Dün dünde kaldı cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım…

SEVGİNİZİ, MİNNETİNİZİ GÖSTERMEKTE GEÇ KALMAYIN…

SEVGİNİZİ, MİNNETİNİZİ GÖSTERMEKTE GEÇ KALMAYIN…
    4 Ocak 2026

    SEVGİNİZİ, MİNNETİNİZİ GÖSTERMEKTE GEÇ KALMAYIN… Türkçeyi konuşma ve yazma babında ...

    SEVGİNİZİ, MİNNETİNİZİ GÖSTERMEKTE GEÇ KALMAYIN…
    Türkçeyi konuşma ve yazma babında ülke geneli baz alındığında güzel kullandığımız söylenebilir…
    Neylersiniz bazı yazılarımızda harfler ne söylerse söylesin fark etmiyor ve insanlar anlamak istediğini anlıyor…
    Ve Neyzen Tevfik’in dediği gibi “Hayatta beni bir kişi anladı, o da yanlış anladı” durumu hâsıl olabiliyor…
    Geçmişte muhtemelen bahsetmişizdir “Ulu Hakan mı Kızıl Sultan mı?” başlıklı yazımıza gelen eleştiriyi…
    Gazetelerde spor yazıları kaleme aldığımız günlerde bir okur eleştirisine göz atınca “Yuh artık, sen zeka özürlü müsün?” dememek için kendimizi zor tutmuş ve sade sormuştuk “Nerenden uydurdun?” 
    Büyük mütefekkir rahmetli Mehmet Akif’in “Gölgesinden bile korkup bağıran bir ödlek, 33 yıl bizi korkuttu ‘Şeriat' diyerek” dizeleriyle yüklendiği, birilerinin ise yere göğe sığdıramadığı 2. Abdülhamit’i bırakalım gerçek tarihçiler değerlendirsin…
    Tabii bir noktaya basılmadan geçilemez; onun döneminde “1,5 milyon küsur kilometre kareden fazla toprak kaybedildi” diyen de var, “bir dönüm vatan toprağı elden çıkmadı” diyen de var“ apaçık  belgeler ortadayken…
    M.A.E “Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı; Sade altmış bin adam kaldı namazsız en azı” mısralarıyla yerin dibine batırıyor, kimileri “Cennetmekan Han” deyip ahiretteki yerini kararlaştırıyor!
    2000’lerin başında istemeden gol orucu tutan santrfor dozu kaçmış eleştirilerle alenen linç edilirken, ağır hakaretlere maruz kalırken mazide attığı gollerin hatırına biraz insaf gösterilsin muradıyla bir şeyler karalamış; azıcık mürekkep yalamış herkesin bileceği üzere de dikkat çekmesi adına “Ulu Hakan mı Kızıl Sultan mı?” başlığını atmıştık…
    Kabul edin, sabahın köründe gelen yorumları okuma ve cevaplama muradıyla bilgisayarı açınca “Sen Sultan Abdülhamit’e nasıl hakaret edersin, bu ne cüret, bunun yayınına nasıl izin verilir?” mesajıyla karşılaşmak hoş değil!
    İlk anda olayı çözememiş ve istemeden pot mu kırdık yoksa endişesiyle yazıyı baştan sona okuyuvermiştik! 
    Bırakın hakareti, isminin geçmesini ima dahi yoktu ve baştan sona futbolla, bir futbolcuyla alakalıydı satırlar!
    Yapmamamız gerekeni yapıp muhatabı ciddiye aldık ve sorduk “Nerenden uydurdun?”
    İki dakikaya kalmadan Einstein geri dönüş yapacaktı; “Abi özür dilerim, başlığa bakınca sinirlenmiştim ama altını okuyunca anladım ki konu bambaşka!” 
    “Benzemez kimse sana tavrına hayran olayım” şarkısının sürekli söylendiği toplumumuzda “Okumadığını eleştirenler, vakit yok yakınmasıyla önemli kitapların özetini çıkartıp göz atanlar, sürünürken kanatlanıp uçtuğunu düşünenler, 180 derecelik dönüşler yaparken asla utanmayanlar” kanıksandığından ötürü şaşıp kalma deyimini sözlükten çıkarttık şükür! 
    Çünkü para, lüks, şatafat düşkünlüğü muhafazakar, liberal, ılıman, fanatik demeden toplumun kahir ekseriyetini yoldan çıkardı, ar damarlarını çatlattı ve “Türkiye’de her şey olursunuz, bir tek rezil olamazsınız” diyen Murathan  Mungan’ın haklılığı kanıtlandı…
    Aslında bambaşka şeyler yazmaya niyetlenmişken konu nereden nereye geldi! Pek çok eksileri olsada sosyal medyanın irtibatın çoktan koptuğu kişilere ulaşmadaki etkin rolünden dem vuracaktık…
    Yalnızca geçen hafta liseden sıra arkadaşımızla 47-48 senenin ardından yeniden iletişime geçtik; sıkıntılı geçen Boluspor dönemimizde (1979-1982) Yaradan’dan sonra en büyük yardımcımız Bolu Gençlik ve Spor İl Müdürü Saip Garipoğlu’nun cep numarasına ulaştık (birlikte çalıştığı Muhtesip bey sayesinde.)
    Ankara’ya trenle gidip gelmeye başladığımızdan beri görme şansını  bulamadığımız Saip abinin sesini duymak için vakit kaybetmeden telefonun tuşlarına dokunduk…
    Yaşı 90’a dayanan ve hayli sıkıntılı süreçlere maruz kaldığını satır aralarında beyan eden efsane müdür nezaketini, asaletini aynen muhafaza ediyordu. Neylersiniz kim olduğumuzu ne kadar çabalasa da çıkaramadı ve “kusuruma bakmayın” dedi…
    “Hiç önemli değil, sadece minnetimin ve sevgimin sürdüğünü bilin, her şey için teşekkür ederim, eğer bir yerlere geldiysem emeğiniz büyük” sözcüklerini peş peşe sıralarken mahzunlaşmamak mümkün müydü?
    Evet, Bolu’da istediğim gelişmeleri kaydedememiştim lâkin onun engin desteğiyle pes etmemiş ve Yaradan’ın inayetiyle başarıyı yakalamıştım ileride…
    Siz siz olun; sevdiklerinize, hayatınıza pozitif dokunanlara, anlam katanlara teşekkürde geç kalmayın. Halik bilse de an geliyor muhatap bilemeyebiliyor…

          Fatih URAZ 
     

    • Eğitimci 5 Ocak 2026 . 11:31

      Sayın Saip Garipoğlu hocamıza Allah'tan sağlıklı uzun ömürler diliyoruz. Selam ve saygılarımızla.
    • İbrahim Atalay 5 Ocak 2026 . 09:31

      Gerçeklerin er yada geç ortaya çıkması gibi bir olay vardır. Saip Garipoğlu'nun efsane oluşunu yaptığı Beden Terbiyesi Bolu İl Müdürlüğü veya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü döneminde yaptığı hizmetler Bolu'da kurulmasına ön ayak olduğu tesisler ve yetişen sporcular ona ne kadar dua ve teşekkür etse azdır.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Erpiliç

    GÜNÜN SÖZÜ

    İşinin esiri olan insan, başkasının esiri olmaz

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak