Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste...

Eski bir yol hikayesi - Diyamutçu Hüseyin

Eski bir yol hikayesi - Diyamutçu Hüseyin
    1 Aralık 2025

    ESKİ BİR YOL HİKAYESİ – DİYAMUTÇU HÜSEYİN 30 KASIM ŞOFÖRLER ...

    ESKİ BİR YOL HİKAYESİ – DİYAMUTÇU HÜSEYİN

    30 KASIM ŞOFÖRLER GÜNÜ ANISINA 

    Taner KAYNAR

    Onun hayatı, bitmeyen yolların hikayesidir. Mevsimi gelmiş kar, kış, tipi, soğuk, don, buz; mevsimi gelmiş yağmur, çamur, fırtına; mevsimi gelmiş kavurucu sıcak, nem, hararet… Altında gün geçmeden patlayan lastikler, sırtında yirmi ton yük. Peşinden gittiği yollar gibi, inişli – çıkışlı, kıvrıla kıvrıla örülmüştür, koca bir ömür.

    Hikayemiz Amerikan Fordson-Thames marka, eskinin eskisi bir kamyonet ile 1950’li yıllarda, eniştesi nam-ı diğer Kavacık’lı Topal Ekrem ile yaptığı ortaklıkla başlar. Enişte – Kayınço dağ tepe tomruk çekerler Fordson ile. Kamyonet eski, küçük, yükler ağır, yollar uzundur. Git git bitmez, para da kazandırmaz. Ne Enişteyi doyurur ne de Kayınçoyu. İşin daha çok başındadır ama, bir kere çıkmıştır yola, devam etmeye kararlıdır. Onun muradıda, kaderide yollardır.

    Fordson-Thames Kamyonet ve Geniş Aile Üyeleri / Kavacık Köyü Orta Mahalle – Sene 1955-60 arası

    Bir başka ortaklık vasıtasıyla kamyoneti değiştirmek, kamyona çevirmek ister. Her ortaklık Enişte-Kayınço ortaklığına benzemez. Hüsrana giden yollar iyi niyet taşları ile döşenmiştir. Ortaklık işi beklediği gibi gitmez. Beklediği, emek verdiği, para koyduğu Volvo Kamyon yerine eski bir Amerikan Diamond-T (Amerikan “Diamond–Truck”, Mengen ağzı ile “Diyamut”) kamyon kalır kendine bu ortaklıktan. O tarihten sonra ismi de, kaderide o kamyon olacaktır. O kamyon ile bütünleşir, o kamyonun adı ile anılır olur. Demircigillerin oğlu Hüseyin değil, Diyamutçu Hüseyin’dir artık O. Hatta yalnızca “Diyamut”.

    Diyamut Türkiye’de yedek parçası da, ustası da çok bulunmayan, yürütmesi zor bir kamyondur. Çok sık arızalanır. İstanbul’dan Ustası, Antep’den parçası gelir, ancak yürür. Üç gün altında yatar kamyonun, tamir eder Diyamutçu, bir gün üstüne çıkar, o bir günde de para kazanmaya çalışır. Kolay değil, tam altı çocuk büyütmüş, okutmuştur Diyamut.

    Çileli bir kamyon olmasının aksine, Türkiye’de çok nadir bulunan, heybetli bir kamyondur aynı zamanda Diyamut. Mengen’de tektir, yollarda eşini görmek zordur.  Şoför mahalli’nin üzerinde kocaman borazan gibi duran, sarı-pirinç madenden yapılma, ipi aşağıya asılarak çalışan, tipik havalı bir Amerikan Kamyon kornası. Çaldı mı, şehir hatları vapur sireni gibi inletir ortalığı. Serpeğin başından kornaya bastı mı, bütün Mengen duyar sesini. Ev ahalisi korna sesi ile anlar geldiğini Diyamutçu Hüseyin’in. Özlenmiş, yolu gözlenmiştir. Evden çıkalı onüç gün mü, yirmiüç gün mü? olmuştur bilinmez. Bir yola çıktı mı, Türkiye kazan, Diyamut kepçe. Ne zaman yolu tekrar Mengen’e düşer, onu ancak yollar ve yükler bilir.

    1953 Model DIAMOND – T / 921-T Deluxe (14 AD 336) (DİYAMUT) – Mengen Beşler Köprüsü Yanı, Eski Tamirhane Önü (Şimdiki Ziraat Bankasının olduğu yer), 1960/70’li Yıllar

    Tehlikeli bir maceradır hayatı. Azaphane deresinden aşağıya uçtuğu da olmuştur Diyamut’un, İstanbul’da Eminönü’nde meşrubat yükü ile devrilip gazetelere 3. Sayfa haberlerinden manşet olduğuda, Mengen’de tomruk yükü ile yağlama kanalına düştüğüde… Gözü kara, canı pektir. Her devrildiğinde, doğrulmayı başarmıştır, devrildiği yerden. Mengen’in dağlarından tomruk, Adasal ocaklarından kömür, Karabük’ten demir taşımıştır Anadolu’nun dört bir yanına. Tek bir Ankara seferinde üç defa lastik yaptığıda olmuş, aks kesip günlerce yollarda yattığıda. Anlatmaz Diyamut kimseye, ne çektiğini, ne de nereye gittiğini. Çilesini sözleri değil, gözleri söyler olmuştur hep.

    Sığmaz iri cüssesi Diyamut’un içine. Diyamut’un kabini dar, arızası boldur. Diyamut, adını da verse O’na, O’nun muradı, en başından beri Volvo’dur. Karayollarından çıkma bir Volvo alır. Her parçası tek tek elden geçer aylarca, ince ince yapılır Volvo, Asım Usta’nın tamirhanesinde. Volvo ile devam eder yoluna. Kamyon Volvo olmuştur olmasına, ama ismi hala Diyamutçu Hüseyin’dir. Hatta kamyon’da resmiyette Volvo değil, “Volvo görünümlü Diamond” yazar ruhsatında. Diyamut onun kaderidir.

    O öyle bir kaderdir ki, yalnızca O’nda değil, hayatına dokunduğu herkeste büyük/küçük bir iz bırakmıştır. O’nun kamyonlarının oyuncakları ile oynayıp, o kamyonların seslerini taklid ederek büyümüştür bir nesil aile içinde.

    Volvo ile Türkiye yetmez olur artık O’na. Irak, Bağdat, Basra’ya kadar uzanır yolu. Yalnızca yük taşımaz Diyamutçu, Volvo ile. Büyük küçük herkese dokunmuş, herkesin ya eşyasını, ya bir yükünü taşımış, ya da bir işini görmüştür. Mesela, her bayram, bir Kavacık ahalisini Volvo’nun kasasında Akçalan’a götürür. Bir zamanlar gelenekseldi, Karaishak – Kavacık arası futbol maçları. Bayramlar da Akçalan’da yapılırdı. Her iki köyün ahalisi kamyon kasalarında Akçalan’a gelirdi. Çok zorlu ve heyecanlı geçerdi maçlar. Karaishak kazanırsa maçı, Karaishak’lıların kamyonu, Akçalan’dan Karaishak’a dönüşünde, korna sesleri, ıslıklar, tezahüratlarla Kavacık Orta Mahalle’den dolanarak geçerdi. Kavacık kazanırsa maçı, Karaishak’lıların kamyonu bu kez kestirmeden, Selamlar’dan sessiz, sakin, usulca Karaishak’a kıvrılırdı, Kavacık Orta Mahalle kutlamaları bu sefer Kavacık’lılarındı, Volvo’nun kasasında.

    Yıllar su gibi geçmiş, ama yollar bitmemiştir. Arkasından bir nesil yetişmiştir kamyonculuğa hevesli. Mesleğin zorluklarını, çilelerini bildiğinden kimsenin kendi peşinden gelmesini istemez. Ama nafile. Kendi gibi yolları murad edinen takipçileri vardır ailede. Devreder ekmek teknesini, Volvo Titan 495’i, oğluna. Direksiyondan bir iner, bir dahada çıkmaz üstüne tekrar. O kadar yorgundur ki, merak bile etmez sonrasını.

    Diyamutçu Hüseyin – Volvo Titan 495 ile (Ruhsat: Volvo görünümlü Diamond-T), 1980’li Yıllar

    Volvo Titan 495, Türk nakliyesine emeği geçmiş, şoförler için bir zamanların efsane kamyonudur. Karakteristik bir motor sesi vardır. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bir şiirinde dediği gibi “Şairim / Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası / Ayak seslerinden tanırım” mısralarını bu kamyona uyarlasak yeridir. “Şoförüm

    / Zifiri karanlıkta 1 kilometre öteden gelse kamyonun hası / Motor sesinden tanırım”. Tüm şoförler onun motor sesini çok uzaklardan tanır.

    Konya’lılar için bir söz vardır Anadolu’da dillerde dolaşan. “Konya’da evinin önünde MAN kamyonu olmayana kız vermezler” diye. Türkiye’de burunlu, kırmızı MAN kamyonlarının hemen hemen hepsi 42 plakadır o zamanlar. Aynı benzerlik ile, o yıllarda kırmızı (illa ki kırmızı) burunlu Volvo Titan 495’lerin çoğunluğu 14 plakadır. 1990’lı yılların sonlarına dek Mengen’de dörtyol mevkiinde, şoförler kooperatifi önleri sıra sıra 14 plakalı Volvo Titan 495’ler ile doludur.

    Zaman değişir, dünya değişir, Mengen değişir, hayat değişir, mücadele değişir. Volvo’nunda değişim zamanı gelir. Volvo satılır, evden çıkar… Hüzünlenir, yüzü kararır Diyamutçu’nun. Yine sözü değil, gözü konuşur. Eve köye sığamaz olur, uğurlarken arkasından yıllanmış yol arkadaşını…

    Volvo’nun direksiyonundan inmiştir inmesine de Diyamutçu, O araba adamıdır. Yerinde durmak onun işi değildir. Yollar onu çeker, İlla dört teker. Gerdandaki “beşi bir yerde”lerden, elde-avuçta olan bitene kadar birikmiş ne varsa bozdurup, denkleştirip 1976 model bir Anadol SL alır. Emekliliğinde ayaklarını yerden kessin, muradı olan yolların peşinden bu kez keyifle gitsin diye. Artık sırtında taşıdığı yükleri hafif, ama değerleri ağırdır. Hayat arkadaşını, eşini/dostunu, çoluk/çocuğunu, torun/torbayı taşır Anadol ile bu sefer. Baharda Mengen yaylalarına, yazda Karadeniz kıyılarına. Yıllar yılı ağır yük taşımak hücrelerine işlediğinden, beş kişilik Anadol’a on kişi bindirdiğide olmuştur, kamyon gibi yüklediğide.

    1976 model Anadol SL , 1990’lar

    Onun arabaları hep biriciktir. Kimselere vermez. O hangi arabaya binse, onun arabası herkesin arabasından daha iyi, piyasadaki son model arabadan bile kıymetlidir. Bulaşıcı bir sanrıdır bu. Hayatına dokunduklarına da bulaştırmıştır.

    Okurken bu yazıyı sakın demeyin, nedir bu tutturmuşsun bir araba araba diye. Şoförler günü arabasız olmayacağı gibi, O’nu anlatan arabasız bir yazı olmaz, olursa da eksik olur, yarım olur.

    Hayatın değişmeyen kuralıdır zamanın acımasızca hızlı geçmesi. Gençlikte, çileyle geçmek tükenmek bilmeyen zor zamanlar, ömrün sonbaharında alınan tek bir nefes gibi hızlıca tükeniverir. Amansız bir hastalığa yakalanmıştır Diyamut.

    Dede / Torun 1976 Anadol SL / 1978 Anadol SL

    Yolları bitiremeden, yılları çabucak bitirivermiştir. Ömrü, peşinden gittiği yollar gibi uzun olmamıştır ona. Dünya gözü ile göremeden, dede torun Anadol’larını yarıştıramadan, “senin Anadolun mu iyi, benim Anadolum mu?” çekişmesini yaşayamadan, erkenden göçmüştür bu dünyadan Diyamut.

    Yazar kaderi başucunda, mezar taşında, “Diyamutçu Hacı Hüseyin”…

    Ve ben, her ziyaretine gittiğimde, mutlak bir fatihadan sonra, eğilir fısıldarım mezar taşına. Usulca… Benim Anadolum seninkinden daha hızlı, daha yakışıklı Büyükbaba!!!

    Diyamutçu Hüseyin gibi, yolları murad edinen tüm şoförlerimizin 30 Kasım Şoförler günü kutlu olsun.

    TANER KAYNAR

    Kasım 2025, ANKARA

    • Zfr 3 Aralık 2025 . 21:52

      Tskler abi gerçekten güzel bir yazı olmuş ellerine sağlık
    • cabbar candemir2 Aralık 2025 . 11:47

      Kalemine sağlık. Ne güzel anlatmışsın bir dönemi. Karamanlı Mahallesi sakinlerinden Sinek Nazım'da (Karadağ) mahalleliyi kasaya doldurup Akçakoca'ya götürürdü. Her şeyi bölüşebildiğimiz yıllar.......
    • cemal1 Aralık 2025 . 11:03

      Güzel bir yazı.,emeğine yüreğine sağlık..çocukluğumda Gerede'de (1967-75 yılları arası) Volvo'cular ve Man kamyoncular arasında tatlı bir rekabet vardı..hatta "dünyada Man,ahirette İman" diye tekerlemeleri bile vardı..ama en havalıları ise ilçede 1 tane olan Amerikan MACK kamyonu olandı..
    • Teşekkürler 1 Aralık 2025 . 10:17

      Zevkle okudum, benim dedemde 50 li yıllarda Mengende kamyonculuk yapmış, daha sonra babamda devam etti, hepsinin mekanları cennet olsun..

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Erpiliç

    GÜNÜN SÖZÜ

    Bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatan da, köleliğe, yoksulluğa düşüren de eğitimdir.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak