BolununSesi, ne belediyeden, ne de devletten 1 krş. almadan, tenezzül bile etmeden yaşayan TEK gazetedir

Palavracı, Mavi Köşe.. Aziz Yıldırım..

Palavracı, Mavi Köşe.. Aziz Yıldırım..
    9 Haziran 2026

    PALAVRACI.. MAVİ KÖŞE.. AZİZ YILDIRIM.. Adam habire konuşuyor.. bir ...

    Palavracı, Mavi Köşe.. Aziz Yıldırım..Palavracı, Mavi Köşe.. Aziz Yıldırım..Palavracı, Mavi Köşe.. Aziz Yıldırım..Palavracı, Mavi Köşe.. Aziz Yıldırım..Palavracı, Mavi Köşe.. Aziz Yıldırım..Palavracı, Mavi Köşe.. Aziz Yıldırım..

         PALAVRACI.. MAVİ KÖŞE.. AZİZ YILDIRIM..

          Adam habire konuşuyor.. bir gecede bilmem şu kadar dolar harcadığı; 'Maksim'de aşka gelip nara attığı, silah çektiği, sonra da kapı dışarı edildiği.. Bir de aksi bir de ısrarcı.. "Dinle," diyor. ''Başçavuşun eşeğı şaapmıyor burda.. Genç, yakışıklı bir adamdım, bilmem anlatabildim mi? Bir tiyatro topluluğu gelmişti şehre.."

    * * *

          Şehre bir tiyatro topluluğu gelmiş.. Yakışıklı bir adammış bizimki.. Kızlardan ikisi çok güzelmiş.. "Fıstık gibiydiler," diyor.. Tiyatroculara haber göndermiş; ''Bir akşam hepinizi Mavi Köşe'de bekliyorum.. Hepiniz misafirimsiniz demiş.. ''Bende para eşek yüküyle o zamanlar; bilmem anlatabildim mi? Mavi Köşe'de masaları donattım.. Şehrin ileri gelenleri hep oradayız: Kemal Yurdagül, Bahattin Sipahi, bir kaç tane Avukat, Hüseyin Özkan falan.. Herkes canım.. İçiyoruz.."

    * * *

           Gece yarısı, saat bire doğru gelmiş panayırcılar.. "Hanımlar geldiler.. Aaa, bir baktım, yanlarında Hülya Babuş. Sultan Hamamı'nın üzerindeki pansiyonda kalıyormuş.. Ben öyle hatun görmedim azizim.. Bir de civelek" diyor.. ''Büyük Ünal Tiyatorasından kendisi.. Ben ondan önce çıkan bir kız vardı ona hastaydım Erdovanım?.. Hafif genizden, bir ses.. 'Bir fincan kahve olsaaamm' dedi mi kendimi gaybelediyorum..''

    * * *

           Bir maçta da Balıkesir taraftarlarının arasına girmiş; "Dayı mısınız siz ulan?" demiş.. "Elimi kaldırdım," diyor.. "Çakacam tokadı 'Keltoş'a.. Ulan, şerefsiz! dedim'' Bir eli de havada.. Sanki tokat benim suratıma inecek.. Yan masalar yanlış anlamasın diye; "Hak etmiş ama," diyorum.. "Çaksaydın keşke bir tane.. Şişko Cengiz gelip ''Abi bu seferlik affet'' demeseymiş kafayı çakacakmış 'bilmem ne yaptığımın oğluna..'

    * * *

           "Ya, böyle işte," diyor.. "Aziz Yıldırım'ı ne zaman çağırdıysak geldi Bolu'ya?. Geçirdi sırtına bizim Fikret'in 8 numaralı formasını aslanlar gibi çıktı sahaya.. Fikret; Terzi Derviş'in oğlu.. O da Bolu Gençlik'te oynuyor o sıralar... Nufus sayımı günü sokağa çıkma yasağında bile kamyon kasasında geldi adam.. Az buz iş değil bunlar, herkesin götü yemez afedersin..'' Eğilip bana soruyor: "Haksız mıyım?"

    * * *

           "Yoo, haklısın," diyorum.. "Ama onun Aziz Yıldırım olmasına bizim de biraz katkımız olmuş yani! 'Orası öyle" diyor.. ''İzledin mi Boluspor'un son maçını? Neydi o öyle? Ruh yok bunlarda şekerim ruh! Bak koca şehir kaça bölündü, her kafadan bir ses.. Peki senin fikrin ne bu hususta?

    * * *

          ''Ne çim sahası! Çim saha çok sonra.. Zaten onun yüzü suyu hürmetine 2'inci lige aldılar bizi.. Doğancı Köyü'nden Arif Abi varmış, Topçu Taburu'nda binbaşı.. Askeri araçlarla yaylalardan getirdiği çimi ''İki tık tık, bir şık şık'' stadyuma döşeyince Ankara'dan gelenler ''Aşkolsun' demişler, ''vallaha bunlardan korkulur..''

    * * *

           ''İş bilenin kılıç kuşananın ciğerim ! Sıfırdan başlıyorsun sonuçta.. Bugün zirvede gördüklerimizin çoğu sıfırdan başlamış.. Vehbi Koç, Sabancı, Zorlu.. Bolu'da da öyle.. Lakaplara, soy isimlere falan baksana! Ya semercilik, ya kalaycılık, ya da nalbantlık çıkış noktamız.. Leblebici var, Helvacı var.. Emek, alın teri var yani.. Tökezlemeler, hatta çuvallamalar..''

    * * *

          SİBOPLU...

          Bekir Coşkun'un eski köşe yazılarını okuyorum bu sıralar. Bir köşe yazısında çocukluğunda giydiği “Cizlavet” leri anlatıyordu rahmetli.. Cizlavet'in, otomobil, traktör, kamyon lastikleri eritilerek ve kalıplara dökülerek yapıldığını.. Yazıda ''Benim Cizlavetim sibopluydu'' yu görünce ''Vay anasını'' dedim ''demek siboplusu da vardı bunların.. Meğer kamyon lastiğini eritip kalıba dökerken sibobunu unutmuşlar içinde..

    * * *

           Geçenlerde paylaştığım fotoğraf geldi aklıma.. 8-10 yaşlarında bir çocuk fotoğrafta.. Çocukluk aşkım.. Koyu renkli pazen bir elbise vardı üzerinde.. Uzun konçlu çorapları ile aynı renkte eteği.. Bir elinde annesinin çantası, diğer eli kardeşinin omzunda.. Ayağında naylon ayakkabılar.. Fotoğraf da sanki dün çekilmiş gibi..

    * * *

           Kendi ayakkabılarımı görür gibi olmuştum fotoğrafa bakarken.. Çeşmenin oluğuna daldırıp yürüdüğümüzde 'gorç gorç gorç' sesler çıkartan laylon ayakkabılarımı..

    * * *

            BİYOMETRİK.

            Şimdi eski fotoğrafçılar kalmadı tabii.. Hele ''Biyometrik'ler çıktı mertlik bozuldu.. Kim icat ettiyse Allah'ından bulsun.. Geçenlerde 2 tane vesikalık lazım oldu gittim, adam ''Kulaklar görünecek'' diye diye strese soktu beni.. ''Bu olmamış, bu hiç olmamış, bunu kabul etmezler..''

    * * *

            'Bu güzeldi ya, bu kalsın'' diyorum, ''bu eskisinden hallice..'' ''yok! diyor ''sağ kulak tam çıkmamış..'' İyi de kulağımın olanı bu birader.. Sinir geldi.. Altı üstü bir vesikalık.. Senin çekeceğin fotoğrafın da, elindeki makinenin de, sana fotoğraf çektirmeye gelenin de..

    * * *

            Nasıl aramazsın bizim eski fotoğrafçıları.. Arman'ın, Tevfik Türk'ün, Kemal Şen'in çektiklerini.. Çektikten sonra 'giyotin' gibi bir aletle kenarlarini ''kırt, kırt, kırt'' diye kesip çeyrek bir zarfın içine koyup verdikleri..

    * * *

           Fotoğrafçı deyip geçmemek lazım, sinema makinasını ilk defa fotoğrafçı Suphi bey getirmiş Bolu'ya.. Gerçi onların dönemine pek yetişemedik biz.. Eskilerden Foto Cevat Kızıltan'a yetişebildik biraz.. Onun duvarda asılı kemanı ile mangalda küllerin içine sürülmüş cezvesi kalmış aklımda.. Aynanın kenarına iliştirilmiş bir kravat, kapının arkasına asılı 'fotoğrafçı ceketi'..

    * * *

           Kimler geldi kimler geçti o meslek grubundan.. Ferhat, Emin ve Oktay Arman, Mehmet Sak, Ziya bey, Emin Kavarna, Cevat Kızıltan, İbrahim Yorgancı, Kemal Şen, Tevfik Türk..

    * * *

           'Fıratlı Mektepliler Pazarı'' bile fotoğrafçı dükkanıymış eskiden.. Rahmetli Emin Fıratlı.. Resmi bayramlarda öğrencilerin fotoğraflarını çekip dükkanın camına asıyormuş sahipleri görüp alsın diye..

    * * *

           Ben ne zaman bir fotoğrafçı vitrinine rastlasam aklıma Ziya Osman Saba ve onun ''Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi'' adlı kitabı gelir.. Sanki Emin Arman'ın dükkanı anlatılıyor zannederim okurken.. Vitrinde bir çoğu aramızda bulunmayan, güler yüzlü insanlar, gelin-damat fotoğrafları, şehre konser için gelen ünlülerin resimleri.. Ve benim her izine geldiğimde ''acaba hala duruyor mu diye bakmaya gittiğim çocukluk arkadaşım.. Boyumuzu ölçüp işaret ettiğimiz çizgiler hala durur Semerkant'daki evin bahçe kapısında.. Gerçi o ev de yok şimdi..

    * * *

           Neyse, Aziz Yıldırım yeniden Fenerbahçe'nin başında'' diye duyduk ve eski defterleri karıştırdık.. Huyumuz kurusun..!

           Hoşça kalın..

            Erdoğan MÜHÜRCÜOĞLU 08. 06. 2026

    • Halil Körpe11 Haziran 2026 . 19:29

      Erdoğan abicim, yazılarınız harika, büyük bir keyifle okuyorum, sağ ol, var ol.
    • Zamane9 Haziran 2026 . 10:16

      Başçavuşun eşeği şaapmıyor tabiki (ossurmuyor afadersin)/anlattın anlattın, para eşşek yüküyle o zamanlar/Gaybeletmemek ne mümkün, biz olsaydık onca civeleğin icinde biz de gaybeledüdük kesin/Hak etmez olu mu? Şişko Cengiz'e ne bakıyon, çaksaydın keşke bilmemne yapdumun oğluna bi dene, anasını satdumun keltoşuna desem.. Çok kızdım, hızını alamayıp bi dene de bizim şiskoya yapışdusaydın sanane len deyip/Az bi iş olumu yaw, eğellihim haklısın/yok şekerim yok;ne gezer/ İki tık tık bi şık şık ha! valaha aşkolsun/Ayynen öle ciğerim/Mesut insanlar fotoğrafhanesi mi? O zamanlar insanlar mesut olduğu için mi öyle koymuş acaba bu ismi? Şimdi yazsaydı Umutsuz İnsanlar Fotoğrafhanesi adını koyardı ihtimal/Hagi ev kaldı ki! Ev mi kaldı, bahçesi, ağaçları, tavukları, kuşları, kedi köpeği olan. Evlerimiz yok bizim. Dolap çekmecesi misali, daire dediğimiz kibrit kutularimiz var içine girer girmez kapağını kapattiğımız. Temeddünün yalan sözüne uyup evlerimizle birlikte yaşamlarımızı parayla takas ettik. Evlerimizden çıkarıp bizi üst üste istiflenmiş kutulara kapatmakla kalmadı, elimize tutuşturup hipnoz ettiği ışıklı kutularla hepimizi gösteri dünyasının içine de hapsetti namussuz/Aziz de azizmiş azizim, kurtulamıyoruz adamdan. Bit pazarına nur yağdıracak illa ki. Eskici bohcasınını karıştırıp ağarmış, kocamış aykutu çıkaracak gene.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Erpiliç

    GÜNÜN SÖZÜ

    Sadelik, iyilik ve doğruluk olmayan yerde büyüklük yoktur.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi