BolununSesi, ne belediyeden, ne de devletten 1 krş. almadan, tenezzül bile etmeden yaşayan TEK gazetedir

Raptiye rap rap..

Raptiye rap rap..
    9 Nisan 2026

    RAPTİYE RAP RAP.. Bir yerde Alpagut ismi geçti mi, ...

    Raptiye rap rap..Raptiye rap rap..Raptiye rap rap..Raptiye rap rap..

          RAPTİYE RAP RAP..

          Bir yerde Alpagut ismi geçti mi, nedense hemen Hamit çavuş geliyor benim aklıma.. Çanakkale'de İngilizlere esir düşen, Myammar'daki esir kampından kaçarak kurtulan Hamit Çavuş.. Hatırlarsınız, daha önce de yazmıştık bu konuyu.. Oradan oraya, oradan oraya derken kendini Çin'de bulmuştu Hamit amca..

           * * *

            Çin'de onun perişan halini görenlerden biri; 'Sen hiç buralarda oyalanma delikanlı'' demişti, "şu karşıda görünen tepeler Türkmenistan'a ait, o tarafa geç, en azından dilinden anlar, bi çare bulurlar sana..'' Geçiş o geçiş..Tam 46 yıl sürmüştü Hamıt Çavuş'un Türkmenistan'daki yaşamı.. Orada evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştı..

           * * *

           Hani, çocuklarından biri ona pasaport çıkarmış ve ''Hadi baba'' demişti; ''Şimdi vakit o vakit, al bu pasaportu, yıllardır özlemini çektiğin ülkene git ve yakınlarınla hasret gider.. Pasaportu alan yaşlı adam gözyaşları arasında Hava alanında almıştı soluğu..

             * * *

            Hatırladınız mı? Hamıt Çavuş 46 yıl sonra Alpağut köyüne döndüğünde onu evinin çevresinde dolaşırken gören ev sahibi kapıya çıkmış, “Hayırdır!” demişti, “birine mi bakmıştınız?” ''Evet'' demişti Hamıt Çavuş, ''eskiden burada Hamit diye biri oturuyordu ona baktım..''

             * * *

             ''Ohoooo ! demişti evin sahibi bayan, ''Hepsi gitti, kimse kalmadı onlardan! ''Pekii'' demişti yabancı; ''Hacer isminde bir çocuk olacaktı bu evde, bahçedeki ceviz ağacının altında abisiyle oyun oynarlardı, o da mı yok, o da mı gitti? Kadın bakakalmıştı yabancının gözlerine.. Sendelemiş ve ''Abi! diye çığlık atmıştı.. ''Abi sen misin? Hamit abi sen mi geldinn..!

              * * *

              SARAY.. Bu konu ile ilgili başka şeyler de bulabilir miyim diye bakınırken Alpagut Köyünde icinde cariyeler ve halayiklar olan 24 odali ve 6 katlı muhtesem bir Saray olduğu bilgisine rastladım.

             * * *

             Alpagut Köyünde 6 katlı 24 odali ve içinde Cariyelerle Halayıklar olan muhtesem bir Saray var ve ben bunu ilk kez duyuyorum.. Bir de 'kulağı delik' takımından sayarlar bizi.. Duymamışım.. Sarayın sahibi de duyulmayacak biri değil aslında.. H. Hüsnü Alpagut Bolu'ya dönmeden önce Arabistan Valisiymiş.. Emekli olup Bolu'ya döndükten sonra da Bolu Belediye Başkanlığı görevinde bulunmuş..

            * * *

             RAPTİYE RAP RAP.. Takvim yaprağını çevirdim; 27 Mayıs 2025 Salı.. Elim enseme gitti.. 12 Eylül darbesinde Ankara'da,''Söndür lan o sigarayı'' diyen asker dipçiğinin indiği yere.. Düşündüm de şu ahir ömrümüze bazıları fiili, bazıları ''post modern'' olmak üzere bir sürü darbe sığdırmışız.. 65 yıl önce 27 Mayıs, sonra 12 Mart ve 12 Eylül.. Dilime Cem Karaca'nın şarkısı dolandı.. Askeri Darbelere gönderme yaptığı ve askerlerin ayak seslerini simgeleyen..

           * Raptiye rap rap zaptiye zap zap rap rap, N’aber netekim gene geldi şapka rap rap, Bir de kitap okuyor bakın şu çatlağa rap rap Bir koy üç al üçünü de beşlet rap rap..

            * 27 Mayıs'ta babamın; mutfakla, oturma odası arasında panik halindeki gidiş gelişlerini hatırlarım.. Elinde polis'in (galiba Beyazıt Öztürk'ün babasıydı) getirdiği telgraf ve unutup unutup her odada bir tane daha yaktığı 'Birinci' sigaraları.. Babam, darbeyi ilgililere haber vermek için telgrafı getiren polis cipiyle birlikte ayrılmıştı o gece evden..

            * * *

            1960 ihtilali arkasında buruk hikayeler bıraktı.. Tutuklamalar, sokağa çıkma yasakları, itilip kakılmalar.. Her yer asker kaynıyordu şehirde.. Arka sokaktan duvarlara sürtünerek zar zor geçebilen bir 'Reo' hiç gitmez gözümün önünden.. Sokak aralarında üçlü timler halinde dolaşan askerler de. Şehir Sinemasında her filmden önce izlediğimiz “Düşükler Yassıada'da'' adlı propaganda filmleri.. Ve bataryalı bir radyodan aile boyu dinlediğimiz Yassıada Duruşmaları.. Mahkeme Başkanı Salim Başol'un her duruşma öncesi; “Sanıklar getirildiler, bağlı olmayarak yerlerine oturtuldular'' şeklindeki sözleri..

             * * *

             DACHAU.. Yazıya Hamit Çavuş'la başladık ya, aslında İkinci Dünya Savaşı ile ilgili her şey ilgimi çeker benim, Almanya'dayken de ev bit pazarından aldığım savaş artığı eşyalarla doluydu.. Teki kaybolmuş asker çizmesi, matara, palaska, kasatura.. Daha önce de yazmıştım, Münih'te Bit pazarından aldığım asker miğferini başıma geçirip savaş filmi izlemişliğim bile var..

            * * *

            Bolul'u Selahattin abi ile her hafta sonu Dachau'da Nazilerin toplama kampındaydık.. Mahkumların ''banyo yapacaksınız'' diye zorla sokulduğu, duş süzgeçlerinden gelen gazla zehirlendikten sonra el arabalarıyla taşınıp fırınlarda yakıldığı katliam Merkezinde.. Yanan cesetlerin alttaki küllüğe 'kum şeklinde akmaya başladığı.. Selahattin Abi ile o Fırınların içine girip onlarca fotoğraf çekmiştik.

             * * *

             Şimdi Bolu'da Şehitler Mezarlığında Selahattin Abi.. Bolu'ya her gidişimde mutlaka uğrarım yanına.. Mezarlığın ortasındaki banklardan birine oturur hayallere dalarım.. Bazen Nazi döneminde yaşananların anlatıldığı ''Piyanist'' filminin kahramanları geçer önümden.. Onlar gider, 'Hayat güzeldir' filminin kahramanları geçmeye başlar.. Ardından SS' ler ve sepetli motosikletleriyle Nazi Subayları..

              * * *

              Bazen o kadar kaptırırım ki kendimi, Damgacılar'ın Sepetli Motosikleti bile karışır aralarına.. Direksiyonda Damgacılar'ın İsmail Abi, sepette ise kardeşi Arif Abi.. Sonra Eğri Boyun Salih Abi girer görüntüye.. Şaha kaldırdığı motoruyla ve arka tekerleğin üzerinde..

    * * *

             Burada bitirelim mi dostlar.. Kendinize iyi bakın.. Hoşça kalın..

             Erdoğan MÜHÜRCÜOĞLU..

    • Naci parlak11 Nisan 2026 . 23:58

      Erdoğan bey yukarıdaki resim neyi anlatıyor resimde ben ve arkadaşlarım var bu resim bende yok nereden buldunuz saygılar
    • Mirasyedi10 Nisan 2026 . 11:36

      Şu ikinci fotoğraftaki güneş gözlüklü, takım elbiseli, rugan ayakkabılı, havalı ve seçkin beylerin arasında kalmış, giydiği bütün esvapları köy dokumasından, ayağında gara lastik, poturu kıl abadan, yüzü güneş yanığı,sefasını süren azınlığın yanında asırlardır bu toprakların kahrını çeken, yıkılmış bir devleti küllerinden diriltmek için ocakları sönme pahasına tarih boyunca milyonlarcasını feda ettikleri oğullarıyla, elde kazma kürek, ham çarık, çıplak ayak Koca Gazi'nin arkasında İstiklal peşine düşen Anadolu köylüsü var ya, işte koca bir tarihe bedel önemsiz fakat değerli, yüce ruh O. [Anadolu'yum ben/Binlerce yıl sağılmışım/Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher-sabah uykularımı/Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme/Ne İskender takmışım, Ne şah ne sultan/Göçüp gitmişler, gölgesiz/Selam etmişim dostuma/Ve dayatmışım../Görüyor musun?] (Maalesef o son kaleyi de yıktık. Köyler bomboş. Hepimiz tarımsal üreticilikten kopup kapitalist kompradorlara tüketici ve köle olduk. 1927'de %75'in üzerinde olan köy nüfus oranı, 2024 itibarıyla %93,4 kent, %6,6 köy nüfusu seviyesine geldi)
    • İLHAN TAŞDELEN10 Nisan 2026 . 11:33

      ELİNE VE YÜREĞİNE SAĞLIK ABİ.SAĞOL/VAROL.
    • Ruhi10 Nisan 2026 . 01:02

      Siz genellikle geçip gitmiş olanları yazıyorsunuz. Geçip gitmek güzel. Bizi, kalanları Allah kurtarsın.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Erpiliç

    GÜNÜN SÖZÜ

    Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugün yarına dünle beslenerek yol alır.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi