Hoşça kalın..

         Erdoğan Mühürcüoğlu..

         29 AĞUSTOS 2025

    • Ercan Özmarka 2 Eylül 2025 . 16:24

      Karaçayırlı olarak çocukluğumun geçtiği bu leylekli evi görünce anılar gözümün önüne geldi. Çok güzel kaleminize sağlık
    • Mustafa1 Eylül 2025 . 09:45

      Bir dönem hemen arka taragındaki binada kiracı olarak oturdum. Leylekli Bina adı ile nam salmıştı. Bir güzel elden geçirilip korunabilirdi.
    • Bolulu30 Ağustos 2025 . 11:53

      Ağız tadı ile okuyacağım... Ama leylekli evi görünce duramadım... Hey gidi be.
    • Çetin Uğur30 Ağustos 2025 . 08:53

      Geçmişten güzel anılara gittik. Kalemine ve yüreğine sağlık Erdoğan bey...
    • Gocca_Bolulu30 Ağustos 2025 . 01:20

      Sait Faik’i Adapazarlı biliyordum ben. Arkadaş ne Bolu imiş. Yolu uğramayan KÖKEZ içmeyen yok gibi. Yine içimizi sızlatan bir yazı olmuş. Yüreğine sağlık Erdoğan abi. Ne diyelim “çok yakarmış güneşin solgunu”

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Erpiliç

    GÜNÜN SÖZÜ

    Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi