Basın Konseyi dışında, hiçbir gasteci cemiyetine üye değiliz

Bize o kadar yabancı ki...

Salvador Dali

    3 Ekim 2015

            2 gün önce 51 yaşına giren Kishi Ryoichi Japonya'da doğduğu için kendini şanslı hissediyordu. Nasıl hissetmesin ki; koca bir ekonomik dev olan Japonya'da neredeyse herkes mutlu idi. Japonya bu duruma çalışkan ve vicdanlı vatandaşları sayesinde gelmişti; dile kolay kişi başı 35.000 dolar milli geliri olan, 4 trilyon dolar toplam milli geliri olan mükemmel bir ülke. Kishi anne babasından kendine miras kalan, bir nevi doğaya tapmaya eş değer, Şinto dinine mensup idi. Bu dinde bir peygamber bulunmadığından herkes evinde ibadet hane oluşturmuştu. Doğaya ve insana saygı, dürüstlük-vicdan bu dinin olmazları arasındaydı. Kishi de bu değerlerle büyüdü ve şimdi kendi çocuklarını büyütüyordu. 25 yıllık evliliğinden 14 yaşında bir erkek ve 10 yaşında bir kız çocuğu vardı. Karısı çocuklarıyla ilgilenmek için fedakarlık yapmış işinden ayrılmıştı. Zaten Kishi de bütün aileye yetecek kadar kazanıyordu. Çalıştığı şirkette sorumlu mühendis koltuğundaydı. Bütün projeler onun onayından geçmeden uygulamaya konulmazdı. Bu sorumlu pozisyona 25 yılda verdiği dürüst mücadele ve kazandığı bilgi ile haklı olarak gelmişti. Dürüst bir insan olduğundan şirkette olağanüstü sevilirdi. Sabah ofise gittiğinde şirketin Türkiye Devleti'nden aldığı 1.4 Milyar dolarlık bir köprü ihalesinin imzalarının atıldığını öğrendi. O gün iş yerinde sürekli Türkiye'ye gitme hayalleri kurdu. 1 yıl sonra beklenen gün geldi, ailesi ile vedalaştı ve Tokyo Haneda Hava Limanı'ndan yaklaşık 10 saatlik yolculuğu başladı.

            Atatürk Hava Limanı'nda kendi şirket elemanı karşıladı Kishi'yi, körfeze doğru hareket ettiler; kalacakları konutlara doğru. Yolda körfez köprüsünü gördü Kishi, denizde yükselen kulelerin bittiğini, şimdi onları birleştiren işçi geçişlerini sağlayan halatlara (cat-walk) sıra geldiğini biliyordu. Zira işçi geçişlerini sağlayan yol olmaz ise köprü yapılamazdı. Japonya'da iken buradaki mühendislerle konuşmuş, standartları belli halat birleştirici parçaların bir kısmını Türkiye'de imal kararı almıştı. Bu ek parçaların nasıl yapılacağını ve nerelerine kuvvetlendirici ekler konulacağını ayrıntılarıyla, teknik çizimleriyle beraber, yazıya dökmüş Türk üretici de harfi harfine buna uyacağını taahhüt etmişti.

            Her biri 8 ton olan 14 adet halat Türkiye'de imal edilen ekleme parçalarıyla Kishi gözetiminde birleştirilmeye başlandı. Bir süre sonra cat-walk patika köprünün ilki tamamlandı. Kishi patika yolun üstünde yürümek istedi; manzara müthiş olmalıydı. Körfezi ilk kez birleştiren halatların birleştirdiği patika yol üzerinde yürümeye başladı. Manzara göz alıcıydı; altta petrol yüklü tankerler ve balıkçılık yapan yerel tekneler. Ama şu an kontrol amacıyla çıkmıştı buraya, hemen gözle kontrollere başladı. Türkiye'de yaptırdığı ek birleştirme metallerini gördüğünde gözlerine inanamadı; kılcal çatlaklar oluşmuştu. İşçiler çalışırken cat-walk koparsa onlarca işçi ölebilirdi. Ertesi gün fırtına olacak diye vardiyaları iptal etti, işçileri güvene almalıydı önce.

             Ertesi gün olduğunda cat-walk, Kishi'nin tahmin etti gibi ek yerlerinden kopup körfeze düştü. Vicdanı sızlıyordu Kishi'nin. Bütün suç kendisinindi. Türkiye'de üretilen parçayı kendi çizmiş, üretilmesi kararını risk alarak kendi vermişti. Yetiştirildiği Şinto dinine göre hatanın sorumluluğu da alması gerekiyordu. Hem ülkesinde hem şirketinde kendisine güvenenlere mahcup olmuştu; suç kendisinde olmasa da sorumluluk kendisine aitti, bu utançla yaşayamazdı. Tekrar onurunu kazanması için tek yol vardı inancına göre; ONUR İNTİHARI, yani HARAKİRİ.

           Dilini bilmediği bir yerde, ailesinden çok uzaklarda idi, ama ülkesinin ve kendisinin onuru her şeyden önce gelirdi. Bir maket bıçağı buldu ve biraz uzaklaşarak deniz kenarında bir yere oturdu. Çocukları ve çok sevdiği karısı aklına geldi; gözleri doldu. Ama gururunu yeniden kazanmak, kendi ve çocuklarının onurlarını korumak zorundaydı. Tereddüt etmeden önce bileklerini kesti, fazla canı yanmadı, kan ellerinden süzülürken sıcaklığını hissetti. Süreci hızlandırmak için maket bıçağını boğazına dayadı ve tüm gücüyle çekti. Kishi karşı yakanın ışıklarını görüyordu, sonra birden ışıklar kayboldu.

              Kishi'nin cansız bedenini sabah okula giden öğrenciler buldular. O gün gazetelerde 'Hatayı onuruna yediremeyen Japon mühendis intihar etti' manşeti atıldı. Biz ise hiç bir şey anlamadık zira 'Hatayı onuruna yedirememek' bize o kadar yabancı idi ki...
     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    GÜNÜN SÖZÜ

    Dün, dünle beraber gitti cancağızım; bugün yeni şeyler söylemek ( yapmak ) lazım.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak